Bakan Dinçer'in, CNN Türk'te verdiği röportajın deşifresi

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in, CNN TÜRK'ten Hande Fırat'a Verdiği Röportajın Deşifresi:

Bakan Dinçer'in, CNN Türk'te verdiği röportajın deşifresi
SUNUCU HANDE FIRAT- Ankara'dan haftanın ilk günündegünaydın, iyi günler. Ankara Stüdyolarındayız, ben Hande Fırat. Çünkü konuğumuzvar, önemli bir konuğumuz var, Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer, CNN TürkAnkara Stüdyolarında.
 
Efendim, hoş geldiniz.
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Teşekkür ediyorum, sağ olun.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Çok konu başlığı var, eminim ençok öğretmenler merakla bekliyor ama, başka bir konuyla başlayalım, son dönemintartışma konusu. Aslında sizin bir sözünüzle başladı, "eğitiminiz iyi değil amamillisiniz, bu sizi nereye taşır" diye sordunuz. Bu soruyu niye sordunuz, çünkühemen arkasından bir yandan milli güvenlik dersi kaldırıldı, diğer taraftanbazı tartışmalar başladı. Bu millilik üzerinde bir tartışma mı, başka birtakımadımlar mı atılacak?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Aslında millilik üzerinde birtartışmadan çok, eğitimin niteliği üzerine yapılan bir tartışmanın belkiyansıması diye bakmak lazım. Tabii orada esas benim vurgu yapmak istediğimkonu, milli olmaktan neyi anladığınızla alakalıydı. Belki şunu söylemek lazım:Normalde tamam, hamaset yaparak 1 Türkün dünyaya bedel olduğunusöyleyebilirsiniz ama, eğer sizin uluslar arası sınavlarda çocuklarınız 34 ülkeiçerisinde 33. sıradaysa, o zaman geriye dönüp bir bakmanız gerekir. Gerçektende bu soruyu hep birlikte ve tüm toplum olarak vermek zorundayız. Milliolmaktan neyi anlıyoruz? Eğer milli olmaktan anladığımız şey, 19 Mayıs'lardaçocuklarımızı askeri bir düzen içerisinde yürütmekse, milli güvenlikderslerinde çocuklarımıza işte Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yapısını öğretmekse,yine Atatürk ilke ve inkılaplarını 1920'li yıllarda olduğu şekliyle öğretmeksebiz bunları yapıyoruz aslında. Ama, uluslar arası alana çıktığınızda ülkeolarak, mesela 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi olmayıhedefliyorsanız, fert başına gayri safi milli hasılanızı 20 bin doların, 25 bindoların üzerine çıkartmayı planlıyorsanız, yaşam kalitenizi artırmakistiyorsanız, o zaman milli olmayı belki yeniden gözden geçirmeye ihtiyaç var.
 
