ÇALIŞTAY HAZIRLIK BİLDİRGESİ

1) Hizmet Öncesi Öğretmen Yetiştirme (Eğitim Fakülteleri ve Alan Fakültelerinin Yeniden Yapılanması)

ÇALIŞTAY HAZIRLIK BİLDİRGESİ
a. Öğrenci seçimi: Öğretmen yetiştiren eğitim fakülteleri kontenjanlarını belirlerken, Milli Eğitim Bakanlığı ile koordinasyon halinde hareket etmelidir. Ülkemizin öğretmen ihtiyacına göre öğrenci almalıları gerçekleştirilmeli, yapılacak ihtiyaç analizlerine göre ise bazı bölümler zaman geçirilmeden kapatılmalıdır. Çünkü hâlihazırda sayıları 250.000 civarında öğretmen adayı atama beklerken, bazı eğitim fakülteleri kontenjan artırmaya devam etmektedir. Şu da bir gerçektir ki; Ülkemizde ilköğretim çağındaki öğrenci sayıları artmamaktadır.  Yıl bazında 190.000 ila 200.000 civarında ilköğretime devam eden öğrenci sayısında azalma olmaktadır. 25 öğrenciye bir öğretmen hesabını yaparsak, her yıl ortalama 8.000 öğretmen bir önceki yıla göre norm fazlası durumunda kalmaktadır. Bunu istatistikler söylüyor!  Öğretmen olma arzusu ile üniversite bitiren öğretmen adayı kendine öğretmenlik dışında bir çalışma alanı da yakıştıramıyor. Bazı branşlar da ise iş bulma alanı çok kısıtlı durumda… Mesela atanamayan sınıf öğretmeni ne iş yapar? Sürekli her yıl daha fazla öğretmen ataması talepleri ile karşılaşıyoruz. MEB tüm öğretmen açığını bir yılda tamamen kapatmış olsa, bundan sonra on yıllarca hiç öğretmen alımı olmayabilir. 130.000 öğretmen açığından bahsediliyor. Yarın tüm açık kapatılsa bundan sonra onlarca yıl öğretmene ihtiyaç olmayacaktır. Her yıl ortalama 8.000 öğretmenin çağ nüfusunun azalması nedeni ile norm fazlası olduğunu düşündüğümüzde birkaç yıl sonra bu sistem tıkanacaktır.  Acil olarak, eğitim fakülteleri kontenjanlarına sınırlama getirmelidirler.

Anadolu öğretmen Lisesi öğrencilerine tanınan pozitif ayrımcılık artarak devam etmelidir. Anadolu öğretmen liselerine öğrenci seçimi yalnızca SBS sınavı ile yapılmamalıdır. Askeri Liseler ve Polis Kolejlerine seçiminde gösterilen hassasiyet burada da gösterilmelidir. Bu öğrencilerin mesleki ders sayıları ve saatleri ile uygulama eğitimleri artırılmalıdır. Anadolu öğretmen lisesi mezunlarının yükseköğrenimde başka alanlara kayıt yaptırmalarının önüne geçilmelidir. Böylece lise çağlarından itibaren öğretmen yetiştirilmesinde alan uygulaması sağlanmış olur.

b. Öğretmen yeterlikleri, öğretim programları, akademik yeterlikler ve akreditasyon

Eğitim fakültelerinde teorik eğitime daha fazla önem verilmekte, alan eğitimi çok yetersiz kalmaktadır. Branşla yakından uzaktan ilgisi olmayan dersler ile eğitim yükü artırılırken, uygulama eğitimine zaman kalmamaktadır. Eğitim fakültesi öğretim elemanları ile örgün eğitim kurumlarının iletişimi zayıf olup bu neden ile fakülteden mezun olan öğretmen adayları gerçek alanda ne ile karşılaşacaklarını bilememektedirler. Öğretmenlik mesleği sadece bir bilgi mesleği olmayıp aynı zamanda bir rol mesleğidir. Uygulama eğitimlerine çok daha fazla yer verilerek, aday öğretmenlerin eğitici vasfı gözlemlenmeli, bu vasıfları zayıf olanlar sistem dışına çıkarılabilmelidir. 

