Okullar Derya Sarı Olmadan 4. Kez Açıldı...

Bugün okullar açıldı. Her yıl bir değerin kaybını anımsayarak başlarız. 4 yıldır ben de bir derin acıyla başlarım, sadece ben mi? Elbette değil; Süleyman, Sabri, Memduh, Hamdi… Ailesi ve çokça seveni aynı duyguları taşır.
Bahsettiğim Gökçeada Atatürk Öğretmen Lisesi ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesinden arkadaşım, gönüldaşım, abim, dostum İstanbul eğitim camiasının yakından tanıdığı Derya SARI!
Hayatının baharında ve en verimli çağında beş para etmeyen makam düşkünü, çapsız ve bin tane sıfat taşıyanlarca incitildi, kırıldı, onuru ile oynandı; pes etmedi derin bir hukuk mücadelesine girdi, kazandı yok saydılar… Kazandı yine yok saydılar. En son dava için zaman gerekiyordu; izin ve rapor hakları dolmuştu, ameliyat masasına yattı, ne anne ne baba ne kardeş ne eş habersizdi o kararından. Dört ay önce kaybettiği babasının peşinden uçmağa vardı ve birçok sevenini hüzne boğdu.
Müsteşar olacak kadar birikimi olan birine mezbelelikten kurtarıp tercih edilen kurum haline getirdiği okulda müdür olarak devam etmesi çok görüldü ona. Hayatında hiçbir sınavda başarılı olamamış, icazetle makam ehli olmuş zevat ( bugün pek çoğu belki de görev başında değiller) değerlendirme adı altında komik bir puan verdiler. Akıllarınca bir müdürü görevden almışlardı ama gerçekte bir eğitimcinin katili oluyorlardı.
Çok şey yazılabilir okullar başlarken ama ben onun maneviyatı önünde saygıyla eğilip, vefatından pardon, katledilişinden sadece bir hafta önce sosyal medyada da yazdığı düşüncelerini olduğu gibi sizlerle paylaşmak istiyorum.

29 Eylül 2015 Derya Sarı özetlemiş:
“Okullar açılırken, öğrenci VELİLERİNE !
Biraz sakin olun;
Cambridge College'ye de yollasanız çocuğunuzu okulun başarıya etkisi yüzde 25'tir. O da çocuğunuzun kapasitesi varsa.
Biliyoruz çocuklarınız evde bir melekkkkk  ama üçü bir araya gelince ne olduklarını ben biliyorum... Az dinleyin.
Üç, beş lira ucuz olsun diye ortaokul mezunu insanların görev yaptığı kreş ve anasınıfına öğrenci verip sonra da zırlamayın "öğretmen mahvitttti benim kuzuyu" diye. Bilin onlar öğretmen değil... Sağlık memuruna ameliyat olur muydunuz?
Öğretmen çocuğun kulağını çekti diye öğretmeni dövmeyin… Kulak çekmek yanlış ama öğretmen dövmek bildiğin mal'ca!
İlla birini dövecekseniz beni dövün mesela  beklerim hasretle (!)
Çocuklarınız çokkk zeki biliyoruz (!) ama çalışmıyorlar' işte (!) Bu yanlıştan kurtulun hepsi birer Aynştayn değil, kapasite diye bişi var. Kasmayın...
Biz de Peygamber değiliz, o kadar sabrımız yok. İnsanız, evde iki taneyle başa çıkamayıp, okulların açılacağı günü hasretle bekleyip "ama bu öğretmen işi gardaşım" falan demeyin. İşimiz ders anlatmak, pisikayatr değiliz.
Salak salak konuşup 4 ay tatil yapıyorsunuz falan demeyin, tatil sadece iki ay. O da çocuklarınıza tatil olduğundan. Ha zati her memura 30 gün tatil vardır.
"Bu nasıl öğretmen olmuş kardeşim, iki koyun güdemez" demeyin! Biz öğretmeniz, Onlar da koyun değil sizin çocuğunuz. Ayrıca kimler ne mevkilere çıktı bu ülkede gördük, beni konuşturmayın!
Lise mezunu imam, zabıta bile benden çok maaş alır, memur, hizmetli benden sadece 150 tl az alır mesela. Bilir misiniz? Ha sendika mı dediniz "Yeni Türkiye'yi" kuracaklar, daha kemikler yalanıp bitmedi"
Çocuğunuzun atom mühendisi olmasından daha önemli olan BİREY olmasıdır ama bu ÇOCUK ERKİL bir aile olun demek değil.
Haa "sizin çocuk asla yalan söylemez" bunu da biliyoruz (!) üzgünüm ama öyle değil, her çocuk yalan söyler.
Okumayı sevmezsiniz biliyorum, bunları da çok okuyacağınızı sanmam, olsun bi sürü 'veli' olan arkadaşım var, özel mesajlarına genel cevap olarak sayın!
Ha bu arada ben en iyi bildiğim işi yapıyorum, SAHİ SİZ HANGİ İŞİ, NASIL YAPIYORSUNUZ?”

YORUM EKLE