TBMM'DEN ÖĞRENCİLERE MAAŞ MÜJDESİ!YENİ MÜFREDAT BAYRAM SONRASI AÇIKLANACAK!PKK,KAÇIRDIĞI ÖĞRETMENİ ŞEHİT ETTİ..ÜNİVERSİTE KONTENJANLARINDA 58 BİN ARTIŞ MÜJDESİ!MEMURLARIN YENİ MAAŞLARI BELLİ OLDU!PERFORMANS DEĞERLENDİRMESİ EN İYİ OKUL EN UZAKTAKİ Mİ EN YAKINDAKİ Mİ?''ÖĞRETMENE,ÖĞRENCİ VE VELİNİN NOT VERMESİ TAM BİR AYIPTIR''ÖĞRETMENLERE PSİKOLOJİ TESTİ GELİYOR!ADALET NALINCI KESERİ OLUNCA!..ÇIĞIRTKANLAR, GÜVEN VE UMUT KUR'AN KURSLARININ EĞİTİM KALİTESİ ARTTIRILMALILYS-3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI SORULARINDAKİ GÖZLE GÖRÜLÜR DEĞİŞİKLİKLERMEMURLARA SAKAL VE KOT PANTOLON SERBEST OLACAK!KPSS-2017/6 TERCİH KILAVUZU YAYINDA!
Yazı Boyutu : A+ A-

BAHÇELİ ASLINDA NE YAPTI?


05-06-2017 23:06:25


Ertuğrul ÖZGÜN

Bizim açımızdan 15 Temmuz gecesinin bir görülen bir de görülmeyen yüzü vardır.

Görülen yüzünün biri, Türk Silahlı Kuvvetlerini ele geçirmek için yapılanmasını uzun yıllardan beri planlı olarak yürütmüş, dini inançlarımızı referans göstererek örgütlenmiş ve emperyalist güçlerle iş birliği kurmuş bir cemaatin, ülke yönetimini ele geçirmek için darbe girişiminde bulunması. 

Bir diğeri de Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve güvenlik güçlerinin kendi içinde bu girişimi engellerken, Sayın Cumhurbaşkanı’nın halkı meydanlara ve havaalanlarına çağırarak toplumun darbeye karşı reaksiyon göstermesini sağlamasıdır.

Göremediğimiz yüzü ise o gece Sayın Cumhurbaşkanından başka kimlerin devrede olduğu ve ne tür diyalogların yaşandığıdır.  

Mesela darbe girişiminin olduğu gece, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile 1'inci Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar arasındaki görüşmelerden birinde. Sayın Dündar’ın: “Sayın Cumhurbaşkanım ben sizi korurum, İstanbul'a gelin” dediği, komutanın davetine Erdoğan’ın: “Size nasıl güveneyim?” diye cevap verdiği, bunun üzerine Orgeneral Dündar'ın: “Beni MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye sorun…” dediği yolunda çıkan haberler, bir sonraki gün bizzat Sayın Bahçeli tarafından yalanmasının nedenini bilemiyoruz.

Yine aynı gece Sayın Doğu Perinçek: “Bu Amerikancı Fetullahçı bir girişimdir. Türk ordusu bu girişimi bastıracaktır. Milletimizin içi rahat olsun.” Türkiye cephesine çağırıyorum bütün siyasi partilerimizi, kitle örgütlerimizi, sendikalarımızı, meslek odalarını.” diye beyanat vermesi ve Sayın Bahçeli gibi hükümetin yanında yer almasına rağmen; Sayın Bahçeli’nin daha sonraki bir grup toplantısında: ''Eğer Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle ve istisnasız Sayın Erdoğan’ı tercih edebileceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalıdır'' ifadelerini kullanma ihtiyacı duymasının nedenlerini de bilemiyoruz.

Hal böyle olunca da ister istemez aklımıza, özel sohbetlerde derin irtibatlar kurarak olaylara açıklama getirmeye çalışanların iddiaları geliyor. 

İddia şu:

“Türkiye devleti Selçuklulardan bu yana devamlılığını sağlamakla görevli “Aksakallılar” diye derin bir yapı tarafından kontrol edilmektedir. Devletin devamlılığı ne zaman tehlikeye düşerse bu yapı derhal devreye girer. Ürettiği politikalarla devletin devamlılığını sağlayacak kararlar alır. Sonra yine bu yapının organize ettiği “Milli Mukavemet Güçleri” vasıtasıyla kararlar uygulanır. Bu yapı tamamen Türk’tür ve Oğuzların Kayı Boy’undan gelmektedir. Selçuklu ‘nün kuruluşunda da, Osmanlı’nın kuruluşunda da, Fetret Devri’nde de, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda da hep bu yapı etkili olmuştur. Bizim sosyal hayatta farklı yanlarıyla tanıdığımız bazı kişiler de bu yapının bir parçasıdır. 15 Temmuz’da da milli güçleri bu yapı harekete geçirmiştir.”

