BAŞKANLAR KURULU İSTİŞARE TOPLANTISI
SONUÇ BİLDİRİSİ
Türk Eğitim-Sen Şube Başkanlar Kurulu 25–26 Haziran 2009 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirilmiştir.
Toplantının sonucunda; eğitim çalışanlarını ilgilendiren sorunlarla ilgili olarak aşağıda yer alan konuların kamuoyu ile paylaşılmasına karar verilmiştir:
1- Demokrasinin kesintiye uğramasına, milli iradenin zayıflatılmasına, toplumun kamplara ayrılmasına kimse fırsat vermemelidir. Bununla birlikte Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir parti devleti olmadığını sorumluluk mevkiindeki herkes görmelidir.
75 milyonluk Türk Milleti, milli iradenin ta kendisidir. Bu iradenin üzerinde hiç kimse olamaz. Dolayısıyla, başta bu ülkeyi yönetenler olmak üzere, her türlü kurum ve kuruluş, ayrışma noktalarını değil, birleşme noktalarını öne çıkarmalı; toplumsal değerlerimize, milli ve manevi hassasiyetlerimize topyekûn sahip çıkmalıdır.
Anayasamızın ilk üç maddesinde belirtilen ilkeler temel hareket noktalarımızı da belirtmektedir. Bunlar;
Madde 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
Madde 2-Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletidir.
Madde 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe’dir. Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Milli marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır.
Türk Eğitim-Sen olarak, herkese ilan ediyoruz: Biz, Türk Milleti’nin huzur ve güvenliğinden cumhuriyetten, demokrasiden, Anayasanın ilk üç maddesinde belirtilen temel ilkelerden, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilelebet huzur ve güvenlik içinde yaşamasından yanayız.
Türk Eğitim-Sen olarak bütün siyasi partileri, Anayasal bütün kurum ve kuruluşları sorumlu davranmaya, ülkenin ve milletimizin birlik ve beraberliğine, huzur ve mutluluğuna katkı sağlamaya davet ediyoruz.
2- İstiklal Marşı, Andımız, Atatürk İlke ve İnkılapları olmazsa olmazlarımızdır. Bunları tartışmaya açmak, milli birlik ve beraberliğimize zarar verecektir. Ancak, son günlerde millî ve manevî değerlerimize yönelik saldırılar hız kazanmıştır. Özellikle kimi sendikalar “İstiklal Marşı” törenlerine ve Andımızın okunmasına yönelik bir takım bölücü yaklaşımlar içerisindedir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter yapısının devamını sağlayan unsurların en önemlisi ve başta geleni “Eğitim Dilinin Türkçe Olması”dır. Eğitim dilinin Türkçe’den başka dillerde yapılmasının teklif edilmesi dahi, üniter yapımıza vurulan ağır bir darbedir. Etnik farklılıklara göre ayrı öğrenci andı teklif etmek ise büyük bir gaflettir.
Biz Türk Eğitim-Sen olarak, bölücü yaklaşımlara hiçbir zaman prim vermeyeceğiz ve öğrencilerimizi millî ve manevî değerlerimize göre yetiştireceğiz. Son olarak gerçekleştirdiğimiz 01–02 Haziran 2009 tarihinde sonuçlanan İlköğretim, Ortaöğretim ve Yüksek öğretim öğrencilerine yönelik “Cumhuriyet ve değerleri, bağımsızlık, vatan sevgisi, bayrak sevgisi” konularında resim, şiir, makale yarışması düzenlenmesi bunun bir göstergesidir.
3- 21. Yüzyıl Türkiye’si için tam demokratikleşme kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Demokrasinin tüm kural ve kurumlarıyla işletilebilmesi için herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Bu süreçte, gereken sosyal ve hukuki düzenlemeler zaman geçirilmeden gerçekleştirilmelidir. Ancak şu husus dikkatlerden kaçırılmamalıdır ki; ülkemizin demokratikleşme süreci kurumlar arası ya da dengeler arası iktidar mücadelesine kesinlikle alet edilmemelidir. Türk Eğitim Sen olarak, böylesi bir durumun demokrasi yürüyüşümüzü sekteye uğratacağına inanmaktayız.
4- Din eğitimi devlet eliyle verilerek, çocuklarımızın din eğitimini sağlıklı ve doğru bir şekilde almaları sağlanmalıdır.
