12 Mart 2010 Cuma
 

Ana Sayfa Kamu Personeli Açıköğretim KPSS Medya'dan Haberler Sendikalar Mevzuat Özel Konular Sınav ve Sorular Forum
  
 
 Politika
 
Anap ve Akp Tarzı Propogandanın Sırları
08.02.2010 04:51
İnsanlık tarihi, başlangıcından itibaren yönetme ve yönetilme içeren bir siyasi ikna tarihidir.
Not:, Mümtaz İdil’in “Televizyon izlerken buna dikkat edin” başlıklı yazısına Muzo rumuzuyla tanıdığımız okurumuz Muzaffer Arslan imzasıyla adeta makale uzunluğunda bir yorum gönderdi. Bu “yorumun” konusu da aslında o yazıyla örtüşmüyordu. Sayın İdil’in yazısı esas olarak sanal reklalarla ilgili olmasına karşın, Sayın Arslan’ın yorumu daha çok siyasette algı mühendisliği ve toplum psikolojisi yönetimiyle ilgiliydi. Bizde bu yazıyı sizlere yorum bölümünden ayrı bir makale olarak yayınlamaya karar verdik.)
İnsanlık tarihi, başlangıcından itibaren yönetme ve yönetilme içeren bir siyasi ikna tarihidir. Her sistem halkı ikna edecek bir dil ve yöntem geliştirmiş, iktidarını sadece güç, zorbalık ile değil, ikna, inandırma ve meşruiyet üzerine bina etmiştir. Eski Roma konsüllerinden, krallara, cumhuriyet rejimlerine, diktatörlüklere iktidar ettiren şey, gücün yanı sıra, iknadır. Geçmişte bu kadar önemli olan ikna, günümüz iletişim çağında çok daha fazla önem kazanmıştır.

Değişik bilimlerin verilerinden yararlanan siyaset bu konuda en çok psikolojiden destek almaktadır. Emperyalist sistem hem kendi ülkelerinde hem de etkisi altına aldığı ülkelerde bilimsel çalışmaların verilerine dayanarak meşruiyet yaratmakta ve halk kitlelerini ikna yöntemleriyle yanlış tercihleri kabule razı etmektedir. Amerikan Üniversitelerinin satış yöntemlerini geliştirmek için yaptığı deneylerden çıkardığı sonuçlar siyasi alanda sıkça kullanılmakta ve insanların gerçekleri görme , algılama melekeleri ipotek altına alınmaktadır. Ülkemizde de yeni kurulan partilerin ilk seçimlerde iktidara gelmelerini ancak bu yöntemleri analiz ederek değerlendirirsek anlayabiliriz. Bu konuda Özal’ın ANAP’ı ve Tayip Erdoğan’ın AKP’si en iyi iki örnektir. Her ikisi de ikna psikolojisini ve hipnotik etkileme yöntemlerini bilen “uzmanlarca” çalışmalar yürüterek kısa sürelerde iktidar olmuşlar ve uzun yıllar bu iktidarlarını sürdürmüşlerdir. Yürüttükleri seçim kampanyalarının şaşası ve kullandıkları yöntemler, rakiplerinin bu konulardaki yetersizliği, dolayısı ile çok net anlaşılamamış ve başarının arkasında ipe sapa gelmez nedenler aranmıştır. Yeni kurulan bir partiye toplumun onu tek başına iktidar edecek kadar destek vermesinin asıl nedeni çizilen imaj ve umut yaratma ustalıklarıdır. Kullanılan ikna yöntemleri ve hipnotik dil, imaj oluşturmada ve umut yaratmada olağanüstü bir başarı elde etmelerini sağlamıştır. Tüm bu gerçekler önce çok iyi anlaşılamamış ve eski ideolojik önyargılarla yanlış teoriler oluşturulmuştur. Hal böyle olunca muhalefete mahkum olmak da kaçınılmaz kader gibi algılanmıştır.
Popüler olanın dayanılmaz cazibesi