Şimdi bakınız, ülke olarak biz PISA sınavlarında 34ülke içerisinde 33. olduk. Bu geriye dönüp baktığınızda gurur veriyor mu? VeyaMilli Eğitim Bakanlığının bütün kurumlarında, özel eğitim kurumlarında,dershanelerde, hatta bazen maddi durumu iyi olan veliler evlerinde çocuklarınaözel kurslar aldırarak üniversiteye hazırlıyorlar. Üniversite sınavında kendiçocuklarımız 40 fen sorusundan ortalama 4 soruya doğru cevap verebiliyorlar.Örneklendirmeyi biraz çoğaltmak istiyorum. Yine 15 yaş grubunda tüm OECDülkeleri içerisinde matematik sınavında bizim çocuklarımız 1 yıl geridegözüküyor. Aynı parayı harcadığımız halde, mesela Macaristan'la aşağı yukarı 4bin dolara yakın ortalama masraf ediyoruz öğrenci başına tüm Türkiye'de. Yinematematik alanında Macaristan'daki çocuklarla bizim çocuklarımızın arasındakimesafe 2 yıllık bir mesafe.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Bu Dünya Bankası raporundan bahsetmiştikyayından önce, herhalde benzer tespitler orada da var değil mi?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Evet, zaten o tespitlerin çoğunubizim ülkemizdeki yapılan araştırmalardan ortaya koyuyorlar. Şimdi şöyle birsoruyu yine hep beraber sormak durumundayız diye hissediyorum: Geçtiğimizyıllarda, birkaç yıl önceydi, Amerika Birleşik Devletleri, kendi eğitimsistemini gözden geçirmek üzere stratejilerini belirlerken geniş kapsamlı biraraştırma yaptırmıştı. Orada hazırlanan raporda şöyle bir ifade var: Diyor ki, AmerikaBirleşik Devletleri'ndeki ortaöğretimden mezun olan öğrencilerin sahip olduğubilgi ve kabiliyetler, Kanada ve Finlandiya'da ortaöğretimden mezun olanöğrencilerin sahip olduğu bilgi ve kabiliyetlere denk olsaydı, bugün AmerikaBirleşik Devletleri'nin gayri safi milli hasılası yüzde 9 ila 16 arasında dahafazla olacaktı diyor. Aynı soruyu sormak durumundayız, hakikaten meseleninözüne onu bakarak değerlendirmek lazım. Türkiye'deki çocuklarımızın sahipolduğu bilgi ve kabiliyetlerle denk olsaydı, bizim gayri safi milli hasılamızyüzde kaç olacaktı veya kaç katı olacaktı ve nihayet dünyadaki konumumuz verekabet gücümüz ne olacaktı? Şimdi soruyorum, rekabet gücünüz yok, ama az öncebahsettiğiniz mevzularda iyi görünüyor ve bolca hamaset yapıyorsunuz veya tersibir durum, uluslar arası alanda rekabet gücünüz var, ama aynı şekilde bu şekledayalı olan unsurların yerine işte yine çocuklarınıza aidiyet duygusu vermeyibaşarmışsınız, milli tarih veya tarih şuuru vermeyi başarmışsınız, tarihbilincini, toplumsal ve ahlaki değerleri ona iyi öğretmişsiniz ve toplumsorumluluk olarak dünyada bir yerde olmayı kendisine hedef seçmiş bir nesilyetiştirmişsiniz; hangisini tercih edersiniz? Bu açıdan bakıldığında bizeğitimimizde yine olumlu şeyler söylüyoruz, millilikten bahsediyoruz ama,çocuklarımıza aidiyet duygusu veremiyoruz. Ciddi bir terör mücadelesiyle karşıkarşıyayız, bunu çoğaltmanız mümkün.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Peki Sayın Bakan, bu konuylailgili bir eleştiri var, o eleştiriyi de sorduktan sonra başka konularageçeceğim ama, MHP Lideri Devlet Bahçeli, "19 Mayıs'la ilgili çarpık ve artniyetli girişimlerin açığa çıkmasına şahitlik edilmiştir, bundan sonraAnıtkabir'in botanik parkına çevrilmesi, İstiklal Marşı'nın susturulması,okullardan Andımızın kaldırılması da uygulamaya geçebilir" böyle bir ifadekullandı. Bunlardan herhangi biri gündemde var mı diye sorayım ben?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Ben çok açık bir şeysöyleyeyim; eğer 19 Mayıs törenlerinde çocuklarımızı askeri bir törenle, askeribir tarzla devletin resmi protokolün önünde yürütmek eğitime bir katkısağlıyorsa o zaman biz bunu hep beraber yapalım. Ama onun ötesinde biz buülkede 19 Mayıs'ı bu toplumun bir ortak değeri olarak algılıyorsak, tüm halkıniçinde olduğu, tüm gençlerimizin benimseyerek kutladığı bir merasimedönüştürmek istiyorsak bu ayrı bir şey. Ama bunun eğitimle alakası yok. Eğitimdediğimiz şey, öğrencilerimizin okulda olduğu, öğretmenlerimizin okulda olduğuve topyekun bu ülkenin hedeflerine, önceliklerine odaklandığımız bir değerüretme işidir. Ve oradan hareketle yapılacak eleştirilerin çoğunun bencehamasetten öteye gitmediğini hep beraber kabul etmek zorundayız artık.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Sayın Bakan, yine bu konudakitartışmalardan biri, Şili'de ders kitaplarında Pinochet dönemi için diktatörlükdenecekmiş. Dün Radikal'de vardı, Milli Eğitim Bakanlığı da 12 Eylül dönemiyleilgili aynı terimi kullansın gibi birtakım görüşler vardı ve tabii önce yakıntarihin ders kitaplarına alınması gerektiği. Böyle bir çalışma olabilir miTürkiye'de?