Öğretmenlik doğru iletişim kurma mesleğidir. Maalesef eğitim fakültelerinden çok iyi dereceler ile mezun olan öğretmen adaylarında iletişim problemleri gözlemliyoruz. Kendisini toplum önünde ifade edemeyen, çok basit sorunlarını yazı ile bildiremeyen ürkek gençler yetiştiriyoruz. Bunun için üniversitelerde yazılı ve sözlü iletişim dersi her dönem müfredatta yer almalıdır. Yetkin öğretim görevlileri tarafından bu dersler verilmeli, öğretmen adaylarında davranış değişikliği gerçekleşip gerçekleşmediği kontrol edilmelidir. 

   d. Fakülte-okul işbirliği ve uygulamalar

Eğitim fakültelerinde ders verecek öğretim görevlilerinin bazılarının,  okullarda öğretmenlik yaparak gelmiş olması sağlanmalıdır. Tamamı olmasa da bir kısım öğretin görevlisinin mutlaka belli bir süre öğretmenlik yapmış olması, öğretmen yetiştirmede kaliteyi artırır. Ülkemizin bir birleştirilmiş sınıf gerçeği var. Sınıf öğretmenliği bölümlerinde okutulan eğitim yönetimi derslerinde okul yöneticiliği görevinde bulunmuş öğretmenlerden azami yararlanılmalıdır. Okullarda ki gerçek işleyişi bilmeyen öğretim elemanları, yetiştirdiği öğrencilerine tam bir öğretmenlik formasyonu verme noktasında yetersiz kalmaktadır. Mezun olduktan sonra akademik eğitimini tamamlayıp üniversitelerin eğitim fakültelerinde görev alan öğretim görevlilerinin öğretmen adaylarına yeterli katkı yapacağı düşünülemez. Okulun, sınıfın, köyün kokusunu tatmış, problemleri yaşamış kişiler olması lazım! Üniversitelerin işleyişi ile okulların işleyişi birbirinden çok farklıdır. Örneğin, üniversitelerin işletme giderleri bir bütçe dâhilinde yapılırken, okulların işletme bütçeleri yoktur.

2)    Öğretmen Atama Kaynakları, Seçme Süreci ve Yerleştirme

a. Atama kaynakları:

Öğretmen atama kaynağı eğitim fakülteleri olmaya devam etmelidir. Geçmiş dönemlerde yapılan her fakülteden mezun olanların öğretmen olması                      engellenmelidir. Buna fen edebiyat fakülteleri de dâhildir. Anadolu öğretmen liseleri de eğitim fakültelerini desteklemelidir. Öğretmen liselerinden daha fazla öğrencinin eğitim fakültelerine gitmesi için öğrenciler teşvik edilmelidir.

b. Öğretmen seçim sistemi (KPSS’nin değerlendirilmesi ve alan sınavı)

Öğretmen seçim sisteminde kullanılan KPSS sınavı, doğru seçim yapmamaktadır. Yapılan sadece sıralama sınavıdır. KPSS bir alan sınavı olmadığı gibi öğretmen adayının rol becerisini de ölçmeyi hedeflememektedir. Öğretmenlik; bilgi birikiminin yanında iyi bir iletişim becerisi, sabırlı, dengeli bir ruh hali ve sürekli kendini geliştirmeye meyilli davranış sergilenmesi gereken bir meslektir. Aynı zamanda öğretmen, sınıfta öğrenciye rol model olabilmelidir. Kendisi ile barışık olmayan, öğrenme arzusu sönük kişiliklerin, sınıfta iyi bir örnek teşkil etmesi beklenemez.

KPSS tarzı bir alan sınavından sonra mülakat ile öğretmen seçimi çağdaş ülkelerin de uyguladığı bir modeldir.Ancak, ülkemizde yıllarca uygulanan mülakat=siyasi torpil anlayışı insanımızı korkutmaktadır. Toplum bu konuda ikna edilebilirse, öğrenci velilerinin öğretmen istihdamında söz hakkı olursa bu modelin uygulanabileceği düşünülebilir. Almanya, ABD, Japonya, Hollanda, Danimarka gibi ülkeler, öğretmen seçimini yerel kurullara bırakmıştır. Vakıf Üniversitelerindeki Mütevelli Heyet yapılanması örnek alınarak okullarımızda eğitim kurulları oluşturulabilir. Bu kurullarda öğrenci veli temsilcisi, belediye başkanı, il-ilçe milli eğitim müdürü gibi kurum temsilcileri yer alabilir. Öğrenci veli temsilcisi seçiminde eğitim düzeyi şartı getirilebilir, öğrenci velisi oranı okulun öğrenci sayısının % 10u kadar olabilir. Böyle bir heyet okula öğretmen seçimini yapabilir.

