Sözleşmeli öğretmenlerin eş durumu tayini talep ve dava dilekçesi

Mevzuat hükümlerine göre Sözleşmeli Öğretmenlerin, bir yıl şartına bağlı olarak eş durumu özrünün gerçekleştirilmek zorunluluğu bulunmaktadır.

Sözleşmeli öğretmenlerin eş durumu tayini talep ve dava dilekçesi

"İlim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir sen kendini bilmezsen ya nice okumaktır." demiş Yunus.

Aynı Yunus; "Behey Yunus sana söyleme derler Ya ben öleyim mi söylemeyince." dermiş. Bu sözleri hatırladıkça eğitim çalışanların kunta-kinteleri sözleşmeli öğretmenlerin giderek daha beter ve umutsuz bir hal alan ahval-i pür melal'i karşısında ve anında sık sık söylemekten kendimi alamadığım; "Söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil." sözü aklıma geliyor.

Fuzuli'nin her zamanki lirik melankolisinden payını alan, her seferinde bir kez daha hayranlık uyandıran, çaresizliğin en anlamlı ifadesi olan ah'lar ile an'ların olağan buluşmasını anlatan hal-i pür melalimin muhteşem tasviridir. "Sussan olmuyor, susmasan olmaz dil dursa hakim bey, tende can durmaz." mı dersin. Yoksa "Kelimeler şu an kocaman birer yalan, konuşursam seni yakar, susarsam kendime katlanamam." mı dersin ya da "Susmak bazen aslında ne çok şey anlatır!" mı dersin?

Ama bu araştırma yazımızda ve hazırladığımız dilekçelerde eğitim çalışanların kunta-kinteleri sözleşmeli öğretmenlere bir nebze yol göstermeye çalıştık. Artık top sizde hayatta mücadeleniz kadar yaşarsınız durmak yok mücadeleye devam.

Mevzuat hükümlerine göre Sözleşmeli Öğretmenlerin, bir yıl şartına bağlı olarak eş durumu özrünün gerçekleştirilmek zorunluluğu bulunmaktadır.

652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnamenin 27 Temmuz 2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan değişikliğe göre Ek 4. maddesi 3. fıkrasında; “(3) Bu madde uyarınca atanan sözleşmeli öğretmenler dört yıl süreyle başka bir yere atanamaz. Aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirmelerde bu madde uyarınca istihdam edilen öğretmenin eşi bu öğretmene tabidir. Sözleşmeli öğretmenler, aday öğretmenler için öngörülen adaylık sürecine tabi tutulur. Sözleşmeli öğretmenlerden sözleşme gereği dört yıllık çalışma süresini tamamlayanlar talepleri halinde bulundukları yerde öğretmen kadrolarına atanır. Öğretmen kadrolarına atananlar, aynı yerde en az iki yıl daha görev yapar, bunlar hakkında adaylık hükümleri uygulanmaz.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, sözleşmeli öğretmenlerin eş özrü talepleri hakkında; "Sözleşmeli öğretmen ya eşini ya işini tercih edecek." açıklamasında bulunmuştur.

Ayrıca geçtiğimiz günlerde eski bakan Şırnak ili ziyaretinde sağlık özrü talebinde bulunan bir öğretmene; “Sana versek sağlık özrü herkes bulur, bir sağlık durumu veremeyiz. Sen diyeceksin simdi evladım hasta siz olsanız ne yapardınız? Sor bana dedi. "Ben senin yerinde olsam istifa ederim. Başka yerde başka meslek yap özelde öğretmenlik yap. İstifa et başka bir şey yap." şeklinde konuştuğu iddia edilmektedir.

Yetkiler tarafından bu KHK’ya göre eş durumu özrü hakkınız yok denilmekte sözleşmeli öğretmenler öğrenilmiş çaresizliğe yönlendirilmektedir. Hâlbuki madde metninde eş ve sağlık özründen hiç bahsedilmemektedir.

652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnamenin Ek 4. maddesi 3. fıkrasına göre sözleşmeli öğretmenlerin sadece il içi il dışı normal yer değiştirmeleri konusunda süre yönünden kısıtlamalar getirildiği kanaatindeyiz.