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Şimdi bakın bu tip şeylerdetepkisel tavırlar koymak bence hiç doğru değil. Bu ülke giderekdemokratikleşiyor, insan hak ve özgürlüklerini genişletiyor ve uluslar arasıalanda da rekabet gücünü artıracak tedbirler öngörüyor. Biz de bütün bunlaraparalel olarak Milli Eğitim Bakanlığında değişiklik yapıyoruz ve yapmaya dadevam edeceğiz. Ancak bunu belirli bir etkiye karşı tepki göstererek yapmanınçok bir mantığı yok. Dünya bu işi nasıl yapıyor belli. Bizim toplumsaldeğerlerimiz, önceliklerimiz belli. Dolayısıyla, her iki faktörü göz önünealarak biz daha sükunetle, daha sağlıklı bir şekilde ve daha uzun vadelidüşünerek bunları yapmak zorundayız. Bugün ona tepki koydunuz, yarın niye tepkigöstereceksiniz? Bugüne kadar bizi takip edenler aslında şunu görmüş ve farketmiş olmalıydılar. Biz herhangi bir tepkiye dayalı olarak bir stratejigeliştirmiyoruz ve Milli Eğitim Bakanlığını mümkün olduğu kadar çok gerçekçibir zemine oturtmak ve dünyadaki ihtiyaç duyulan, toplumumuzun ve piyasanın ihtiyaçduyduğu bilgi ve yeteneklerle çocuklarımızı donatmak, amacımız bu. Bunun içingerekli neyse onu yapacağız. Onun dışındakileri toplumda herkesin tartışması,hatta o tartışmalardan bazen bizim sonuç çıkartmamız mümkün olabilir ama, bunusükunetle ve daha kalıcı bir şekilde yapmayı tercih ederiz.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Gerçekçi zemin diyorsunuz, birsüredir eğitime yönelik tespitleriniz, eleştirileriniz, Bakan olduğunuz haldeeleştirileriniz ve yapılması gerekenleri ard arda sıralamanız sonrasındaçeşitli yorumlar yapılıyor, şöyle deniyor: 10 yıldır sizin Partiniz iktidarda,Sayın Ömer Dinçer çok doğru şeyler söylüyor, ama Bakan olarak söylüyor, niyedaha önce bunları yapmadılar? Niye daha önce yapılmadı bunlar?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Çünkü, toplumların ihtiyaçları datıpkı insanların ihtiyaçları gibidir. Bir; insanın fiziki ihtiyaçları vardır,-Maslov Teorisi, belki biliyorsunuz- barınma ihtiyaçları vardır, sosyalihtiyaçları vardır, aidiyet ihtiyaçları vardır. Şayet fiziki ihtiyaçlarınızıkarşılayamamışsanız, barınma ihtiyacınız yahut da sosyal ihtiyacınız çokbelirgin bir şekilde açığa çıkmaz. AK Parti iktidara geldiği zaman Türkiye'deeğitim ihtiyaçlarına baktığınızda çok ağırlıklı bir şekilde altyapı sorunlarıvardı. Yani, bir sınıfınızda eğer 60 kişi varsa, o zaman siz o sınıfa teknolojidağıtmaya, tablet bilgisayar vermeye dair bir ihtiyacı hissetmezsiniz.Dolayısıyla AK Parti iktidarı döneminde geçmiş 9 yıllık süre içerisinde eğitimsisteminin altyapısıyla ilgili inanılmaz başarılar sağlandı aslında. Bunu gözardı etmemek gerektiği kanaatindeyim. 334 bin 2002 yılı sonuna kadar yapılantoplam derslik sayısı 334 bin civarındayken, 9 yıllık süre içerisinde 169binden fazla derslik yapıldı, yarıdan fazladır. Okullaşma oranlarınabaktığınızda okullaşma oranları ilköğretimde bile yüzde 90'ların altındaykenşimdi neredeyse yüzde 100'e geldik görünüyor. Okul öncesi eğitimde yine oldukçaiyi bir mesafe kat ettik. Ortaöğretimde yüzde 50'lerden yüzde 69, yüzde 70'leregeldik. Bütün bunlara baktığınızda Türkiye'de AK Parti'nin bundan öncekidöneminde yaptıklarının altyapıyı geliştirmekle alakalı olduğunu görürsünüz.Fırsat eşitliğini altyapıyı sağlam bir şekilde kurarak sağlayabilirsiniz. Bütünillerimizde en ücra köşeden en zengin kesime kadar benzer imkanları sunamıyorsanızo fırsat eşitliğiniz olmayacak demektir, mesela bir sınav sorununuçözemeyeceksiniz demektir, yine mesela eğitimde kaliteyi artıramayacaksınızdemektir, öğretmen başına öğrenci sayınızı düşüremediyseniz bu sorunlarçözülemeyecek demektir. Nitekim mesela AK Parti iktidarı 9 yıllık süreiçerisinde 2002 yılı sonuna kadar toplam 554 bin öğretmen atanmışken, bu 9yıllık süre içerisinde 300 binden fazla öğretmen atadı. Şimdi yeniden alacağız,320 binden fazla.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Ne zaman alacaksınız şimdi en çokmerak edilen konu o. Öğretmen deyince, atama deyince, bu ay var mı atama,gelecek ay ya da ne zaman bir alım yapılacak?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Evet var, ama bir cümleyletamamlayayım.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Tabi ki, buyurun.
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- AK Parti iktidarı eğitime tıpkıdiğer alanlarda olduğu gibi şimdiye kadar önem vermişti, bugün konuştuklarımızaslında o altyapıyı tamamladıktan sonra ortaya çıkan ihtiyacı belirlemektedir.Yani artık eğitimin niteliğini konuşmak safhasına geldik. Artık eğitimin bilimteknolojilerini konuşma fırsatını yakalamaya başladık. O açıdan bence oeleştirilerin ayrıntılı bir analize dayanmadığını söylemek mümkün.
 