     c. Atama koşulları ve yerleştirme

Öğretmen atamasında uygulanan mevcut yapı öğretmenlerin yurt genelinde adil dağılımını mümkün kılmamıştır. Bunun birçok sebebi olmakla birlikte asıl sebebi ise mevcut atama ve yer değiştirme mevzuatıdır. Ülkemizin her bölgesinin eşit ve aynı oranda gelişmemiş olması, velilerin eğitime bakış açısı gibi sebepler öğretmenlerin dengeli dağılımını engellemiştir. Mevcut durumda normal yer değiştirmeden daha fazla sayıda özür grubu yer değiştirme durumu ortaya çıkmıştır. Eş atamaları,  sağlık özrü atamaları hep belirli şehirlerde toplanmıştır.(örneğin Ankara)

Özellikle iç ve doğu bölgesi illerimize atanan birçok öğretmenimiz adaylığı kalkar kalkmaz, bir şekilde batı illerine tayin istemektedir. Böylece boşalan doğu illerine tekrar ilk atama ile öğretmen atanmakta sürekli bu kısır döngü tekrarlanmaktadır. Tekrarlanan bu durum doğu illerimizde tecrübeden yoksun öğretmenlerle eğitimin devamlılığını sağlamaktadır. Bu da başarıyı istenilen düzeye ulaştırmaktan uzaktır.

Öğretmen atamalarında asıl olan, yerel kurulların öğretmeni sözleşmeli olarak istihdam etmesidir. Bu durum mevcut şartlarda mümkün görülmüyorsa, KPSS sınavı sonrası Bakanlığın yapacağı atama sayısı illere dağıtılır. İller kendilerine yapılan müracaatların içerisinden puan üstünlüğüne göre öğretmen ataması yapar. Her ile yapılacak ilk atama da, atanan kişiye asgari 5 yıl aynı ilde çalışma şartı konmalıdır. Atamaların il bazında yapılacak olması ve 5 yıl görev şartı adanmış öğretmenleri ortaya çıkarabilir.

3) Uyum ve Adaylık Süreci, Sürekli Mesleki Gelişim

Adaylık eğitimi kesinlikle en az 1 yıl rehber öğretmen eşliğinde yapılmalıdır. Mevcut durumda hiçbir sınıf tecrübesi olmayan öğretmene, sınıf sorumluluğu verilmekte, birçok hususu deneme yanılma yoluyla öğrenmeye çalışmaktadır. Adaylık döneminde yapılan hataların öğrencide ki etkileri kalıcı olabilmekte, öğrenciyi okuldan, öğretimden soğutabilmektedir.

Hizmetiçi eğitim faaliyetleri her öğretmen için eşit değildir. Öğretmenler, yaptıkları her ekstra eğitim için sertifikalandırılmalı, her sertifikanın mali ve özlük haklarında bir karşılığı olmalıdır. MEB üniversitelerle işbirliği yaparak, öğretmenlerin mesleki gelişimi ile ilgili programlar açmalı ve bu programlara öğretmenlerin kolay katılımı sağlanmalıdır. Öğretmenin kendini yetiştirme ve geliştirme gayretleri, Bakanlıkça desteklenmeli fakat Bakanlığın asli işi olarak görülmemelidir. Öğretmenler, mesleki programları kendileri bulmalı, kendi inisiyatifi ile katılan ile katılmayan öğretmen arasında bir fark olmalıdır.

4) Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamakları

     a) Öğretmenlik mesleği kariyer basamaklarında yükselmeye ilişkin mevcut uygulamanın değerlendirilmesi

Mevcut durumda öğretmenlik kariyer basamakları üçe ayrılmıştır.

1-öğretmen

2-Uzman öğretmen

3- Başöğretmen

Adaylığı kaldırılan öğretmenler kadrolu öğretmen olarak atanmaktadırlar. Uzman öğretmenlik için 7 yıl öğretmenlik ve sınav şartı, başöğretmenlik için ise 6 yıl uzman öğretmenlik kıdemi aranmaktadır. Ayrıca uzman ve başöğretmenlik için %20 ve %10 kotalar konmuştur. Bu kotalar uzman ve başöğretmenlik kriterlerinde aranan hizmet içi eğitimler mahkeme kararı ile iptal edilmiş, yerine henüz bir düzenleme konmamıştır.