Sözünü ettiğimiz iki parti de popüler partilerdir, iktidar olmak için kurulmuşlardır ve ideolojik siyasi birikimden yoksundurlar. “Yörük göçü gide gide düzülür” misali yolda derlenip toparlanmışlardır. Ancak kitleler ve toplum nezdinde tüm sorunları çözebilecek sihirli değnek gibi algılanmışlar, tüm sorunların çözüleceğine dair umut yaratmışlardır. Bunu yaparken kendilerine muhalif partileri durağanlık, çözümsüzlük, korkaklık, bilgisizlik ve projesizlikle suçlamayı ihmal etmemişlerdir. Çünkü İktidar sürdürmenin yolu ikna edilmiş kitlelerin muhalefete yöneltmesini engellemektir. 12 Eylül Faşist darbesinin toplumda yarattığı tahribat ve depolitizasyon sonucu popüler kültüre yönelen kitlenin ne istediğini çok iyi bildiklerinden onların istemlerini dile getiren ve aynı istemlere sahip insanlar imajıyla başladılar politik süreçlerine. Onlar dışında kalanlar ya seçkinci, ya eski kafalı ya da dar görüşlüydüler. Onlar serbest piyasacı yenilikçi, değişimci dünyaya açık, özgürlük ve zenginlik havarileriydiler. Kullandıkları kavramlara kitlelerin popüler kültür dinamiklerine göre anlamlar yüklemesini sağladılar. İnsanların önüne bir masal dünyası ve vaatler zinciri sunuldu. Umut yaratılmıştı. Popüler kültürün, çalışmadan kazanma, beleş yaşama empozesi, iktidarın vaatleriyle örtüşüyordu. Rüyaları beleş elde edilecek zenginlikler kaplamış, hayal dünyaları inanılmaz zenginleşmişti. Eski siyasetlerini hemen terk eden kitle kolayca bu akımların peşine takıldı. Ele geçirilen iktidar vasıtası ile birkaç göstermelik zengin yaratılıp umudun sürmesi ve,destek olunduğu sürece sıranın herkese geleceği beklentisi yıllarca götürdü götürüyor.

Popüler kültür dayatmasındaki bir birey için eline verilen bir lira, vaat edilen beş liradan daha değerlidir. Yarın yerine bugün önemlidir. Onun bugününü kurtarana minnettardır. Kalıcı çözümlere kulağı ve gözü kapalıdır. Alınan küçük hediyeler ve bunun sonucu beyni etkileyen vaatler ve o vaatleri yapanlar kendisi için gelecek projesi yapanlardan daha önemli görülür. Bu popüler olanın dayanılmaz cazibesidir. İkna etmek günümüz emperyalist kapitalist sistemlerinde bir bilim haline gelmektedir. Üniversiteler bu alanda sayısız çalışma yapıyor ve her gün kitlelerin, bireylerin nasıl düşündüklerine dair analizler oluşturuyorlar.

İki tarafı ayrı boyalı levhayı tek renge boyayıp göstermek

Bundan çok değil yarım yüz yıl öncesine kadar zekanın bazıları için bir ayrıcalık olduğu düşünülür ve zeka ölçüsü olarak IQ kulanılırdı. Oysa günümüzde zekanın sadece IQ ile ölçülemeyeceği buna EQ denilen duygusal ve hatta SQ denilen ruhsal zekanın da katılarak birlikte değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldı. İnsan beyni üzerinde yapılan incelemeler beynin 10 milyar nörondan oluştuğu bilgiyi alıp işlediği ve zekanın geliştirilebileceği, herkesin zeki olma potansiyeli taşıdığı sonucunu getirdi. Demek ki bu gerçekliğe rağmen bazı sistemler herkesin zekasının gelişmesini istemiyor ve eğitim sistemini ayrıcalıklı zekaya prim verecek şekilde düzenliyor. Bu halkı ve kitleleri uyutmak ve yönlendirmek için gerekli görülen eğitim uygulaması olarak karşımıza çıkmakta. Biz beyin analizi ve zekayı inceliyoruz çünkü ikna hem ikna eden açısından hem de ikna edilen açısından bu analizin yapılmasını zorunlu kılıyor. Bu analiz insanların düşünüş tarzını ve bunun sonucunda nasıl davranacaklarını öğrenmemiz için çok gereklidir. Karşınızdakinin nasıl düşündüğünü bilmeden onu ikna edemezsiniz. Siyaset açısından tek tek insanların ve büyük kitlelerin algısal değişimini sağlamak onları kendi düşünce sistemine yöneltmek yeni yöntemler bulmayı zorunlu kılmaktadır. İktidarı hedefleyen ve iktidara geldiğinde topluma ne yapacağını anlatan bir siyasi parti o topluma kendinin vaat ettiklerinin, kitlelerin çıkarına olduğuna ikna etmeli ya da bu konuda çözümün asıl sahibinin kendi partileri olacağı umudunu yaratabilmelidir. Bir kez umut yaratıldıktan sonra kitlesel algı bu doğrultuda çalışmakta ve insanların o siyasi partiye dönük düşünceleri onaylama ve sempati olarak gelişmektedir. İki tarafı ayrı boyalı levhayı tek renge boyayıp göstererek, her iki yana bakan insanlarda aynı renk imajını kurabilmektir siyasette ikna.