Bu makalemizde bunu husus tek tek inceleyeceğiz.

652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnamenin Ek 4. maddesi 3. fıkrasına göre;

1- Öncelikle kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerde örgün ve yaygın eğitim kurumlarındaki öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere boş öğretmen norm kadrolarına sözleşmeli öğretmen istihdam edilebileceği,

2- Sözleşmeli öğretmenlerin atandıkları yerlerinde 4 yıl görev yapmalarının zorunlu olduğu, bu süre zarfında başka bir yere atanamayacağı,

3- Aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirmelerde kadrolu olarak istihdam edilen personelin sözleşmeli öğretmen olan eşine tabi olduğu,

4- Sözleşmeli öğretmen statüsünden kadrolu öğretmen statüsüne geçme talepleri olduğu takdirde bulundukları yerde 2 yıl daha görev yapmaları gerektiği dolayısıyla her ikisi de sözleşmeli öğretmen olup farklı illere atanan eşlerin ise söz konusu hükme göre bir araya gelmelerinin 6 yıl boyunca mümkün olmadığı,

5- Eşleri kamu personeli olan sözleşmeli öğretmenlerin eşlerinin sözleşmeli öğretmenin görev yaptığı il'e atanmalarının mümkün bulunduğu hükme bağlanmıştır.

652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnamenin Ek 4. maddesi 5. fıkrasındaki; "(7) Sözleşmeli öğretmenliğe atanacakların başvuruları, sözlü sınava alınacakların belirlenmesi, sözlü sınav konuları, sözlü sınavın usul ve esasları, atanmaları ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Milli Eğitim Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir." düzenleme ile sözleşmeli öğretmenliğe atanacakların atanmaları ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Milli Eğitim Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.

Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 4. maddesi 5. fıkrasının atıfta bulunduğu yönetmelik; 03.08.2016 Tarihli ve 29790 Sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelik olup bu Yönetmelikte Sözleşmeli Öğretmenlerin il içi ve il dışı yer değiştirmelerine ve özür durumu yer değiştirmelerine ilişkinde bir düzenleme bulunmamaktadır.

Sadece Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmeliğin “İhtiyaç fazlası sözleşmeli öğretmenlerin yer değiştirmeleri” başlıklı 18. maddesinde sadece norm fazlası sözleşmeli öğretmenlerin yer değiştirme işlemleri yer almaktadır.

İşte o madde;

“İhtiyaç fazlası sözleşmeli öğretmenlerin yer değiştirmeleri

MADDE 18 – (1) Eğitim kurumu ve/veya bölüm kapanması, program değişikliği, Bakanlığın öğretmenliğe atanacakların tespitine ilişkin kararıyla bazı derslerin kaldırılması veya istihdam alanının daralması gibi nedenlerle öğretmen fazlalığı oluşması hâlinde, öncelikle sözleşmeli öğretmenler ihtiyaç fazlası öğretmen olarak değerlendirilir.

(2) İhtiyaç fazlası konumda bulunan sözleşmeli öğretmenler, istekleri ve tercihleri de dikkate alınmak suretiyle atamaya esas puan üstünlüğüne göre il içinde alanlarında öğretmen ihtiyacı bulunan eğitim kurumlarına valiliklerce atanır; bunlardan il içinde alanlarında öğretmen ihtiyacı bulunmayanlar, istekleri ve tercihleri de dikkate alınmak suretiyle atamaya esas puan üstünlüğüne göre il dışında alanlarında öğretmen ihtiyacı bulunan eğitim kurumlarına Bakanlıkça atanır. Sözleşmeli öğretmenlerin sözleşmeleri, bu fıkraya göre yapılması öngörülen görev yeri değişikliğini kabul etmemeleri hâlinde sona erer.”

Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelikte sözleşmeli öğretmenlerin yer değiştirmelerine ilişkin bir hüküm bulunmadığından Yönetmeliğin dayanaklarına bakmak gerekmektedir.

Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmeliğin “Dayanak” başlıklı 3. maddesindeki; (1) Bu Yönetmelik, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 25.8.2011 tarihli ve 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.” hükümlerine göre;

İŞTE SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMEN İSTİHDAMINA İLİŞKİN YÖNETMELİĞİNİN DAYANAKLARI;

1- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu,

2- 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname,

3- 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslardır.

Aşağıda yer verdiğimiz eş durumu talep dilekçemizde ve dava dilekçesinde bu konunun detayları tek tek açıklanmıştır.

“DÖRT YIL SÜREYLE BAŞKA BİR YERE ATANAMAZ.” İBARESİ ÖZÜR DURUMU OLAN SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERE UYGULANAMAZ

652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 27 Temmuz 2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan değişikliğe göre Ek 4. maddesi 3. fıkrasındaki; “dört yıl süreyle başka bir yere atanamaz.” ibaresi özür durumu olmayan sözleşmeli öğretmenlerin il içi ve il dışı normal yer değiştirme işlemlerini sınırlandırmak için uygulanması gereken bir hükümdür. Özür durumu olan sözleşmeli öğretmenlere hiçbir şekilde uygulanamaz. İlgili kanun hükmünde zaten sağlık özrü ile ilgili bir kısıtlamada bulunmamaktadır. Zaten kanuna da yukarıda sıraladığımız uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve diğer kanunlara aykırı bir hüküm de konulamaz.

Eş Durumu Özrüne Bağlı Yer Değiştirmelerden Kimler Faydalanır, Hazırlanacak Belgeler Nelerdir?

1. Öğretmenlerden eşleri;

a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/A ve 4/B maddeleri kapsamında,

b) Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı,

c) 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre bankalar için kurulmuş özel emeklilik sandığına tabi,

ç) TOBB ve odalar gibi kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında,

d) Avukat olup baroya kayıtlı ve vergi mükellefi olarak,

e) Milletvekili, belediye başkanı, muhtar ve noter olarak,

çalışanlar ile aşağıda 2 nci maddede belirtilenlerin eşleri, eşlerinin görev yaptığı il/ilçeye yer değiştirme başvurusunda bulunabilecektir.

2. Milletvekili, belediye başkanı, muhtar, noter, 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde belirtilen görevlerde bulunanlar, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında çalışanlar (657 sayılı Kanunun 4/B ve 4/C maddeleri kapsamında sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar dahil); 399 sayılı KHK kapsamında çalışanlar; özel kanunlarla kurulan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar ile kamu kurum ve kuruluşlarında sürekli işçi olarak çalışanlardan, eşlerinin çalışmakta olduğu kurum/kuruluştan alınacak görev yeri belgesi (Birinci aşama başvurularının son günü itibarıyla başka bir il'e atamasının yapıldığını belgelendiren kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların, görev yeri belgesi aranmadan sadece atama kararları yeterli kabul edilecektir),

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin (a) ve (b) bentleri kapsamında kamu kurum ve kuruluşları dışında sigortalı olarak çalışanlardan;

a) Eşlerinin çalışmakta olduğu işyerinden alınacak görev yeri belgesi,

b) Bağlı bulundukları vergi dairesinden veya ilgili meslek kuruluşundan alınacak işyerinin faaliyette olduğunu gösterir belge,

c) Birinci aşama başvurularının son günü itibarıyla son iki yıllık süre zarfında en az 360 gün sigortalı hizmeti olduğunu ve sigortalılığının halen devam ettiğini gösterir belge, ç) İdare merkezi belirli bir ilde olmakla birlikte ülke genelinde faaliyet gösteren şirketlerin şirket merkezi dışında çalışanlarının öğretmen eşlerinden; ayrıca, atanmak istedikleri yerde eşlerinin işyerinin faal olduğuna dair anonim şirketler için kendi işyerlerinden, diğer şirketler için ise çalıştıkları ildeki vergi dairesi, belediye veya ilgili meslek kuruluşundan alacakları belge istenecektir.

Aile Birliği Mazeretine Bağlı Yer Değiştirmelerde Dikkate Alınacak Diğer Hususlar

1. Devlet memurluğu ve öğretmenlikte veya sadece birinde adaylıkları kaldırılmamış olanlardan atandıkları yerde 28 Şubat 2018 tarihi itibarıyla bir yıllık çalışma süresini doldurmuş durumda olanlar, aile birliği mazeretine bağlı olarak başvuruda bulunabilecektir.