Evet, öğretmen alacağız. 17 bin öğretmen alıyoruz. Buhafta içerisinde kılavuzlarımız falan yayınlandı geçtiğimiz hafta. Bu haftaiçerisinde Perşembe gün akşama kadar müracaatlar var, Cuma günü kura çekiyoruz,6 Şubat'a kadar öğretmenlerimizin göreve başlamalarını bekliyoruz ve ondansonraki hafta hemen eğitime alacağız ve çok fazla geciktirmeden deöğretmenlerimizi sınıflarda öğrencilerimizin karşısında bekliyoruz.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Peki, bu konuları kısa geçeceğim,çünkü başka konular da var, yanıtlarınızı da kısa alabilirsem. Tüm kanallardagelen bir soru, Bakan, öğrenim özrü ataması yaptım diye yanlış bilgi veriyor,sağlık özrü tayinleri yapılmadı ya da bankacı eşleri neden kapsam dışı kaldıgibi iki peş peşe soru var bu konuyla ilgili olarak.
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Bankacı eşleri zaten kapsamdışıydı. Böyle bir talebi şimdi yapıyor olmalarının çok açık bir izahı vardır,hukuku bilmiyorlar demektir. Çünkü Sosyal Güvenlik Kurumu'na tabi, SSK'ya tabieski tabirle çalışmalarda eş durumundan atama yapılmıyor, bu ilk defa ortayaçıkan bir hadise değil. Dolayısıyla ancak devlet memuru olup eşinden ayrı yerdeçalışanlar yine staj dönemlerini tamamlamışlar ve artık özür atamasına hakkazanmışlarsa bu talepte bulunabilirler. Ben şunu söyleyeyim: Van'da birdeprem yaşadık, o depremde eğer biz 800 öğretmen atamamış olsaydık eğitimimizçok iyi bir şekilde devam etmeyecek diye düşünüyorduk, zaten açığımız vardı.Ama daha da önemlisi, sadece eş durumundan özre metni atama yaptığımızdaVan'dan 1120 öğretmen ayrıldı ve 800 öğretmen gönderilmiş olmasına rağmendepremden önceki konuma göre 350 eksik öğretmenle şimdi eğitim yapmak zorundayız.Aynı yerde sağlık durumuna dayalı bir atamayı ben kabul etmiş olsaydımTürkiye'de sağlık raporlarının hangi sıhhat derecesinde verildiğitartışılabilir. Orada kaç tane öğretmen istihdam edebilirdik? Kaldı kiöğretmenlerimizin…
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Sayın Bakan, siz bunu öğrenciaçısından değerlendirttiniz mi, yani özür nedeniyle çeşitli tayinler yapılıyorama, yapılırken atamalar yapılıyor. Öğrenciler açısından ne gibi sorunlarlakarşı karşıya kalınıyor mu, hiç bunu soran oldu mu ya da hiç bunundeğerlendirmesi yapıldı mı?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Aslında tam da belki burada bensizlere sitem edecektim. Çünkü eğitim sadece öğretmenin var olduğu bir sistemdeğil. Tabi ki öğretmen eğitim sisteminin en önemli öğesidir. Bakındersliklerimiz istediği kadar yaygın olsun, istediğiniz kadar bilişimteknolojilerini sisteme dahil edin, istediğiniz kadar mali kaynak ayırın,öğretmenin başarısıdır eğitimin başarısını belirleyen, bunu kabul ediyoruz.Nitekim toplumda da öğretmenlerimize nispi olarak bir kutsiyet atfedilir, çokciddi bir itibar verilir. Bu o sebeple verilmiş olan bir itibardır. Ancakeğitim sistemi sadece öğretmenin var olduğu bir sistem değil, çocuklarımız var,eğitimin niteliği var, fiziki şartlar var, bütün bunlarla beraber bakmak lazım.Bir öğretmeni bir sınıftan aldığınızda ben buradan tüm topluma sormakistiyorum, çocuğunuz öğretmenine tam yeni alışmışken, daha 1 hafta, 15 günoldu, öğretmeninizi ister sağlık, ister güvenlik, isterse aile özrüne dayalıolarak bir başka yere gönderdik ve üstelik de kadrosu orada kaldı, onun yerineyeni öğretmen veremiyorum ben. Çocuğunuzun öğretmenin sınıftan gitmesini istermisiniz? Yeni bir öğretmenin gelmesi aşağı yukarı 1 aya yakın bir süreyialacak, belki de ücretli öğretmen bile bulamayacağız, çocuğun bir dönem boyuncadersi boş geçecek, buna razı mısınız? Kaldı ki öğretmenlerimize de sormaklazım, böyle bir ortamda bırakıp gittiğiniz 30 çocuğun sorumluluğunu hiçhissetmememiz mi gerekir? Türkiye'de eğitim sisteminden, eğitim sisteminiteliğinin üzerinden tartışmalar yapıyorken, eğitimin kalitesini artıralımdiye bir çaba içerisinde bulunuyorken öğretmenlerin de bu konularda birhassasiyet göstermeleri gerekmez mi? Normal şartlarda ben şunu hayal ediyorumdoğrusu, normalde böyle bir hayalin kurulması bir eğitim sistemi için çok doğrubir şey değil, ama Türkiye'de haya ediyorsanız bir sorun var demektir. Benöğretmenimizin bir çocuğu aldığında ilk günü ilk dersten, son günü son dersekadar çocuğumuza birkaç cümleyi daha öğretebilir miyiz, uluslararası alanda buçocuk ileride bizi temsil edecek ve bu ülkenin gelişimine katkıda bulunacakdiye çaba sarf ettiği bir öğretmenlik algısı mesela bekliyorum. Yineçocuklarımızın…