Medya beynimizi emperyalistlere açık hedef haline getiriyor


Psikolog Phil mc Graw’a göre tüm insanların on ortak özelliği vardır: “ 1-Tüm insanların bir numaralı korkusu rededilme korkusudur. 2-Tüm insanların bir numaralı ihtiyacı kabul görme ihtiyacıdır. 3-İnsanlar üzerinde etkin olabilmek için onların özsaygılarını koruyacak ya da geliştirecek şekilde davranmak gerekir. 4-Herkes her duruma ‘bunda benim için ne var’ diye yaklaşır. 5-İnsanlar ancak anladıkları şeyi işitir ve anlamlandırır. 6-Herkes kişisel olarak kendileri için önemli olan şeyler hakkında konuşmayı tercih eder. 7-İnsanlar kendilerinden hoşlanan insanlardan hoşlanır,güvenir ve inanır. 8-İnsanlar genellikle görünen nedenlerin dışındaki nedenlerden dolayı yaptıkları şeyi yaparlar. 9-En olgun insan bile basit davranışlarda bulunabilir. 10-Herkes toplumsal maske takar ve kişiyi görebilmek için ardına bakmak gerekir. Doyurulmamış her türlü ihtiyaç kişinin nesnel olabilme yetisini köreltir. Bir şeye,bir duyguya bir kişiye ihtiyaç duyduğuna inanan insan, ihtiyaçları doğrultusunda aldanmaya ve yalanı fark etmemeye eğilimlidir. Çünkü sübjektif ve ben merkezci hale gelmiştir.”(a.g.e.s.22) Görüldüğü gibi araştırılan ve geliştirilen bir çok yöntem kapitalizmin sürmesi, onun belirlediği sistemin yürümesi için kullanılıyor ve bu araştırmalar hiç hız kesmeden sürüyor. Emperyalizm nasıl yapıyor? Her söz açıldığında ABD’nin, AB’nin, İsrail’in ya da genel adı ile emperyalizmin kurduğu oyunlardan söz ederiz. Bir siyasal partiyi ABD’nin iktidara getirdiğinden bahsederiz ancak bunun ne olduğunu tam bilemeyiz. Kafamızda ipe sapa gelmez komplo teorileri oluşmasına ve bilgi kirliliği sonucu, bilinç bulanıklığına neden olan bir sürü “mantıklı” neden üretebiliriz. Aslında buna, bir doğrudan, (yanlış analiz sonucu) yanlış çıkarımlara ulaşmak, demek gerekiyor. Bunların çalışma yöntemleri çok açık ve basit. Üstelik de görmek istediğinizde, göstere göstere, gözümüze soka soka yapıyorlar her şeyi. Ellerindeki ekonomik güç ve medya bu konuda her kapıyı açıyor. Bir yandan bilim ve teknolojini ilerlemesi hayatı kolaylaştırırken, bir yandan da bunun sonuçları bizi adeta kör ediyor. En basitinden evlerimizdeki televizyonun, her gün satın aldığımız gazetelerin beynimizi ele geçirmesine ve bilgi kirliliği ile doğru-yanlışı karıştırmamızı sağlamasına izin veriyoruz. Toplum olarak değişik kaynakları okumuyor oluşumuz ve soru sorma, şüphelenme alışkanlığımızın olmayışı bizi aynı davranış kalıplarını gösteren ve çözülebilir özelikli bir kitle yapıyor. Her türlü bilimsel analizi kullananlar için açık hedeften başka bir şey değiliz.