2. Öğretmenlikte adaylığı kaldırılmış olup ilk atama veya yeniden atama ve kurumlar arası yeniden atama yoluyla öğretmenliğe atananlardan atandıkları yerde 28 Şubat 2018 tarihi itibarıyla en az bir yıllık çalışma süresini doldurmuş durumda olanlar, aile birliği mazeretine bağlı olarak başvuruda bulunabilecektir.

3. Eşi askerde olan öğretmenler, eşinin kamu personeli olarak görev yaptığı yere yer değiştirme isteğinde bulunabilecektir.

4. 360 gün sigortalılık süresinin hesabında, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesi kapsamında geçen hizmet sürelerinin tamamı birlikte değerlendirilecektir.

5. Eşleri sigortalı olarak çalışan öğretmenlerin yer değişikliği başvurularında, borçlanılmak kaydıyla askerlikte geçen süreler ile ücretsiz doğum veya analık izni sürelerinde geçen süreler de sigortalı olarak geçirilen süreler kapsamında değerlendirilecektir.

6. Öğretmenlerden;

a) Kendileri veya eşleri yurt dışında görevli olanlar,

b) Eşleri geçici görevli olanlar,

c) Eşleri isteğe bağlı sigortalı olanlar, yer değiştirme başvurusunda bulunamayacaktır.

Diğer nedenlere ilişkin Hazırlanacak Belgeleri ve kriterleri görmek için kıyasen 2018 Ocak Ayı Öğretmenlerin Aile Birliği, Sağlık, Can Güvenliği Mazeretleri Ve Engellilik Durumu İle Diğer Nedenlere Bağlı Yer Değiştirme Duyurusuna bakınız.

https://personel.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2017_12/29173329_ocak_2018_duyuru_onay.pdf

Eş Özrü Olan Sözleşmeli Öğretmen Ne Yapmalıdır?

Sözleşmeli öğretmenler, eş özründen dolayı yer değiştirme isteğinin gerçekleşmesi için gerekli belgeleri hazırlayarak okullarına dilekçe verecekler gelen ret cevabına bulunduğu yerdeki idari mahkemesinde dava açacaklardır.

Burada dikkat edilmesi gereken işlem sözleşmeli öğretmen olarak eş özrü durumu özründe yer değiştirme talebinizi içeren dilekçenizin eş özrü durumu belgeleriyle birlikte görev yapılan okula verilmesi gerekmektedir. Direkt olarak üst makamlara dilekçe ile başvurulmamalıdır. Hiyerarşi takip edilmelidir.

Dava dilekçesine koymak için dilekçenin evrak kayıt ve tarihi ile birlikte bir örneğinin ve dilekçe ekindeki evrakların asıllarını saklamanız gerekmektedir. Evrakların asıllarını hiçbir yere vermeyiniz, sürekli fotokopilerini kullanınız.

Vereceğiniz dilekçede talebiniz net bir şekilde kesin olarak ifade edilmelidir. Ucu açık, yoruma dayalı, muallak talepte bulunulmamalıdır. Örneğin; “Eş durumu özrümden dolayı eşimin görev yaptığı/bulunduğu il olan Osmaniye’ye atamamın yapılmasını hususunda gereğini arz ederim.” şeklinde dilekçe sonlandırılmalıdır.

Dilekçenizin talebinizi gerçekleştirecek makam olan Milli Eğitim Bakanlığına iletilmesi için dilekçe başlığında okulun adının altına parantez içinde (Milli Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğüne Gönderilmek Üzere) ibaresinin mutlaka yazılması ve dilekçenin sonuç bölümüne talebinizi yazdıktan sonra “Bu talebimin 12.1,1983 tarih ve 17926 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Devlet Memurlarının Şikâyet ve Müracaatları Hakkında Yönetmeliğinin 12. maddesinde yer alanMüracaatlar hakkında karar verme yetkisi, kurumların çalışma usul ve esasla­rını belirleyen kanun, tüzük ve yönetmelikler ile müracaat konusunu çözümlemeye yetkili kılınan mercilere aittir.