Biz, derin iddiaları bırakıp görebildiklerimize ve anlayabildiklerimize dönelim. 

Biliyoruz ki Maslov’un ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidindeki temel ihtiyaçlar;  Fizyolojik İhtiyaçlar ve Güvenlik İhtiyaçlarıdır. İnsan hayatının olmazsa olmazı bu kural, devletler için de geçerlidir. Eğer devletin devamlılığı tehlikeye girmişse herkesin önceliği bu tehlikeyi ortadan kaldırmak ve önce güvenliği sağlamak olmalıdır.

Ülke güvenliği söz konusu olduğunda Türk Milliyetçilerinin tavrını anlatması açısından benzerlik kurduğumuz bir hikâye ile konuyu bağlayalım.

“Vaktiyle kimsesiz bir çocuğa, ‘Bu çocuğun annesi benim’ diyerek iki kadın sahip çıkar. O yıllarda genetik bilimi gelişmemiştir. Şahit de yoktur. Yalnızca kadınların iddialarını dinleyen kadı işin içinden çıkamaz ve karar verir. ‘Çocuğun gerçek annesi mahkememizce kesin delillerle tespit edilememiştir. Mahkeme iki annenin de iddialarını doğru kabul ederek, çocuğu ortadan ikiye bölerek, iki kadın arasında paylaşmaya karar vermiştir.’ Kararı dinleyen gerçek anne can havliyle fırlar. ‘Hayır, kadı efendi! Ben yalan söyledim çocuk bana ait değildir. Gerçek annesi diğer kadındır. Çocuğu O’na verin.’ diyerek çocuğunun güvenliği için annelik hakkından vaz geçer.”

Türk Milliyetçileri, fikirlerinin gereği olarak, tıpkı hikâyede anlatılan anne gibi vatan, millet ve devlet söz konusu olunca, bunu başkalarının anlamasını beklemeden kendilerini feda ederler. Üstelik sonuçlarından başkalarının nemalanacağını bilmelerine rağmen bu fedakârlığı yapmaktan geri durmazlar. 

Dolayısıyla bu inançlarla siyaset yapan Sayın Bahçeli’nin de bir Türk Milliyetçisi olarak, mevcut iktidara destek verirken, Sayın Nazif okumuşun ileri sürdüğü gibi; “MHP Lideri Bahçeli’nin, iktidar ortağı olarak partisinden uzaklaşan kitleyi yeniden partiye çekme gibi bir planın içinde olduğunu,”

Sayın Tuğrul Türkeş’in “Sayın Bahçeli çok deneyimli ve kurt bir siyasetçidir. Şüphesiz ki bir stratejisi vardır. Bu stratejisindeki öncelik de kendi partisinin başarısı olmalıdır ve öyledir de. Retorikte ‘Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben' dense dahi ben pratik uygulamalarda parti menfaatinin öncelikli olarak gözetildiğini bilen birisi olarak söylüyorum.” şeklindeki sözleriyle iddia ettiği gibi partisinin çıkarlarını düşündüğü;

Sayın Meral Akşener’in: Bahçeli ile ilgili: “Çok iyi de bir stratejik akla sahiptir. Satranç oyuncusudur, hep 5 hamle sonrasını görür.” Sözleriyle ima ettiği gelecekle ilgili bireysel planların içinde olduğunu düşünmüyoruz.

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin içeriği” ile ilgili çekincelerimizi saklı tutarak,  ülkemizin bir beka sorunu ile karşı karşıya kaldığını gören her Türk Milliyetçisinin hiç tereddüt etmeden ve karşılık beklemeden yapması gerekeni yaptığına inanıyoruz.

Çünkü “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.” sözünün gerçek manada vücut bulduğu “ülkücü tavır” bunu gerektirmektedir.


Ertuğrul ÖZGÜN


YAZIYI PAYLAŞMAK İSTER MİSİN?

BU HABERE YORUM YAPMAK İSTERMİSİNİZ ?

:

:

YORUMUMU ONAYLA





Yazarlar

En Çok Okunanlar
Anket

2016-2017 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINDA ÇÖZÜM BEKLEYEN EN ÖNEMLİ SORUN NEDİR ?


Öğretmen Atamaları
Boş geçen dersler
Sınav sistemi
Temel Liseler
Çalışanların Sosyo-ekonomik durumu

2011 Kamudan.com Asist Media Ahmet Hamdi Çicek - Adres selcuklar cad evren apt no 18/ daire3 Etiler Besiktas İstanbul Tel 0212 2886322
Tasarım ve Yazılım KARİP NETWORK
Sağlık Sitesi - Yeni Projeler