Sadakayla beyinlere mesaj gönderiliyor


İlk bakıldığında hiçbir anlamı yokmuş gibi algılanan sloganlar adeta beyinleri esir alıyor ve toplumu istenilen tarafa, ürüne yönlendiriyor. Burada AKP’nin kullandığı basit bir sloganı ele alalım. Durmak yok yola devam! Bu slogan sorgulandığında hiçbir anlam ifade etmiyor gibi görünmesine karşın, her insanda yol ve hareketin farklı bir algılamasını yaratarak, kitlenin ortak talebi gibi algılanabiliyor.Yine Özal’ın dört eğilimin birleştirilmesi söylemi de öyle. Bir çok insan dört eğilimin ne olduğunu bile bilmezken adeta her eğilimin tüm düşüncelerini gerçekleştirdiği bir platform gibi algı yaratılıyor. Bireyde bunun algısı, her yolun mübah olduğu, herkesin kendini gerçekleştirebileceği şeklinde beliriyor. Bu tür hap slogan ve iletileri alan insanlar adeta büyülenmiş gibi, düşündüğünde asla yapmayacağı bir şeyi yapıp, gidip sandıkta o siyasi partiye oy veriyor. Sadece sloganlar bazında değil, siyasilerin davranışları, ortamın kullanılması gibi yollarla birlikte en çok bir şey verme ve karşılığını alma olgusu olarak kullanılıyor. Amerikan üniversitelerinin bulduğu bir yöntem de şu: Birine karşılıksız bir şey verirsen o kişi kendini borçlu hisseder ve bir biçimde bu borcu ödemeye çalışır. Bunu AKP’nin sadaka ekonomisi yaratılıyor diye küçümsenen yönteminde görüyoruz. Dağıtılan ürünlerin maddi değerinin hiçbir önem taşımadığı verdiği mesajın getirisinin çok yüksek olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış bulunuyor. Kitleler içlerinde bulunan değer verilme, kendini gerçekleştirme, çoğunluktan yana olma, başarısızlığın sahiplenilmemesi, bir yerlere duydukları tepkinin birilerince ifade edilmesinin sahiplenilmesi gibi bilinen yöntemlere uygun çalışma tarzı ile adeta büyülenmiş bireyler haline dönüştürülerek aynı yöne yönlendiriliyor. Burada bu mesajları doğrudan verme görevini, gönüllü ya da gönülsüz medya üstleniyor. Tıpkı bir reklam ajansının hedef kitleyi belirlemesi, o hedef kitlenin analizini yaparak uygun mesajları bulması ve ürünü sattıracak reklamı oluşturması gibi, medya da siyasi ürünü halka (hedef kitleye)sunuyor.

Halkın kodlarını çözen yöntemler

Burada en büyük avantaj TV olmakta, çünkü günümüz insanının en büyük eğlencesi ve vakit geçirme aracı bu. Üstelik TV’nin girmediği bir tek ev bile yok. Günümüzde dizi furyasını açıklayarak ne dediğimizi de açmış olalım.Yılda onlarca dizi projesi yapılmasına karşın bunların içinden en çok çalışılmışı, hedef kitlesini en doğru belirlemiş olanı tutuluyor. Burada hiçbir ahlaki kaygı, inanç, değer güdülmediğini amacın sadece hedef kitleyi ekran başında tutmak olduğunu da söyleyelim. Bazı gerçekleri kavrayamayan kalem erbabı ise nasıl olup da bu kötü yapımların halkta tuttuğunu anlamak yerine, üstenci bir yöntemle halkı küçümseme yoluna gidiyor. Oysa halk orada müthiş bir baskılanma ve salvo altında. Kimse onlara doğrunun öğretilmesine çalışmamış. Birileri çıkmış ve algılarını analiz ederek ürününü dayamış. Bu ülkenin yıllardır kötü ürünlerle, kötü siyasetle götürülüyor olması halkın algısını anlayıp doğru ürünü,doğru siyaseti verememekten kaynaklanıyor.Bu bir basitleşme teorisi değil.Sadece gerçeği algının üstünde bir yöntemle sunmanın hiçbir etkisinin olmayacağının kabulüdür. Türkiye’nin AKP’ye mahkum gösterilmesi de AKP’nin halkın kodlarını çözen yöntemleri kullanmasından kaynaklanıyor. Hatta son dönemde kendisine liberal, aydın yaftası vuranların bu oyundan etkilenerek, oyunun öncü uygulayıcılığına soyunmalarına bakarak kitlelerin okumuş olsun olmasın nasıl aynı hapla yönlendirilebildiklerine çok açık bir örnek. Bu öylesine bir körleşme yaratıyor ki yapılan hiçbir yanlış, yanlış olarak algılanmıyor ve birkaç doğru kırıntısı da sürekli doğru yapıldığı izlenimi veriyor. Bu etkiden sıyrılmış, aklını bilincini kullanarak hareket eden insanların o kesimce nasıl algılandığı düşünülürse, gerçek daha iyi kavranır. Yanılsama kendi dilini, üslubunu, edebiyatını kuruyor ve doğrularla yanlışlar yer değiştiriyor. Bazı kesimler bunu bilinçli olarak yaparken, yarı aydınlar da cidden inanarak gönüllü savunuculuğa yönelerek, katılaşan düşüncelerini sık sık yineleyip hedef kitle haline geliyor. Tabi işin bir de ekonomik boyutu var. Sermayenin bu kesimlere akıttığı yüklü para rahat yaşamı ve toplumsal gerçeklikten uzaklaşmayı getiriyor. Gazete ve TV’lerin iki lafı bir araya getiremeyen, analiz yeteneğinden bi haber, nev-i şahsına münhasır insanlara ödediği paralar bir şeylerin karşılığı olarak veriliyor. Aksi halde bu adamların kapıda bekçi bile yapılmayacakları çok aşikar. Medya için doğruyu, gerçeği açıklayan, halkı aydınlatan namuslu insanlar çok önem taşımıyor. Bunlar hasbel kader buralarda yer alsalar bile sisteme dokundurulmuyor ve sisteme dokunma başladığında kendilerini kapı önünde buluyorlar.