5- Sürekli olarak tartışma konusu haline getirilen başörtüsü, artık sorun olmaktan çıkmalıdır. Başörtüsü, ideolojik ve kısır siyasi çekişmelerden uzaklaştırılmalı, bir eğitim sorunu olarak algılanmalıdır. Eğitim öğretim özgürlüğünü sağlama görevi, devletin asli görevidir. Üniversiteler, yasakçı anlayışların yerine demokrasinin her zerresiyle solunduğu ve demokratik anlayışların öğretildiği yerler olmalıdır.
6- Sendikamızca sürekli olarak dile getirilen, memurlar arasında ayrımcılık yapıldığı, siyasi ve bürokratik baskıların had safhaya ulaştığı, çalışma barışının bozulduğu, liyakat ve kariyer ilkelerinin hiçe sayılarak yandaşların işbaşına getirildiği, çalışanların mutsuz ve geleceğinden umutsuz olduğu hususları bu defa da 01-19 Haziran 2009 tarihleri arasında yapılan 98. Uluslar arası çalışma konferansının üye ülkelerinin onayladıkları ILO sözleşmelerinin gereğini yapıp yapmadıklarının incelendiği aplikasyon komitesinde Türkiye, 87 sayılı sendika özgürlüğü ve sendikalaşma hakkının korunması sözleşmesine ilişkin ihlaller gerekçesiyle gündeme aldığı Türkiye ile ilgili görüşmelerin ardından hazırlanan sonuç raporu ile ülkemizin kamu çalışanlarının sendikal hakları başta olmak üzere tüm sendikal haklar konusunda bu güne kadar yapmadığı değişiklikleri yapabilmesi amacı ile İLO’ dan teknik yardım alması gerektiği konusunda hükümetin dikkatinin çekilmesi, dile getirilerek sendikamızın haklılığı bir kere daha tescil edilmiştir.
Ayrıca, İLO’ da özel paragraf (kara liste) uygulamasının bir alt müeyyidesi olarak bilinen teknik yardım sağlama konusunda işveren gurubu da onay vererek hükümetin bu konuyu kabul etmesi konusu sonuç raporunda yer almıştır. Artık hükümet bu anlamda gerekli düzenlemeleri yapmalıdır.
7- Bakanlık ve taşra teşkilatlarının eğitim çalışanları hakkında uyguladığı; atama, yer değiştirme, geçici görevlendirme vb. uygulamalarındaki yandaş kayırma, düşman kamplar yaratma anlayışı eğitim çalışanlarını rahatsız etmektedir. Kurucu müdürler, vekâleten görevlendirmeler ve Hüseyin ÇELİK’in Bakanlığının son zamanlarında hız kazandırdığı 76. Madde’ye dayandırılarak yapılan atamalar yakinen incelendiğinde siyasi kadrolaşmanın ne boyutlarda olduğu görülecektir. Bugüne kadar, tüm eğitim çalışanlarının gözleri önünde yaşanan bu tablo, Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Teşkilatı´nda görevli bazı bürokratlar, il milli eğitim müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri, yardımcıları ve şube müdürleri tarafından yaratılan bir tablodur. Bazı il ve ilçe milli eğitim müdürleri tarafından eğitim çalışanları üzerinde sendikal tercihleri yönünde baskılar oluşturulmaktadır. Bundan dolayı eğitim çalışanlarının moral ve motivasyonları bozulmuştur. Bu anlayış gelecekte eğitim çalışanları arasında büyük oranda kamplaşmalara ve bölünmelere yol açacaktır. Bu tablo asla Milli Eğitim Bakanlığı´na yakışan bir tablo değildir ve eğitim çalışanlarının yüzde 90’ı, bu yaşananlardan duydukları rahatsızlığı sendikamız üzerinden sık sık dile getirmişlerdir. Bu sebeple, Milli Eğitim Bakanlığı sendikalar arasında taraf olmamalıdır. İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri bu konuda uyarılmalıdır. Milli eğitimde yaşanan bu tablo düzeltilmeden; sendikalar, eğitim çalışanları ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında istenilen diyalogun kurulamayacağı açıktır. Taraftar oluşturmak olarak algılanan bu problemlerin bir an önce çözülmemesi ve yaşanan sürekli gerilim ortamı Milli Eğitim Bakanlığı’nı da olumsuz etkilemektedir.