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Hayal ediyorum dediniz, demek kibir Milli Eğitim Bakanı olarak bu konuda ciddi bir eksiklik görüyorsunuz ilkgünden son güne?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Şimdi bakın dünya raporundan azönce siz bahsettiniz. Lütfen öğretmenlerimiz, eğitim sistemiyle ilgilenenherkes o raporu bir gözden geçirsin, oldukça ibretlik tespitler var. Tüm OECDülkeleri içerisinde Türkiye'deki öğretmenlerin işe geç kalma oranı en yüksekolan oran, devamsızlık en yüksek oran. Bunu ben söylesem gerçekten bu ülkedeacaba haksızlık mı ettim diye siz yargılayabilirsiniz. Ama ben o raporuokuduğum zaman inanın kendimi son derece kötü hissettim.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Peki, Bakanlık olarak bunu biraraştıracak mısınız, bunun herhangi bir yaptırımı var mı?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Bu raporların her birisi Türkiye'dedeğişik bilim adamlarının yaptığı analizlerden ve raporlardan hareketle ortayakonulmuş bir çalışma Dünya Bankası'nın raporu.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Çünkü dersler boş geçiyor demektirdediğiniz gibi bir tespit varsa orada.
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Ama zaten Türkiye olarak bütünbunlar için bilimsel çalışmalar yapmanız gerekmiyor. Siz lütfen iyi birgözlemci olarak da bunu tespit edebilirsiniz. Eğitimin niteliğinin arttırılmasıiçin öğrencilerimizin sınıfta olması gerekir. Ama biz bu ülkede özellikleikinci yarıda, Mart'ta, Nisan'dan sonra çok değişik sebeplerle, meselaüniversiteye hazırlık kursları sebebiyle, mesela SBS'ye hazırlık kurslarısebebiyle, mesela 19 Mayıs sebebiyle, mesela 23 Nisan sebebiyleçoğaltabilirsiniz bunu, çocuklarımızı sınıftan alıyoruz. Yine öğretmenlerimizçocuklar kursa gidiyor oldukları için etkin bir şekilde ders veremiyorlar,eğitime belki katkıları orada sınırlı kalıyor. Yine mesela başka bir sorun, bugeçici görevlendirmeler, aile atamaları, sağlık atamaları yahut diğer özremetni atamalar sebebiyle 70 binden fazla öğretmen şu anda Milli EğitimBakanlığı'nda kendi bulunduğu kadroda görev yapmıyor. Valiliklerde öğretmen görevli,il müdürlüklerimizde öğretmen görevli, öğretmen evlerinde öğretmen görevli,Gençlik Spor Bakanlığı'nda, Sosyal Politikalar Bakanlığı'nda, Türkiye BüyükMillet Meclisinde öğretmen görevli. O görevlendirilmiş öğretmenlerin yerine bizöğretmeni de koyamıyoruz, çünkü kadrosunu muhafaza ediyor. Böyle bir yapıiçerisinde öğrenci sınıfta değilse, öğretmen sınıfta değilse, dünyanın en güzelmüfredatını hazırlasanız, eğitiminizin kalitesini nasıl artırırsınız?
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Peki, siz öğrenciyi de, öğretmenide sınıfa koyacak mısınız?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Onun için uğraşıyorum. Herkesingönlünü alarak, herkesi bu meselenin bir ülke meselesi olduğunu, uluslar arasıalanda eğitim sisteminizin geliştirilmesinin toplumsal bir sorumluluk olduğunufark ettirerek doğrusu yapmaya çalışacağım. Ama tabi bütün bunlar idaritedbirlerle yapılacak olursa çok tatsız bir durum olur. Herkesin kendibulunduğu yerde sorumluluğunu hissetmesi gerekir, yani medyada da dahil olmaküzere. Herkes eğitim sistemi üzerinde meseleye yoğunlaşabilirse o zaman birçoksorunu daha kolay halledeceğimizi zannediyorum.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Sayın Bakan, süremiz nedeniyle peşpeşe birkaç soru soracağım ama, ilk öğretim bizde 7 yaşında başlıyor, kuzeyülkeleri hariç pek çok ülke de 6 yaş. 6'ya çekilmesi konusunda Türkiye'de birçalışma var mı?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Çok kapsamlı bir çalışma yok ama,biliyorsunuz Meclis'te şu anda 4 artı, 4 artı, 4 ve toplam 12 yıllık bir eğitimsüresini kapsayan bir düzenlemeye dair çalışmalar var. Biz de bu arada ilgilikamuoyuyla birtakım görüşmeler de yapıyoruz, acaba onu bir yaş erkene çeksekpedagojik olarak bir sorun çıkar mı diye? Ama maalesef o konuda ortak birkanaat yok; birçok kesim olaya çok olumlu bakarken bazıları eleştiriyorlar.Henüz o konuda verilmiş bir karar yok şu anda.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Peki bu 4 artı, 4 artı, 4; nedenböyle bir şeye ihtiyaç duyuldu?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Şimdi bakın, yine uluslararasımukayeseyle bunu ortaya koyabilirsiniz. ABD yeni eğitim stratejisinde toplumnüfusun en az yüzde 60'ının üniversite mezunu olmasını hedefliyorken, OECDülkeleri içerisinde toplam nüfusun ortalama eğitim süresi 10 yılın üzerine, 12yıl civarına çıkmışken, Türkiye'de toplam nüfusu eğitim süresi 6,5 yıl. Bizancak üniversite çağındaki çocuklarımızın daha henüz yüzde 35'ini üniversiteeğitimine tabi tutabiliyoruz. Bütün bunlar sizin dünyadaki değişme vegelişmeler karşısında aranızdaki mesafeyi belirleyen tespitler değil midir?Türkiye olarak biz eğer hakikaten tüm küresel dünyayla yarışabilen bir ülkeolmayı hedeflemişsek mutlaka eğitimimizi arttırmalıyız. Mesela burada da çokciddi bir algıda problem var bizde. Üniversiteyi bitirmenin mutlaka devlette işalma imkanı olarak görülmesi sizce çok yanlış bir algılama değil mi? Aslındaüniversiteyi bitirmek bile bugün istihdam edilebilmek için yeterli bir faktördeğil dünyanın pek çok yerinde.
 