Müracaatı kabul eden ancak sorunu çözümleme yetkisi bulunmayan amirler bunları sil­sile yolu ile birinci fıkrada belirtilen mercilere 3 gün içinde intikal ettirilir.” hükmü gereği çözümlemeye yetkili olan Milli Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü Makamına iletilmesi hususunda gereğini arz ederim.” ibaresi mutlaka yazılmalıdır.

Eş özrü bulunan sözleşmeli öğretmenlerin okullarına vereceği dilekçe örneği için tıklayınız.

Dilekçeniz Milli Eğitim Bakanlığına iletilmeyip alt birimlerde ret edilirse ne yapılmalıdır?

Dilekçeyi verdiğiniz okul, ilçe veya il bakanlığa iletmeyerek ret etmesi halinde silsile yoluyla ret yazısını ve dilekçenizin fotokopisini eklediğiniz yeni bir dilekçe ile 12.1.1983 tarih ve 17926 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Devlet Memurlarının Şikâyet ve Müracaatları Hakkında Yönetmeliğinin İtiraz” başlıklı 9. maddesinde yer alan Şikâyette bulunan ve şikâyet edilen memurlar yetkili amirlerce verilen kararlara karşı bir defaya mahsus olmak üzere kararın kendilerine tebliğini izleyen 10 gün içinde bir üst mercie itiraz edebilirler. İtirazların yapılmasında ve incelenip karara bağlanmasında şikâyetler hakkında bu Yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar geçerlidir.” hükmü gereği dilekçeniz okul ret etmişse ilçe milli eğitime, ilçe ret etmişse il milli eğitime il milli eğitim ret etmişse Milli Eğitim Bakanlığına direkt olarak başvurmanız gerekmektedir.

Örnek itiraz dilekçesi için tıklayınız.

KAÇ GÜN İÇİNDE DAVA AÇMANIZ GEREKMEKTEDİR?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinde; “1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, tarihi izleyen günden başlar.” hükümlerine göre idari uyuşmazlıklarda, yazılı bildirimin yapıldığı günden itibaren idari dava açma süresi 60 gündür.

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Sürelerle ilgili genel esaslar” başlıklı 8. maddesinde ise; “1. Süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

2. Tatil günleri sürelere dâhildir. Şu kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar.

3. Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.” hükümleri bulunmaktadır.

Bu hükümlere göre de; tatil günleri sürelere dâhildir. Bu 60 günlük sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacaktır. Dava açma süresi adli tatile denk gelirse adli tatilin son gününden itibaren dava açma süresi 7 gün daha uzayacaktır.

Bu durumda, dilekçenize Bakanlıktan gelen ret cevabının size tebellüğ belgesi düzenlenerek tebliğ edildiği tarih üzerinden 60 gün içinde bulunduğunuz yerdeki idari mahkemesinde idari dava açmanız gerekmektedir.

Bulunduğunuz yerde idare mahkemesi yok ise bulunduğunuz ilin bağlı olduğu idare mahkemesinde bu işlemin yapılması gerekmektedir. Bulunduğunuz ilde idare mahkemesi yoksa bulunduğunuz il ya da ilçenin sulh ceza mahkemesinden davanın açılacağı ildeki idare mahkemesine dava dilekçenizi gönderebilirsiniz. Tüm bu işlemleri yapabilmeniz için profesyonel yardım almanız yerinde olacaktır.

İdari Makamların Sükûtu veya Zımni Ret İşlemi Halinde Hangi İşlemler Yapılacaktır?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun, idari makamların sükûtunu tanımlayan 10. maddesinde:“1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.” hükümleri bulunmaktadır.

Kanunun 10. maddesinin 1. fıkrasında ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, 2. fıkrasında ise altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin 60 günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabileceği, 60 günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği; ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, davanın açılmaması veya davanın süreden reddi halinde, 60 günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açılabileceği kuralı yer almaktadır.

