Tanrı Dağı'nın çocukları;
Ne Nil'in,
Ne Mezopotamya'nın,...

Ne de Pers'in hikayeleriyle emzirilmemelidir.

Eğer gelecek nesillere;
İngilizlere esir düşeceğini anladığında; Şuaybe’de tabancasındaki son kurşunu kafasına sıkarak bir asker nasıl ölmeli sorusun cevabını tarihe kazıyan Süleyman Askeri'yi,

Fahrettin Paşa gibi Anadolu’dan 1400 km uzakta kalıp aylarca çekirge yiyerek Medine’yi savunan kahramanları,

Irkının çocukları hürriyet çığlıkları atabilsin diye 4 Ağustos 1922'de gögsünü Çeğan Tepesinde çelik mitralyözlere yardıran Enver Paşa’yı,

Çanakkale'de "Taarruzu değil ölmeyi emreden Mustafa Kemal Atatürk'ü",

Vatan hainlerine merhamet etmeyen Sakallı Nurettin'i,

Kendi infaz emrini kendi veren Yakup Cemil'i,

Çiğiltepe'yi söz verdiği saatte alamadığı için kafasına sıkan Reşat Çiğiltepe'yi,

Mehmet Akif'in İsa Nebi'nin omuzlarına basarak arşa yükseldiği kişi diye Safahat’ında resmettiği Zenci Musa'yı,

Hazinesini Türk Kurtuluş Savaşına gönderen Buhara Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kandaşımız Osman Kocaoğlu'nu,

Kendi çöküşüne 1.5 ay kala 15 Eylül 1918'de Ayyıldızı Hazar'la buluşturan Bakü'nün halaskarı Nuri Paşa'yı,

İdama götürülürken son sözleri sorulduğunda: "Siz Çinliler, Taklamakan Çölü'nün kumları kadar dahi olsanız, bir gün sizi seddin öbür tarafına atacağız" diyen Osman BATUR'u,

Kutül Ammare'de silahlarını teslim ederek İngiliz Ordusunun çıkışına izin vermesi karşılığında bir milyon İngiliz altını rüşvet teklif eden Arabistanlı Lawrence'ye;
"Size vereceğim tek cevap tabancamdaki kurşundur" diyen Halil Kut'u",

Mangal Dağı’nda eğri bıçaklarıyla dövüşen ve yedi kat göğe gömülen Binbaşı Hüseyin Avni'nin  "Kara Zıbkalı" Arslanlarını,

İşgal yıllarında Giresun’dan iki gönüllü alay çıkaran Topal Osman Ağa'yı,

15 Mayıs 1919 İzmir'inde Yunan Efzon Alayı sancaktarının alnına kurşunu çakan Hasan Tahsin'i,

Gene aynı gün defalarca süngülenmesine rağmen Zito Venizelos diye bağırmayan Mirelay Süleyman Fethi'yi,

40 Çeriyle Çin Sarayını basan Kürşat'ı,

Kendini takdim ettikten sonra "Siz hangi asil ailenin evladısınız diye soran Teodoz adındaki Roma elçisine;
"Ben asil bir milletin evladıyım" diyen Atilla'yı",

İstikamet "KIZILELMA" diye haykıran kahramanları,

VE,
"EMİN SİPERLER GERİSİNDE HIRSLA SOLUYAN TUĞLARIN" hikayesini anlatmazsak,

Kısacası toprağı vatan kılanları unutursak,
kendimizi, başkalarının hikayelerinde buluruz.

.....
"Bırakın dört yönden şaha kalksın yalnızlık.
Yeter ki siz unutmayın
Gümüş kabzalara sinmiş çağları,
Ve emin siperlerin arkasında
Hırsla soluyan tuğları"

...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1

banner2