İnanın, dünya öylesine değişmeye başladı ki, bakın şuanda pek çok ülke bir çalışanının 30 yıllık veya 40 yıllık çalışma süresiiçerisinde en az 10 kez iş değiştirebileceği, 11 kez iş değiştirebileceği veyine bu kadar süre içerisinde 4 kez meslek değiştirebileceği bir alt yapı içinçalışıyor. Ama biz hala üniversiteden bir adamı mezun etmeyi, sonra da onudevlette memur yapmayı veya öğretmen yapmayı ve ömrünün sonuna kadar o işteçalışmayı hayal eden bir toplumsak, dünyayla bizim aramızda çok ciddi birmesafe açıldı demektir. Bizim kesinlikle bu yapısal değişikliklerin öncesindezihni algılarımızda değişiklik yapmaya ihtiyacımız var.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- O zaman bir araya giripsorabilirsem, zihni algı, yapısal değişiklik dediniz, bu tam bu düzenlemeninişte imam hatiplerin orta okul kısmının yeniden açılması ve imam hatipler içinyapıldığı iddia edildi, eleştirildi. Bu eleştiri ve iddiaya ne diyeceksiniz?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Bu bence hala pek çok meseleyeideolojik perspektiften bakmanın sonucu olan bir değerlendirme. Bu eleştiriyiyapan insanlardan ben bir şey rica ediyorum; lütfen bu kadar çokkonuşacaklarına bir kere olsun dünyada mesleki eğitim nereye gidiyor ona birbaksınlar.
 