Karayılan nasıl Karayılan oldu
?

Sonuç olarak Peki tüm bu yöntemleri emperyalizm icad edip kendi işbirlikçilerine uygulatıyor da ne oluyor? Görüldüğü gibi hiç hak etmeyen siyasetler adeta toplumun yarısı tarafından iktidar yapılıyor. O halde bunları halkın yararına olanlar uygulayamaz mı? Elbette uygulayabilirler. Çünkü bilimin sonuçları ortada. İkna etmenin yolu ve yöntemleri biliniyorsa neden bunu uygulayarak kitleye doğru mesajlar verilmesin? Fakat burada en büyük engel, geçmişin dar kalıpları. Bu kalıplar kırılıp, çağ iyi analiz edilemezse kendini tekrar hep aynı yüzdelerde ya da azalan yüzdelerle ifade bulur. Gelişmelerin, teknolojinin iyi değerlendirilmesi, toplumun beklentilerinin doğru analizi ve uygun metotların kullanılması ki bu kalıpların kırılması demektir,başarıldığında halk için siyaset yapanlar da halktan büyük oranda destek bulurlar. Fakat söylenenlere deli saçması gibi bakıp, bildiğimde diretirim denilirse yaşanacak hezimetlere bahaneler bulunur. Bu mağdur edebiyatı yaptılar, sadaka ekonomisi yarattılar, gereksiz çıkışlar tuttu, uluslararsı konjonktür denk geldi, halkı kandırdılar, olmayacak vaatler verdiler, son anda TV’de yapılan tartışma yanlıştı, asker o bildiriyi yazmasaydı türü hepsi de aslında doğru olan ama suçu başka yerde arayan züğürt tesellileri olarak tarihteki yerini alır. Umutlar gelecek seçime kalır ve gündemi güçlü olanın belirlediği kısır döngüde yakınma, eleştirme dışında bir şey yapamamanın çaresizliği ile uç noktalara savrulunarak halktan biraz daha uzaklaşılır. Türkiye’de siyaset yapanlara düşen en önemli şey ANAP ve AKP olgusunu yukarıda belirttiğimiz çerçevede analiz etmek ve o yanılsamalara karşı halkın doğru etkilenmesini sağlayacak siyaset dilinin, sloganların, davranış biçimlerinin hızla geliştirilmesidir ki bu rakibin elindeki silahın alınarak koşulların eşitlenmesini getirir. Uyanış çok zor değildir. Tıpkı Nazım’ın şiirinde olduğu gibi: “Karayılan karayılan olmadan önce bir tarla sıçanı kadar korkaktır”. Hiç bir şey umurunda değildir. O bir maraba bir çobandır. Ta ki Antep’liler eline bir silah verip altına bir at çekene kadar. İşte bu dönüşümün başlangıcı düz ovada bir taşın arkasındaki kara bir yılanın kafasını kurşunun uçurduğu anı görmesi ve “ibret al deli gönlüm bu taşın arkasında kara yılanı bulan kurşun seni her yerde bulur” demesiyle başlar. Yani o maraba ömründe ilk kez düşünmüştür. Bunun üstüne at ve silah gelince tarihin kaçınılmaz kahramanı çıkar ortaya. O halde halkı düşündürecek etkileyici politik dilin oluşturulması hiç de zor olmasa gerek.

Muzaffer Arslan
Odatv.com


Bu haberi sizden önce 139 kişi okudu...       
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Sayfayı Yazdır Tepe Sayfa Başı Paylaş
Yorumlar
Yorum Yaz
Henüz Kayıtlı Yorum Bulunamadı.Yorum Eklemek İçin Tıklayınız...