Öğretmenlikte kariyer basamağı olmalı mıdır?

Evet olmalıdır. Fakat daha önce yapıldığı gibi bir tek ortak sınavla, farklı branşlarda ki öğretmenlere uzman ve başöğretmen unvanının verilmesi doğru değildir. Daha önceki uzman ve başöğretmenlik uygulamasında uzmanlık verilen öğretmenlerin, uzman olmayanlara göre artı değer ürettikleri gözlemlenmemiştir. Uzmanlık kavramı öğretmeni emsaline göre bir adım öne çıkarması beklenirken, hiçbir fark getirmemiş, fark tamamen kişisel gayretlerde ortaya çıkmıştır. Kariyer, bir sürece bağlı eğitim gerektirmeli, tek sınavla ölçülmemelidir. Yapılan sınavlar bilgiyi ölçse de öğretmenlik mesleğinde çok önemli olan bildiğini öğretebilme becerisini ölçememektedir. Unvan verilirken yüksek lisans ve doktora baz alınmalıdır. Ayrıca ilmi bir heyet huzurunda uzmanlık verilecek öğretmenin dersi dinlenmeli, alanıyla ilgili katıldığı sempozyum, panel ve konferanslar dikkate alınmalıdır. Hizmet alanlar ve ilgili okul yöneticilerinin de olumlu görüşleri alınmalıdır. Uzman ve başöğretmenlik kota ile değil liyakatla verilmelidir.15/11/2011

  (UEYDER)





Güncelleme Tarihi: 16 Kasım 2011, 00:00
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kenan Okan
Kenan Okan - 11 yıl Önce

Çalışmaya katılıyorum. Az bile yazılmış Sorun İnsangücü planlamasından kaynaklanmaktadır. Eğitim Fakülteleri ve YÖK kolay yolu seçmektedir. Sınıföğretmeni yetiştirmek gibi. Bu konudada başarılı değller. Sorun sayıda değil niteliktedir. Okullarda fenbilgisi aletleri vardır. Öğretmen okulda göreve başlarbaşlamaz bu aletleri kullanacaktır. Kaç tane eğitim fakültesinde okuldaki ders araçları bulunmakta ve bunların kullanılması öğretilmektedir. Ülkemizde 13.000 okulda birleştirilmiş sınıf vardır. Kaç öğretmen adayı birleştirilmiş sınıfta görev yapabilir? Aynı durum Fenbilgisi öğretmenleri içinde geçerlidir. Bu gençlere verilen ileri fizik, kimya konuları okulla ilişkili değil.Bilgisayar öğretmenlerin kaç tanesi program yapabiliyor? Anket uygulayın. Hiçbiri. Çünkü eğitim programlarında bu konular yok. YÖK kurulduğu günden beri kolay yolu seçmiştir. Öğretmenliğe giriş sınavları da istenilen nitelikte öğretmen seçmez ve seçmeside mümkün değildir. Bir fizik öğretmen adayı en değerli bilgilerle donatılmış olabilir. Onlar bilim adamı değil öğretmen olacaklar. Kitaplardaki deneyleri yapacak, proje yarışmalarını organize edecek, atık malzemelerle çocukların yaratıcı güçlerinin gelişmesine katkıda bulunacak. Çok bilgili olmaları çok güzel ama sınıfa girip cehaletle mücadelede yeterli değil. Eskiden mesleğe giriş sınavlarında adayın öğretmen olacağı alanla ilgili sorularda olurdu. Fizik, kimya, biyoloji alan soruları gibi. Fakültelerin zorlaması ile bu tip sınavlar kaldırıldı. Biz öğretiyoruz. Diploma verdiğimiz genç alanında başarılıdır dediler ve şimdiki sistem kabul edildi. Öyle dersler konduki, belki genci çok geniş alanlarda bilgilendiriyorlar ama sınıfa göre yetişmiyorlar.Liselere seçmeli ders olarak astronomi dersi kondu. Yazdıklarım benide üzüyor. 60 yılımı eğitime verdim. Ama bu gerçekleri yazmakta benim görevim.Saygılarımla.Kaç öğretmen adayı bu dersi verebilir? Bu alanda kitap bile yok. ÖLER GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN.Saygılarımla.

SIRADAKİ HABER