Tüm dünyada aslında eğitimde giderek farklılaşan bireğilim var.
 
Bir, okul öncesi eğitim tüm dünyanın en çok önemverdiği eğitim alanı olmaya başladı; ki o yüzden biz de mesela 2012 yılındabütün kaynaklarımızı önemli oranda okul öncesi eğitime tahsis etmeye başladık.
 
İki, mesleki eğitimin giderek daha geç yaşlardabaşlaması. Bugün eğitimde oldukçabaşarılı olduğunu kabul ettiğimiz ülkelerde mesleki eğitim lise 11. sınıftabaşlıyor. Dolayısıyla 4 artı, 4 yapıyor olmanın imam hatiple irtibatlandırılmasınınaslında hiç mantıki ve teorik bir temeli yok artık, dünyada yok, bizde deolmayacak.
 
Bunun yapıyor olmanın sebebi nedir diye baktığınızda,tüm dünya yine şunu yapıyor: Eğitimi esnek hale getirmeye başladı. Mümkünolduğu kadar çok insanın eğitilebildiği, eğer şayet yanlış bir mesleki tercihtebulunduysa veya yanlış bir ders tercihinde bulunduysa, onu uzun zamankaybetmeden telafi ederek esnek bir şekilde başka alana kayabileceği mekanizmakuruyor. Sizce kesintisiz eğitimle sistemi bu kadar katılaştırmışsanız,esneklikten uzak kaldığınız anlamına gelir.
 
Şimdi bu hadiseleri bence belki tüm toplumda artıkkabul ettirmemiz gerekiyor ki, bunlar ideolojik meseleler değil; bırakınız bunueğitimle ilgilenen insanların, uzmanı olan insanların önerileri, tekliflerineyse biz o doğrultuda daha rahat yapalım. Yani acaba bunu yaparsak Türkiye'deAtatürkçüler mi kızacak, bunu yaparsak dindar insanlar mı kızacak, bunuyaparsak milliyetçiler mi acaba tepki gösterecek endişesini bu eğitim camiasıtaşımadan, dünyadaki açılan mesafeyi nasıl kapatacağız sorusuna bence ortak bircevap üretelim.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- O mesafeyle ilgili olarak,tabletler, bilgisayarlar, akıllı tahtalar en çok konuşulan konulardan biri. Hembir yanda heyecan uyandırıyor, diğer yanda da bazı eleştiriler geliyor. Sınavodaklı bir eğitim sistemi varken, tablet, bilgisayar, akıllı tahta, çoktanseçmeli soruların şıklarının arttığı birer aygıta dönüşebilir mi çocuklar? Buteknolojilerin hakkı Türkiye'de verilebilecek mi gibi çeşitli kaygılar var. Nediyeceksiniz o kaygılara ilişkin?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Şimdi bir, özellikle sınavlailgili, yine Türkiye'de eğitimin süreci çok önem kazandı, sonuçları hakkındaçok fazla tespit yapılamıyor. Yine OECD ülkeleri o PISA Sınavlarında sonuçlarıölçütleri içinde biz tabiri caizse çuvallıyoruz. Öyleyse, bir kere sonuçları daölçen bir yaklaşıma ihtiyaç var. Bunun için ben yoğun bir çaba sarf ediyorum şuanda, YÖK'le görüştük, ÖSYM'yle görüştük, bir kere lise eğitimindeki 4 yıllıkmüfredat üniversite giriş sınavlarının konusu haline getiriliyor. Yani birtarafıyla artık özellikle YGS sınavı belki bir olgunluk sınavına dönüşecek velise müfredatını ölçen bir programa sahip olacak.
 