Diğer Haberler
İllerin Milletvekili Sayıları ve Seçim Bölgeleri İllerin Milletvekili Sayıları ve Seçim Bölgeleri
Yüksek Seçim Kurulunun 13/2/2010 Tarihli ve 170 Sayılı Kararı...
Erdoğan´dan ABD´ye Büyükelçi ile gözdağı Erdoğan´dan ABD´ye Büyükelçi ile gözdağı
Erdoğan, Washington Büyükelçisi Tan´ın Türkiye´ye çağrılmasıyla ilgili, Durumu en geniş anlamda değerlendireceğiz. Neticeleri net görmediğimiz sürece büyükelçimizi ABD´ye göndermeyiz´´ dedi ...
Papandreou, Erdoğan´la görüşecek Papandreou, Erdoğan´la görüşecek
Yılan hikalesine dönen Kıbrıs meselesinin çözümü için Yunanistan nihayet bir adım attı. Başbakanı Yorgo Papandreou, Kıbrıs´ta çözüm için Başbakan R. Tayyip Erdoğan ile birkaç ay içinde görüşeceğini bi...
Başbakan ABD’nin Taşeronu Olmaktan Vazgeçmeli Başbakan ABD’nin Taşeronu Olmaktan Vazgeçmeli
ABD Başkanı’nı, geçen yıl TBMM’de ayakta ve heyecanla alkışlayan AKP zihniyetinin çok büyük bir mağlubiyeti ve aşağılanmasıdır...
ABD ye One Mınute Denilmelidir ABD ye One Mınute Denilmelidir
DSP Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde sözde Ermeni soykırımına ilişkin tasarının kabul edilmesi üzerine Hükümet’i uyardı....
Ankara’nın son kozu Ankara’nın son kozu
ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde sözde soykırım tasarısının görüşülmesine sadece dört saat kala, Ankara’dan Washington’a son uyarı, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun ağzından gitti: Ank...
PKK’ya şafak baskını PKK’ya şafak baskını
Belçika’nın 5 ayrı kentinde dün sabaha karşı 300 güvenlik görevlisiyle 25 ayrı noktadaki PKK bürolarına operasyon düzenlendi. Baskın yapılan Roj TV’nin kapısına kilit vuruldu. Gözaltına alınanlar aras...
´Türkiye bu sınavı geçmek zorunda´ ´Türkiye bu sınavı geçmek zorunda´
Türkiye´nin demokrasi sınavından geçtiğini söyleyen Erdoğan Kalkınmak için reform şart. Reformları sırf hükümet istiyor diye karşı çıkmak samimiyetsizlik dedi ...
Murat Mercan´dan Sert Açıklamalar Murat Mercan´dan Sert Açıklamalar
Meclis Dışişleri Komisyonu Başkanı Murat Mercan Tasarıyı Sert Bir Dille Eleştirdi. ...
Şok! Soykırım Tasarısı Komiteden Geçti! Şok! Soykırım Tasarısı Komiteden Geçti!
ABD Temsilciler Meclisi, Sözde Soykırım Tasarını 1 Oy Farkla Onayladı...
Türkiye’nin Ekonomiden Sorumlu Bir Hükümete İhtiyacı Var Türkiye’nin Ekonomiden Sorumlu Bir Hükümete İhtiyacı Var
MHP Genel Başkan Yardımcısı Münir Kutluata, Türkiye’nin ‘Ekonomiden Sorumlu bir Hükümete’ ihtiyacı olduğunu belirterek, iktidarı işsizlikle ilgili ne gibi çözümlerinin olduğunu açıklamaya çağırdı....
Orduya Yönelik Eylemler, Atamalara Yönelik Orduya Yönelik Eylemler, Atamalara Yönelik
DSP Genel Başkanı Masum Türker, orduya yönelik bazı eylemlerin, Genelkurmay ve Silahlı Kuvvetler bünyesindeki atamaları etkilemek, Silahlı Kuvvetler bünyesindeki yükselmelere yön vermek amacını taşıdı...
Köşk´te Üçlü Zirve Konuşuldu Köşk´te Üçlü Zirve Konuşuldu
Cumhurbaşkanı Gül, Dün Sürpriz Bir Kararla TBMM´de Grubu Bulunan Muhalefet Partilerinin Liderleriyle Görüşme Kararı Aldı ...
Referandum Süresi 60 Güne İndi Referandum Süresi 60 Güne İndi
Hükümetin Anayasa Değişikliklerini Halk Oylamasına Götürecek Yasal Düzenleme Meclis Genel Kurulu´ndan Geçti. ...
Gül´den Son Dakika Telefonu Gül´den Son Dakika Telefonu
Cumhurbaşkanı Gül Sözde Ermeni Soykırımı Tasarısının Oylaması Öncesi Obama´ya Son Dakika Telefonu Açtı. ...
Bakan Kavaf´ın Babası Vefat Etti Bakan Kavaf´ın Babası Vefat Etti
Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf´ın Babası Niyazi Bostancı Vefat Etti. ...
Teröristlerin mezarına vekil ziyareti Teröristlerin mezarına vekil ziyareti
ŞIRNAK´IN Cizre ilçesinde BDP´li milletvekilleri ve Kandil´den gelenler PKK´lıların mezarını ziyaret etti. Cizre´de BDP İlçe Başkanlığı´nca ´Dünya Kadınlar Günü´ nedeniyle basın açıklaması yapıldı. To...
Gül´den sandıksız değişiklik açılımı Gül´den sandıksız değişiklik açılımı
Sürpriz bir çağrıyla Meclis´te grubu bulunan parti liderlerini Köşk´e davet eden ve ilk Baykal´la görüşen Gül, uzlaşı ile referandumsuz bir anayasa değişikliği hedefliyor ...