8- Kamu çalışanlarının beklentileri doğrultusunda İLO normlarına uygun “Grevli, Toplu Sözleşmeli ve Siyaset Hakkı” da olan sendika kanunu bir an önce çıkarılmalıdır.
9- Ülkemizde alım gücü AB ülkelerine oranla oldukça düşüktür. Çalışanlar ne yazık ki filesini doldurabilmek için çarşıda, pazarda ince bir hesap yapmak durumundadır. Türkiye’de refah düzeyi, yaşam standartları gün geçtikçe düşmekte ve eğitim çalışanları maaşının büyük çoğunluğu sadece gıda ve kiraya ayırmak zorunda kalmaktadır. Eğitim çalışanları aldıkları maaşla ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Eğitim çalışanlarının maaşları kimseye muhtaç olmadan yaşayabilecekleri seviyeye çıkarılmalıdır.
10- 16.12.2006 gün ve 26378 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan, Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen ve Yöneticilerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Esaslarda bugüne kadar yapılan uygulamalar ve 5473 sayılı kanunla getirilen yeni düzenlemeler sonucu ortaya çıkan yanlış ve eksik konuların dikkate alınacağı yeni bir düzenleme yapılmalıdır.
11- Yönetici ve Öğretmenlerin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar gereği, eğitim çalışanlarının önceden bilinmeyen ve istenmeyen sebeplerle; hasta olmaları, mazeret izni almaları, ÖSS ve SBS sınavlarına girecek öğrencilere sınav öncesi verilen idari izinlerde, mevsim şartları ve dini bayramlardan dolayı eğitime ara verilmesi hallerinde küçümsenmeyecek oranlarda maddi kayıplar yaşanmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerin Ders ve Ek Ders Saatlerine ilişkin 10.05.2008 tarihinde yapılan 16 ncı madde değişikliği ile öğretmenler mağdur edilmişlerdir. Bu karar yeniden gözden geçirilmeli, 2006 yılından önceki uygulamada olduğu gibi öğretmenlerin mazeret izni olduğu günlerde maaş karşılığı derse girme şartı aranmaksızın, maaş ve ücret karşılığı şeklinde ikiye ayrılarak haftanın günlerine dağıtımı yapılmak suretiyle, izinli olduğu günde sadece ek ders ücretinin kesileceği şekilde düzenleme yapılmalıdır. Dolayısıyla, öğretmenlerin ek ders almamaları üzerine bina edilmiş olan, ek derslerin bugünkü hesaplanma yöntemi hızla değiştirilmelidir.
12- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 176.maddesindeki gösterge yükseltilerek ek ders ücretleri günün şartlarına uygun hale getirilmelidir.
13- Mesai saatleri dışında ve hafta sonlarında yapılan seminer, hizmet içi eğitim kurslarına katılan öğretmen, idareci ve diğer personele ek ders ücreti ödenmelidir.
14- Üniversite çalışanları döner sermayeden adil bir şekilde faydalandırılmalı, sosyal ve özlük hakları iyileştirilmelidir.
Ayrıca, 2547 sayılı Kanun’a tabi akademik personele verilen üniversite ödeneğinden, 657 sayılı Kanun’a tabi olarak üniversitede çalışan personel de yararlandırılmalıdır.
15- Hükümetin kamudaki maaş adaletsizliğini gidermek için çıkardığı ek ödeme düzenlemesinden; şube müdürleri, uzmanlar, il milli eğitim müdür yardımcıları, ilçe milli eğitim müdürleri, ilköğretim müfettişleri ve şefler yararlanamamışlardır. Bu çalışanlar da ek ödemelerden yararlandırılmalıdır.
16- Bütün kamu çalışanlarına ödenen ek ödemelerin prime esas kazanca dâhil edilerek emekliliğe yansıtılmalıdır.
17- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 64 üncü maddesi ile kalkınmada öncelikli bölgelerde çalışanlara verilen 2 yıla bir kademe uygulaması, bir şarta bağlı olmaksızın o bölgedeki tüm çalışanlara uygulanmalıdır.
18- Ek ders ücretleri, geçici ve özellikle tedavi yollukları zamanında ödenmemektedir. Bunların zamanında ödenmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır. Tedavi yolluklarının zamanında ödenmemesi sebebiyle yüzlerce eğitim çalışanı mağdur durumdadır. Diğer bakanlıklarda tedavi yolluklarının ödenmesinde bir problem yaşanmazken Milli Eğitim Bakanlığı’nda problemin bir türlü çözümlenmemesi, eğitim çalışanlarını “Biz sahipsiz miyiz?” düşüncesi içine sokmaktadır.
