MİLLİ EĞİTİMDE ERGENEKONCU İFTİRASINI YAYANLAR NE OLACAK!..

Bilindiği üzere hukuk Ergenekon terör örgütü kanıtlanmadı diye bir açıklama yaptı. Bize göre Ergenekon örgütünü yaratanlar aynı yalan ve iftiralarla tıpkı askerlerinin olduğu gibi Milli Eğitim’in de milli kanadını kırmak için harekete geçmişlerdi. Bu yüzden eğitimin kalite olarak artması bir yana yerlerde sürünmesi için ellerinde gelen tüm çabaları sarf etmişlerdi.

Söz gelimi 2010 KPSS yolsuzluğunu gündeme taşıyan sendikaya Ergenekoncu demişlerdi. Bu yolsuzluğu yapanları savunan ve gövdesini bunlara siper edenlerden bazıları hala sendikacılık yapmaktadırlar. Hesap soruldu mu?

Şehitlikte yalnızca Şehitlerimiz anmak için toplanan sendika ve sivil toplum mensubu milli dayanışma gösterirken bunlar Ergenekoncu Terör örgütüne mensup diye haber yapan müptezel gazetecileri alkışlayan ve bu söylemleri alanlarda dile getirenlere bir hak ihlali yapmış sayılmazlar mı? Bunlardan da hesap sorulmalıdır. Emekli askerler Kamu Sen in toplantı salonunda bir açıklama yaptı diye tüm Kamu Sen’i terörist ilan edenlerden de hesap sorulmalıdır. Bu konuda iftira atmaktan kaçınmayan bir sivil toplumu hedefe oturtan onu itibarsızlaştıran başta mevcut yetkili sendika olmak üzere herkes hesap vermelidir.

Siz şimdi Aktif Sen üyelerinin neredeyse tamamını ihraç ettiniz. Çünkü paralel örgütün mensubu olarak gördünüz. Peki iki kez güç birliği yaptığı sendika için hiçbir işlem yapmadınız. Hatta yetkiyi ancak paralel örgütün sendikası olarak bilinen sendikayla elde etmelerine rağmen gelin bakalım bu görüşmeleri kimler yaptı diye bir tek soru dahi sormadınız. Bu konunun araştırılması gerekmez miydi? En azından terör örgütüyle iş birliği yapmaktan dava açılamaz mıydı?

Ülkenin ve tabiî ki Milli Eğitimin normalleşmesi adına başta değişen okul isimlerinin iadesi, görevde yükselmelerde ve haksızlık yapılan tüm alanlarda yeni düzenlemelerin yapılması gerekmez mi? Tıpkı Ergenekon da olduğu gibi iftira ve yalanlarla bir kesimi itibarsızlaştırmaya çalışanlar hala üst makamlara tırmandırılmaktadırlar. Bunlara da bir son verilmesi gerekmez mi? Zaten torpil listesiyle şube müdürü olmuş birçok kişi terfi üstüne terfi almakta. Kimi İl Müdürü, kimi bakanlıkta Şube Müdürü makamına getirilmekte Milli Eğitimde işler bildiğiniz gibi sürmekte ve değişen hiçbir şey olmamaktadır. Memurlardaki durum da farklı değildir. İl de öğretmen atama şefi veya idareci, atama şefi olabilmek için mutlaka malum sendikaya giriş belgesi doldurmanız gerekir diye dayatılıyor, bu çirkinliğe son vermek gerekmez mi?

Bir başka keyfiyet ise başarı belgeleri ve takdir belgesi arasındaki ayrımcılıkta görülmektedir. Bilindiği gibi 2010 yılından bu yana Milli Eğitim tamamen sendika dernek ve vakıfların emrine terk edilmiştir. Başarıya göre değil de sendikaya göre başarı belgesi dağıtmak adeta sıradanlaşmıştır. Mevcut hükümet döneminde peynir ekmek gibi dağıtılan bu başarı belgelerine puan verilirken, geçmiş dönem kaymakam ve valilerin hatta bakanların verdikleri takdirler idarecilik atamalarında hesaplanmıyor. Ergenekonu yaratan zihniyetin eseri olan bu ayrımcılık gidermek için bu dönemde verilen bütün başarı belgeleri iptal edilmelidir.

Sonuç olarak; Türk'ün efsanesi olan Ergenekon ifadesinden rahatsızlık duymamakla birlikte alanlarda terör örgütü damgasıyla bunlar Ergenekoncudur bunlara üye olmayın diyenlere Platon’un “Fenalıkların ilki ve en büyüğü, haksızlıkların cezasız kalmasıdır” gelin bu haksızlıkları cezasız bırakmayalım. Ve yine Joseph Parker, “Çamur atma; hedefini şaşırır, kirli ellerinle kalıverirsin” der. Evet kirli el ve kirli söz sahiplerinin yaptıkları yanlarına kar kalmamalıdır ve artık gasp edilen haklar adil bir şekilde iade edilmeli buna sebep olanlar hak ettikleri cezayı almalıdırlar.

YORUM EKLE

banner2

banner1

banner7