1
 2
Günün Tüm Haberleri
Arzuhalci
Soru cevap
bilgi payla??m? ve sohbet
Kamu Haberleri Politika Haberleri
Güncel Haberleri Ekonomi Haberleri
Dünya Haberleri Spor Haberleri
Eğitim Haberleri Sağlık Haberleri
Becayiş İhaleler
Kamu Forum Kitaplar
Kurslar Soru/Cevap
Sendikalar Kararlar
Kamu İlanlar Resim Galerisi
Videolar Download
Haber Gönder Astroloji
Anketler Tarihte Bugün
Yeni Üye Kaydı
Üye Girişi
 İşte Türkiye´nin milyarderleri İşte Türkiye´nin milyarderleri
 Öğretmenlere çifte maaş Öğretmenlere çifte maaş
 Memurlar dikkat! Maaşınız kesilebilir Memurlar dikkat! Maaşınız kesilebilir
 70 bin öğretmen gerçeği 70 bin öğretmen gerçeği
 Kpss Yerleştirme İşlemlerine İlişkin Duyuru Kpss Yerleştirme İşlemlerine İlişkin Duyuru
 DES: Çubukçu kadro konusunda Maliye’den ümitli DES: Çubukçu kadro konusunda Maliye’den ümitli
 13 Martta Ankara’da Eğitim Çalışanlarının Sorunları İçin Yürüyoruz 13 Martta Ankara’da Eğitim Çalışanlarının Sorunları İçin Yürüyoruz
 Öğretmen Evimizi Geri Verin Öğretmen Evimizi Geri Verin
 Seviye belirleme sınavında çifte standart Seviye belirleme sınavında çifte standart
 Biz Söz Verdik Tutuyoruz, Sıra Eğitim Çalışanlarında Biz Söz Verdik Tutuyoruz, Sıra Eğitim Çalışanlarında
 Turem Sözleşmeleri Yazımıza MEB’den Cevap Turem Sözleşmeleri Yazımıza MEB’den Cevap
 Görevde Yükselme Sınavında Baraj 60’a düşürülmelidir Görevde Yükselme Sınavında Baraj 60’a düşürülmelidir
 MEB’den belirsizliğin giderilmesini istedik MEB’den belirsizliğin giderilmesini istedik
 Şube müdürü davayı kazandı Şube müdürü davayı kazandı
 Görevde yükselme yönetmeliği değişti Görevde yükselme yönetmeliği değişti
 Tapu Kadastro Gn. Md.lüğü Hukuk Müşavirliği Mahkeme Kararlarını Yayımladı Tapu Kadastro Gn. Md.lüğü Hukuk Müşavirliği Mahkeme Kararlarını Yayımladı
 Ek Ders Hakkında Görüş Yazıları Ek Ders Hakkında Görüş Yazıları
 Meslekî Açık Öğretim Lisesi 4. yaşını doldurmuştur. Meslekî Açık Öğretim Lisesi 4. yaşını doldurmuştur.
 Öğretmen Okullarının Kuruluş Yıldönümü Mesajı  Öğretmen Okullarının Kuruluş Yıldönümü Mesajı
 Ömer BALIBEY´in Öğretmen Okullarının Kuruluş Yıldönümü Mesajı Ömer BALIBEY´in Öğretmen Okullarının Kuruluş Yıldönümü Mesajı
 İşsizlik Karabasana Dönüştü  İşsizlik Karabasana Dönüştü
 II. Dönem Kayıt Yenileme İşlemleri  II. Dönem Kayıt Yenileme İşlemleri
 Öğretmenlerin Temsil Yeteneği Mülâkatı  Öğretmenlerin Temsil Yeteneği Mülâkatı
 Kurumlardan Sorunlarla İlgili Gelen Cevaplar  Kurumlardan Sorunlarla İlgili Gelen Cevaplar
 Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezlerine İlişkin Duyuru  Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezlerine İlişkin Duyuru
 Klasik bir banka mağduriyeti daha: yenzedeler  Klasik bir banka mağduriyeti daha: yenzedeler
 Pasak ile Yunak Pasak ile Yunak
 Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşra Teşkilatları Kapatılıyor Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşra Teşkilatları Kapatılıyor
 Yabancı Hükümet Bursları 2010–2011 Yabancı Hükümet Bursları 2010–2011
 Yanlış Kayıt Ücreti Yatıran Öğrencilerimizin Dikkatine! Yanlış Kayıt Ücreti Yatıran Öğrencilerimizin Dikkatine!