19- Eğitim çalışanlarının, eskiden olduğu gibi müze ve diğer tarihi yerlere ücretsiz olarak girebilmeleri sağlanmalıdır.
20- 2002 yılından bu tarafa Yönetici Atama Yönetmeliği’nin yargı tarafından iptal edilmesi sonucunda, okul ve kurumlarımız geçici olarak görevlendirilen binlerce yöneticiyle yürütülmektedir. Eğitimde kalite ve verimliliği sağlamak, çalışanların moral ve motivasyonlarını artırmak, huzurunu temin için, duyuru yapılmadan, DMK’nun 76.Maddesi gerekçe gösterilerek yapılan, okul-kurum müdürü, müdür baş yardımcısı, müdür yardımcısı, şube müdürü atamaları DERHAL iptal edilmelidir. Bu konuda bağımsız yargı kararlarına uygun yeni bir değerlendirme yapılmalı ve yeni iptal kararları beklenmeksizin 76 ıncı Madde kapsamında yapılan tüm atamalar iptal edilmesi doğrultusunda bir karar verilmelidir.
Danıştay’ın Ek–2 değerlendirme formunun yürütmesini durdurma kararı doğrultusunda, gerekli düzenlemeler yapılarak, atama yapılmayan illerde asaleten atamalar hemen yapılmalıdır. Eski yönetmelik doğrultusunda yapılan atamalar sonrasında, yönetici atama yönetmeliği taslağı konusunda Bakanlığa sunduğumuz tekliflerimiz değerlendirilerek Şubat 2010 tarihinde atamalar yapılacak şekilde yönetmelik çıkarılmalıdır.
21- Değişik bakanlıklardan Milli Eğitim Bakanlığı’na geçen Sağlık Meslek Lisesi, Turem ve Tarım Meslek Liseleri’nin yönetici ve öğretmenleri her yönden hak kaybına uğramıştır. Bu çalışanların özlük ve sosyal hakları iyileştirilmelidir. Bu kurumlarda geçen yöneticilikler ve diğer süreler Milli Eğitim Bakanlığı’nda geçmiş sayılmalıdır.
22- Milli Eğitim Bakanlığı, Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği hakkında görüşlerimizi istemiştir. Sendikamızın görüşleri 26.01.2009 tarihinde gönderilmiştir. Önerilerimizin dikkate alınarak bir an önce yeni yönetmeliğin uygulamaya konulması gerekmektedir.
23- Milli eğitim müdürlerinin ve şube müdürlerinin atama ve yer değiştirmeleri ile ilgili bir mevzuatları olmadığı için, bu kadrolara atamalar “MEB Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği”ne göre yapılmaktadır. Milli eğitim müdürlerinin ve şube müdürlerinin atamalarının ve yer değiştirmelerinin nasıl yapılacağına ilişkin kriterlerin yer alacağı bir mevzuat düzenlemesi sendikaların da görüşü alınarak yapılmalıdır.
24- Atama ve yer değiştirmelerde, her iki eşin branşında norm kadro açığı olma şartı kaldırılmalı ve aile bütünlüğü göz önüne alınarak sağlık, öğrenim durumları dikkate alınmalı, eskiden olduğu gibi tüm atama ve yer değiştirme işlemlerinde hizmet süresi hesaplamasında 30 Eylül tarihi esas alınmalı ve il emrine atamalar gerçekleştirilmelidir. Eş durumu tayinleri her hangi bir şarta bağlı olmaksızın yapılmalıdır.
25- Dönüştürülen okullara, öncelikle bu okullarda görev yapmakta olan öğretmenlerin atamasının yapılması doğrultusunda düzenleme yapılmalıdır.
26- YÖK Kanunu değiştirilmeli, meslek lisesi mezunlarının üniversiteye girişlerindeki engeller kaldırılmalı, katsayı eşitsizliğine son verilmelidir.
27- Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet ÇUBUKÇU’ ya Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail KONCUK ve yönetim kurulu üyelerinin hayırlı olsun ziyaretimizde bakan tarafından 4/B kapsamında sözleşmeli olarak çalışan öğretmenlerin kadroya geçirileceği, bundan sonra sözleşmeli öğretmen alımı yapılmayacağı açıklaması takdirde karşılanmıştır. Aynı şekilde 657 Sayılı Kanun’un 4/C maddesi hükmüne göre istihdam edilen geçici personel kadroya geçirilerek, devlet memurlarıyla aynı haklara sahip olması için 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C maddesinde gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
28- Öğretmen açığının kapatılması için, mezun olup büyük bir heyecanla öğretmen olmanın düşünü kuran, görev bekleyen 220 bin öğretmen adayının umutları tükenmeden atanmaları sağlanmalıdır. Şu anda 150 bin öğretmen ihtiyacımız göz önüne alınarak yeni bir öğretmen istihdam politikası belirlenmeli ve Ağustos 2009 tarihinde en az 50.000 kadrolu öğretmen alımı yapılmalıdır. Sözleşmeli, ücretli ve vekil öğretmen görevlendirilmesi uygulamasına son verilmelidir.
29- Son yapılan ek ders düzenlemesinden Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında görev yapan şefler ve uzmanları yararlanamamışlardır. Bunların da ek ders saatleri arttırılmalıdır.
30- Eğitim çalışanlarının bir bütün olduğundan hareketle, hizmetli, memur, teknisyen vb. personelin görev tanımları bir an önce yapılmalı, atama ve yer değiştirmeleri konusunda bir yönetmelik çıkarılmalıdır. Bu personelin özlük hakları yeniden değerlendirilerek emsali olan diğer bakanlıklarda çalışan personelin faydalandığı ekonomik ve sosyal haklardan yararlanmaları sağlanmalıdır. Söz konusu personelin fazla çalışma süreleri, izne çevrilmek yerine, aylık 90 saat üzerinden fazla çalışma ücreti ile değerlendirilmelidir.
31- Memur ve hizmetlilerle ilgili subjektif değerlendirmelere yol açan “İDARENİN vereceği diğer görevleri de yapar.” ibaresi ile Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği’nin 273 mad. son maddesinde yer alan okul müdürünün verdiği görevleri yapar ibaresi kaldırılmalıdır.
32- Hizmetli, memur v.b. çalışanlarla ilgili “Görevde Yükselme Sınavı” yapılarak, çalışanların mağduriyetleri önlenmelidir.
33- Giyim yardımları günün şartlarına göre yeniden belirlenerek, nakit olarak çalışanlara ödenmelidir.
34- Öğretim yılı başında öğretmenlere ödenen eğitim ödeneğinin diğer eğitim çalışanlarına ödenmemesi, Anayasa’nın eşitlik ilkesine uymamakta ve çalışma barışını bozmaktadır. Anayasa’da yerini bulan “eşitlik” ilkesine uyulması ve çalışma barışının sağlanması için, söz konusu ayrımcılığın kaldırılarak, Eğitim –Öğretim Yılına Hazırlık Ödeneği bütün eğitim çalışanlarına verilmelidir. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı ile imzaladığımız Kurum İdari Kurulu kararı da bulunmaktadır. Bakanlık bu kararı hayata geçirmek adına bugüne kadar bir çalışma ortaya koymamıştır. Bununla ilgili verilen kanun teklifinin bir an önce yasalaşması için gerekli çalışma yapılmalıdır.
35- Sendikal çalışmalarımızın sağlıklı yürütülmesi için üye bilgilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Eğitim çalışanlarının il içi ve il dışı atamalarının sendikamıza bildirilmesi için İlsis’e erişim bilgilerinin sendikalara açılması gerekmektedir.
36- Bilgi Edinme Kanunu’nun amacı, “Demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak, kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmasına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek” olarak belirtilmektedir. Sendika şubelerimizin Bilgi Edinme Kanunu doğrultusunda her türlü bilgiye sahip olmaları için Üniversite, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerince gerekli kolaylığın gösterilmesi doğrultusunda düzenleme yapılmalıdır.
37- 4688 sayılı Kanun’un 19/B maddesi gereğince hizmet koluna giren kurum ve kuruluşlarda memuru ilgilendiren bütün komisyonlarda sendika temsilcileri bulundurulacak şekilde düzenleme yapılmalıdır.
38- Öğretmenevi bandrol uygulaması kaldırılmalıdır. Öğretmenevlerine doğal üyelik statüsünün geri kazandırılarak, daha önceki yargı kararlarında olduğu gibi, aidat ödenmeden üye haklarından yararlandırılması sağlanmalıdır.
