Yazı Boyutu : A+ A-

Seni neden arayayım?


24-06-2011 01:06:48


Mustafa GÖKTAŞ

Seni neden arayayım?

Birkaç aydır çok değer verdiğim ve gönülden sevdiğim bir kardeşimin başında iş var. Söylemeye ve yazmaya bile utanıyorum.  Neden utanıyorum? Onun başına çorap ören zihniyetin memleketin yönetimine ne denli hâkim olduğunu görmekten utanıyorum.

Adalet ve hakkaniyetten bahsedip, adaletsizlik ve hakkaniyetsizlik yapanların yaptığının yanına kar kalmayacağını bilenlerdenim. Yüce Allah (cc) bunun mutlaka hesabını soracaktır. İlahi adalete olan inancım tamdır.  O başına iş getirilen, çorap örülen kardeşimizde biliyor ama bu iş nefsine ağır geliyor, ister istemez bir arayış içine giriyor. Sakin olmasını, Allah’a sığınmasını, söylesem de, bende bu konuyu ele almak ve millete duyurmak istiyorum ama dostumu incitmemek adına, işin içinden bir türlü çıkamıyorum. Samimi gördüğü, dost bildiği, vaktiyle ekmek bölüştüğü insanları arıyor dertleşmek ihtiyacı duyuyor ama bunu yanlış algılıyorlar ve bir avuç suda fırtına çıkartıyorlar.

Sonunda, anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az mantığı ile bu yazıyı kaleme almak istedim. Tarih tekerrürden ibarettir.

Zamanında Horasan’ın meşhur valisi olan Abdullah bin Tahir, muhterem ve mübarek bir idarecidir. Ancak yönetime geçince ister istemez hatalar da yapar, bilmeden zulüm de işler. Nitekim bir gece mahallede rahatsızlık verip şikâyetlere sebep olan bazı başıboş kimseleri toparlayıp valinin huzuruna çıkarmak üzere önlerine katarak götüren bekçiler, bir ara bir suçlunun sokaklardan birine dalarak kaçtığını görürler. Peşine düşen bekçiler sokakta önlerinde yürüyen Heratlı masum bir demirciyi, kaçan sendin, diyerek yakalayıp onu da diğer suçlular arasında valinin huzuruna çıkarırlar. Geceleri halkı rahatsız eden bu suçlulara olan kızgınlığı sebebiyle ayırım yapmadan, soruşturma ve araştırma gereği duymadan emir veren Abdullah bin Tahir:

- Bunların hepsini de zindana atın.. Akılları başlarına gelinceye kadar orada kalsınlar!. Geceleri halkı rahatsız edip de huzurunu kaçırmak şikâyetlere sebep olmak neymiş anlasınlar, der.

Böylece akşam geç vakte kadar çoluk çocuk rızkı için çalışmaktan yorularak o sıra evine dönmekte olan Heratlı demirci de bu suçlular arasında zindanı boylamaktan kurtulamaz. Üzerine kapatılan zindan kapısının arkasından kırık gönülle yaptığı bedduası ise şu sözlerden ibaret olur:

- Rabb’im, der. Beni evimde uyutmayanları sen de evlerinde uyutma. Sabahlara kadar onlar da uyuyamasınlar yataklarında!.

O sıralarda evinde yatağına uzanan vali ise, daha gözlerine uyku girer girmez müthiş bir sarsıntı ile uyanır. Hemen fırlar yatağından, bakar ki deprem filan yok. Şükürler olsun rüyaymış, diyerek tekrar uzanır yatağına. Ne var ki yine gözünü kapar kapamaz aynı sarsıntı başlar. Yine fırlayıp sağa sola bakar.. Derken sabahlara kadar mazlum demirci zindanda nasıl uyumazsa zalimlik yapmış olan vali de evindeki yumuşak yatağında öyle uyuyamaz...

Horasan’ın meşhur valisi olan Abdullah bin Tahir, sabah olunca, “Bu nasıl bir iştir? Mutlak suretle bunda bir hikmet vardır. Acaba ben bilerek yada bilmeyerek birine  bir zulüm mü yaptım?!”, diyerek hapishane sorumlusu  ve yetkilileri yanına çağırtıp sorar.

- Ben bu gece sabaha kadar bir türlü uyuyamadım. Sıkıntılar ve afakanlar bastı. Deprem oluyor sanarak yatağımdan sürekli fırladım. Bunda bir iş var dedim. Bir mazlumun bedduasını mı aldım acaba, der. Orada huzurda bulunan yetkililer arasındaki hapishane sorumlusu kendisinin de işittiği bir mahpusun duasını anlatır.

- Rabbim beni evimde uyutmayanları sen de evlerinde yumuşak yataklarında uyutma, diye dua eden bir demirci vardı hapishanede..

- Hemen o demirciyi getirin buraya, der. Vali, huzuruna getirttiği demircinin suçsuzluğunu öğrenince ondan hemen özür dileyerek serbest bırakırken tembihini de şöyle yapar:

- Başına böyle bir iş gelirse unutma hemen beni ara!.

Demirci cevabını beklemeden anında verir:

- Seni neden arayayım?  Bana zulmeden sen değil misin? Ben seni değil, beni senin zulmünden kurtaranı arar, müracaatımı yine O’na yaparım. Zira O (cc), senin evini sabahlara kadar başına yıkacak halde sallamasaydı sen yine beni aramayacak, zulmünü sürdürmekten geri kalmayacaktın.

Kıssadan hisse.

Bu günlük de bu kadar.

Baki selam ve dua ile.

 

MUSTAFA GÖKTAŞ

mustafagoktas006@gmail.com





YAZIYI PAYLAŞMAK İSTER MİSİN?

BU HABERE YORUM YAPMAK İSTERMİSİNİZ ?

:

:

YORUMUMU ONAYLA


YORUMLAR
soner coşkun ~ 1 ay önce
bu makale inançlı insanlar ders alır siyaset yapanlar değil syn hocam yinede teşekkürler


SON DAKİKA
Yazarlar

En Çok Okunanlar
Anket

Milletvekillerinin sizce görevi nedir?


Vatandaşın sorunlarını çözmek
Seçildiği şehire hizmet götürmek
Parti liderinin yaptıklarını onaylamak
Tartışıp kavga etmek

2011 Kamudan.com Tasarım ve Yazılım KARİP NETWORK
Sağlık Sitesi - Yeni Projeler

Sayfamız Anadolu Ajansı Abonesidir