10. maddenin temel özelliği, ilgililerin yönlendirmesiyle idarenin bir işlem yapmasının sağlanmasıdır. Maddedeki “Bekleme” sözcüğünün kesin yanıtın beklenmesiyle ilgili olduğundan ve altı ayla sınırlamanın da kesin yanıtın bekleneceği bir süreci kapsadığından kuşku yoktur.

Başka bir anlatımla; ilgililerin başvurusu üzerine idarece kesin olmayan bir yanıt verilirse, bu cevap isteğin reddi sayılıp dava açılabileceği gibi, kesin işlem de beklenebilecek; ancak bekleme durumunda başvuruyu izleyen altıncı aydan sonra dava süresi işlemeye başlayacaktır.

İdarenin dilekçenize başvuru tarihinizden itibaren 60 gün içinde cevap vermediğini düşünürsek Zımni Ret İşlemi gerçekleştiğinden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun Üst makamlara başvurmayı tanımlayan 11. maddesi 2. fıkrası gereği 60 gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılacağından ikinci 60 günlük süre içinde bulunduğunuz yerdeki idari mahkemesinde idari dava açmanız gerekmektedir.

Kısaca şöyle ki; başvuruların başvuru tarihinden itibaren işlemeye başlayan 60 gün içinde cevap verilmemesi halinde zımnen reddedilmiş sayılacağı; zımni ret işleminin iptali istemiyle açılacak davaların da, bekleme süresi olan 60 günün bitiminden itibaren, idari mahkemesinde dava açma süresi olan 60 günlük süre içerisinde açılması hukuki gerekliliktir. Sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar.

Zımni ret işlemi idareye dilekçenin verilmesinden sonra başlayıp 60. günü son bulur. Bu 60. günden sonraki 60 gün içinde idari davanın açılması gerekmektedir. İdarenin cevap vermesi beklenmemelidir.

Bu hükümler gereği dilekçenize 60 gün içinde cevap verilmezse İdari Makamların Sükûtu veya Zımni Ret İşlemi uygulanarak dava açılmalıdır.

Dava dilekçelerinde “Tebellüğ Tarihi” kısmına Zımni ret işleminin tesis edildiği tarih aşağıdaki şekilde yazılmalıdır.

“Tebellüğ Tarihi.……………........: 10.10.2018 (Zımni ret işleminin tesis edildiği tarih)”

Dava dilekçesinin “D. KONUSU” kısmı; “Müvekkilin; .../…/2018 tarihli … sayılı ve ... taleplerini içeren dilekçesinin davalı idare tarafından 60 günlük yasal süre içerisinde cevap verilmeyerek gerçekleşen dava konusu zımnen reddetme işleminin iptal edilmesi talebidir.” şeklinde olmalı ve dilekçenin “AÇIKLAMALARkısmına; “Müvekkil; görev yaptığı kuruma …/…/2018 tarih ve … sayılı dilekçe başvurmuştur. Ancak davalı idare müvekkile 60 günlük yasal süre içerisinde cevap vermediğinden zımnen reddetme işlemi …/…/2018 tarihinde gerçekleşmiştir.” açıklaması eklenmelidir.

Dava dilekçesinin “NETİCE VE TALEP” kısmında ise; “1-Davamızın kabulü ile Müvekkilin; …/…/2018 tarihli, … sayılı ve … taleplerini içeren dilekçesinin davalı idare tarafından 60 günlük yasal süre içerisinde cevap verilmeyerek gerçekleşen dava konusu zımnen reddetme idari işleminin iptal edilmesine,” bölümü bulunmalıdır.

Tekraren söylemek gerekirse tüm bu işlemleri yapabilmeniz için profesyonel yardım almanız yerinde olacaktır. Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyenler yalnızca kölelerdir. Hayatta mücadeleniz kadar yaşarsınız. Mücadeleyi bir başkasından beklemeyiniz.

Eş özrü bulunan sözleşmeli öğretmenlerin dava dilekçesi örneği için tıklayınız.

Sınırları zorlamadığınız sürece sizi sınırlarlar …..

Ahmet KANDEMİR

Güncelleme Tarihi: 14 Ekim 2018, 01:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2

banner1

banner7