39- İzin Yönergesi taslağı hakkında görüşümüz 09.02.2009 tarihinde bakanlığa gönderilmiştir. İzin Yönergesi, görüşlerimiz dikkate alınarak bir an önce uygulamaya konulmalıdır.
40- Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı öğretmen çocuklarına tanınan kontenjanın Bakanlıkta merkez ve taşra kuruluşlarında çalışan tüm eğitim çalışanları da dâhil edilmelidir.
41- Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı’na başvurabilmek için belirlenen miktar ailenin yıllık gelirinin fert başına düşen tutarı 2007 yıllında 5100 YTL, 2008 yılında 5400 YTL iken 2009 yılında 4353 TL olarak belirlenmiştir. Bu miktarın bu yıl düşürülmesinden dolayı kontenjan ayrılan öğretmen çocukları için bir anlam ifade etmemiştir. Yani öğretmen çocukları bu sınavlara başvuru yapamamıştır. Rakamların yükseltilerek mağduriyetin giderilmesi gerekir.
42- Milli Eğitim müfredat programları, öğretmenlerin ve sendikaların görüşleri alınarak milli ve manevi değerler ışığında yeniden düzenlenmelidir.
43- Okul ihtiyaçları bütçeden karşılanmalı, veli ile okul yönetimi karşı karşıya getirilmemeli, öğretmen tahsildar olmaktan kurtarılmalıdır.
44- Okullarda şiddet, taciz ve madde bağımlılığı alabildiğine artmıştır. Madde bağımlılığı eğitimin kanayan bir yarasıdır. Yeterli önlemler alınmadığı takdirde madde bağımlılığı okullarda büyük bir tehlike olarak günden güne büyüyecektir. Bu noktada aileler, öğretmenler, emniyet güçleri, medya, sivil toplum kuruluşları konuyla ilgili ortak hareket etmelidir. Madde bağımlılığının yanı sıra okullar şiddetin adresi haline gelmiştir. Sendikamızın yaptığı anket çalışmalarında madde bağımlılığı ve şiddet olaylarında artışın endişe verici sayıda olduğu görülmektedir. Öğrencilerin suça yönelmesinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın yanlış uygulamaları ve eğitim sisteminde yaşanan boşlukların da payı büyüktür. Okullarda boş geçen derslere karşı önlem alınmamakta, gençlerin sosyal ve sportif aktivitelerine imkân sağlanamamaktadır. İşte tüm bunlar madde bağımlılığını ve okullarda şiddeti artırmaktadır.
Geleceğimiz olan çocuklarımızı; hem bu tür kötü alışkanlıklardan kurtaracak, hem de iyi eğitim alabilecek bir eğitim sistemine kavuşturmamız gerekmektedir. Bunun için de, öncelikle eğitim sistemimizi yaz-boz tahtası olmaktan çıkartıp, hükümetler üstü millî bir yapıya kavuşturmamız gerekmektedir.
45- Okullarımızda şiddet ve kötü alışkanlıkların önüne geçilmesi için kültürel, sportif etkinliklere ağırlık verilmeli, bununla ilgili her türlü tedbir alınmalıdır. Bu anlamda okullarda yapılan egzersiz çalışmalarının oranı artırılmalıdır.
46- Temel eğitim içerisine orta öğretimin de dâhil edilerek, okullaşma oranı yüzde 100’lere çıkarılmalıdır. Bunun için öğretmen ve derslik ihtiyacı bugünden tespit edilerek, okullarımızın fiziki yapısı çağdaş standartlar ve öğrenci ihtiyacı göz önüne alınarak dizayn edilmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi artırılmalıdır.
47- Önümüzdeki eğitim öğretim yılında ilköğretim okullarına yeni başlayacak öğrencilerin hangi okullara kayıt olacağı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre gerçekleştirilecektir. Bu kayıt sistemi ile öğrencinin adresinin kayıtlı olduğu yerin en yakınında yer alan okula kaydının gerçekleştirileceği anlamına gelmektedir. Bu durum eğitim çalışanları açısından görev yaptıkları okullara çocuklarını kaydettirememeleri halinde çalışanlar ve çocukları mağduriyet yaşayacaktır. Eğitim çalışanlarının mağduriyet yaşamaması için çocuklarının da istemeleri halinde görev yaptıkları okullara kayıtlarını yaptırabilmelerine imkân sağlanmalıdır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.