 Lisans Tamamlama Girişimlerimiz Devam Ediyor.  Lisans Tamamlama Girişimlerimiz Devam Ediyor.
 Zihinsel Engellilerin Eğitimi Kursları  Zihinsel Engellilerin Eğitimi Kursları
 İller Bankası Kanun Tasarısı, Plan Bütçe Komisyonu Metni       İller Bankası Kanun Tasarısı, Plan Bütçe Komisyonu Metni
 Sayın Bakan Hangi Rakam Dogru Sayın Bakan Hangi Rakam Dogru
 2010 PYBS,SBS ve Polis Koleji Kılavuzları 2010 PYBS,SBS ve Polis Koleji Kılavuzları
 MEB İç Denetim Biriminden örnek rapor MEB İç Denetim Biriminden örnek rapor
 Derhanelerin rehber öğretmen sorunu çözülüyor Derhanelerin rehber öğretmen sorunu çözülüyor
 Kamuda İstihdam Edilen Taşeron Firma Eleman Sayısı 300Bini Aştı Kamuda İstihdam Edilen Taşeron Firma Eleman Sayısı 300Bini Aştı
 ´Görüşmeler sanal çıpa görevi gördü´  ´Görüşmeler sanal çıpa görevi gördü´
 ´IMF ile anlaşma ortadan kalktı´  ´IMF ile anlaşma ortadan kalktı´
 Sinop´taki nükleer santralı G. Koreliler inşa edecek  Sinop´taki nükleer santralı G. Koreliler inşa edecek
 11 Mart 2010 Tarihli Atamalar 11 Mart 2010 Tarihli Atamalar
 Tuzla Öğretmenevinin Perde Arkası Tuzla Öğretmenevinin Perde Arkası
 ´100 yeni mağaza açıp bin kişiyi işe alacağız´ ´100 yeni mağaza açıp bin kişiyi işe alacağız´
 Öğrenciler fast foot´tan vazgeçmedi, meyveler kantinde çürüdü Öğrenciler fast foot´tan vazgeçmedi, meyveler kantinde çürüdü
 Yüz binler bu tasarıyı bekliyor! Yüz binler bu tasarıyı bekliyor!
 Kontörlü hat kullananlar dikkat Kontörlü hat kullananlar dikkat
 Kim o? Hırsız... tamam açıyorum Kim o? Hırsız... tamam açıyorum
 Emeklilerin gözü bu yasada Emeklilerin gözü bu yasada
 Hastanelere kökten operasyon Hastanelere kökten operasyon
kalfalık belgesi almak
Kurumlararsı nakil
EĞİTİM ÖDENEĞİ
yönetici atamaları acil
Teknoloji ve Tasarım Dersi Öğretmeni Meslek Lisesine Yönetici Olarak Atanabilir mi?
özel okuldan devlete geçme
ben 4b li hemşireyim,askeri personel olan eşim in yanına nasıl gidebilirim,tayin nasıl olcak lütfen bilgi verirmisiniz,
Sözleşmeli Pozisyonda geçen süreler Aday Memurlukta neden Değerlendirilmiyor?
mahkeme kararı
yeniden kpss giriş
MEB yönetici atama
atanma talebi
yeni yönetmelik sitede haber olsun
Uzmanlık Yasa Tasarısı
Müdürlük Ataması
2009 Aralık da atanan öğretmenler için Kırtasiye yardımı
bir yıldan fazla mahkumiyet sonucu memurluğa dönüş
aff tarihi 2
2010 sınavla müdürlüğe atama işlemleri sonrası
davam red ile sonuçlandı ancak.....
Sözleşmeli Öğretmenin Askerlik dönüşü
af tarihi
atanma talebiyle ilgili dava sonucu
pedogojik formasyon
Öğretmene fazla mesai
Anket
Öğretmen Alımlarının Yılda Bir Defa Yapılmasını Uygun Buluyor musunuz?
Evet62%
Hayır38%
Diger Anketler  
Anket Yorumları     Anket Gönder
Flash Player'ı yüklemek için sayfamızın en altındaki linke tıklayınız.
Sura Bal Istiklal Marşı
Nevzat Toka
Lokmacı Niyazi Dumlu
Lokmacı Niyazi Dumlu
Lokmacı
Video Kategorileri
Anadolu Ajans? Cihan Haber Ajans?

Siteden yararlanırken gizlilik ve yayım ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.© 2007-2010 Tüm hakları saklıdır.
İzin Alındıkdan sonra Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. 3.Şahıslar yayınlayamaz.