Ne nihayet biz sorularda da yine çoktan seçen biryapıyı değil, bilişim ortamında artık bugün çocukların yorum yaparak cevapverebildikleri testler yapma imkanı ortaya çıkmaya başladı. Buradan hareketlebiz çocuklarımıza yine bilişim ortamında sınav yapsak bile çoktan seçmeliyanında doldurmalı, kendi el yazısıyla cevap vereceği, yorum yapabileceğisorulara da ayrıntısıyla yer vererek, çocuklarımızın hem Türkçe'yikullanmaları, yazmaları, kullanmaları, kendilerini ifade etmeleri konusunda dabir ölçmeyi yapmak için çaba sarf edeceğiz; ama tabi bunun için biraz zamana ihtiyacımız var.
 
Bu açıdan bakıldığında, bütün bu tedbirlerin çok dahauzun vadede sonuç vereceğini kabullenmek lazım.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Peki Sayın Bakan, sanıyorumsüremiz bitti ama, çok kısa, sizin bu formalarla ilgili bazı açıklamalarınızoldu, okullarda özellikle serbest kıyafeti mi istiyorsunuz gibi çocuklarla dasohbetleriniz oldu. Devlet okullarında bir değişikliğe mi gideceksiniz?
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Aslında o çok spontane bir şeydi, onormalde çok bilinçle yapılmış yahut da planlı bir şekilde yapılmış bir hususdeğil. Karne dağıtırken çocuklar sivil kıyafetlerle gelmişlerdi, onları öylegörünce benim çok hoşuma gitti, onların fikrini alayım diye hemen oesnada düşündüğüm bir şey.
 
İki şeyi ayırmak lazım belki; özellikle bu kıyafetmeselesi filan tartışılırken işte okul kıyafeti meselesi başka, bir de tümülkede bütün çocuklara belirli bir önlüğü giydirmek yahut da belirli bir tarzkıyafet öngörmek meselesi tartışılmalı. Ben şunu söyleyebilirim bu noktadahenüz: Dünyanın hiçbir ülkesinde tüm ülke çocuklarının aynı kıyafeti giydiğitek tip önlük veya tarz yok. Sovyetler Birliği bile yıkılır yıkılmaz 1992yılında tek tip okul kıyafeti uygulamasını kaldırdı. Türkiye'nin hala tek önlükgiyiyor olması sizce çok makul mudur?
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Zaten giydiremiyorsunuz, sabahlarıevden çıkarken sorun oluyor çocuklarda.
 
BAKAN ÖMER DİNÇER- Başka bir şey söyleyeyim, henüzbizim bu konuda bir hazırlığımız da yok. Ben sadece konuyla ilgili bir fikrimisizinle paylaşmış oldum.
 
SUNUCU HANDE FIRAT- Ama bakışınızı, böyle bir mesajıherhalde ortaya koydu.
 
Süremiz bitti, çok teşekkür ediyoruz CNN Türk'ünsorularını yanıtladığınız için.
 
BAKAN ÖMER DİNÇER, CNN Türk Ankara Stüdyolarındasorularımızı yanıtladı.
 
Yeniden görüşmek üzere, iyi günler.
Güncelleme Tarihi: 30 Ocak 2012, 00:00
YORUM EKLE
YORUMLAR
Seyfeddin YILMAZ-Eğitim Müfettişi
Seyfeddin YILMAZ-Eğitim Müfettişi - 10 yıl Önce

MEB'da görev alan herkesin varlık sebebi öğrencidir. Bu bakımdan strateji; öğrencilerimizin tüm yönlerinin olumlu yönde gelişmelerinini sağlamaya yönelik olmalıdır. Bu da, öğrencilerin gelişim özelliklerinin öğretmen tarafından bilinmesiyle mümkündür. Özelliklerin bilinmesi için de atandığı okulda makul bir süre çalışmalı. Öğretmen en iyi yetiştirilmeli tatmin edici ücret ödenmeli. Milli bayramlarımız stadyumlardan kurtarılmalı, öğrenci-öğretmen-velilerle birlikte günün anlam ve önemine uygun olarak, okul ve mahallede kutlanmalıdır... duygusallıktan uzak,Sağlıklı kararlar alınması dileğiyle...

SIRADAKİ HABER