GÜN BOYU ÖĞRETMENİ DİNLEYEN ÖĞRENCİYE OKULU SEVDİREMEZSİNİZ

Dinçer: Gün boyu öğretmeni dinleyen öğrenciye okulu sevdirmekte zorlanırız

GÜN BOYU ÖĞRETMENİ DİNLEYEN ÖĞRENCİYE OKULU SEVDİREMEZSİNİZ

Dinçer: Gün boyu öğretmeni dinleyen öğrenciye okulu sevdirmekte zorlanırız

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, sadece derste ve derslikte, öğretmenin öğrenciye bilgi aktardığı bir yaklaşım tarzının dışına çıkılması gerektiğini belirterek, "Gün boyunca derslikte oturan ve öğretmenin anlattığını dinleyen öğrenciye, okulu sevdirmekte zorlanacağız gibi görünüyor." dedi
Milli Eğitim Bakan Ömer Dinçer, ‘İlköğretim Öğrencilerine Yönelik Matematik ve Fen Bilimleri Proje Çalışması’ ödül törenine katıldı. Bakan Dinçer, burada yaptığı konuşmada projelerin isimlerini okuduğunda bile büyük heyecan duyduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Özellikle bir projenin ismi dikkatimi çekti… Diyor ki, Pisagor Denklemine Farklı Bir Bakış. Aslında gerçekten de hepimizin belirli bir duruma karşı farklı bir bakış açısı getirmemizin de önemine işaret ediyor. Yeni bir bakış sahibi olmak ve yeni bir bakışla sorunların üzerine gitmek, belki de pek çok problemin çözümünü beraberinde getirecektir."
 
Farklı bir bakış açısı getirmenin öncelikle sağlam bir bilgi ve özgüven gerektirdiğine işaret eden Dinçer, "Pisagor gibi birisine meydan okuyacaksanız, farklı bir bakış açısı ile değerlendirecekseniz, kendinize çok sağlam bir şekilde güvenmeniz gerekir." ifadelerini kullandı. Farklı bakış açısı ve merakın değişimin ve gelişimin çekirdeği olduğunu söyledi.
 
'ÇOCUKLARIMIZIN HATA YAPMASINA İZİN VERELİM'
 
Önyargılar ya da alışılan otoriter yaklaşımlar nedeni ile çocuklara bazen çok da fazla güvenilemediğini kaydeden Dinçer, "Halbuki, bu otoriter yaklaşım tarzı hem devlet yönetimleri açısından hem de aile yönetimi içinde bakıldığında çocuklarımızın potansiyelini sınırlayan en temel yaklaşımlardan birisidir. Çocuklarımızın hata yapmasına izin vermezsek, yeni şeyler yapmalarına yol açamayız. O yüzden çocukların sürekli bir takım şeyleri denemelerine izin vermek lazım. Bu Matematikten anlamaz, Fen Bilimleri'ne yatkın değil gibi yaklaşımların onların önünü kestiğini anlamalıyız." dedi.
 
Her insanın sınırsız kapasitesi olduğunu kaydeden Dinçer, "Potansiyelinizi biraz zorlayarak olabilecek hedefler çocuklarımızın gelişmesine destek olacaktır. O yüzden biz hiçbir suretle çocuklarımızın kabiliyetleri hakkında yorumlar yapmamalı, onlara her zaman kendi güçlerini biraz zorlayarak hedefler koymalıyız." diye konuştu.
 
'TEK TİP YAKLAŞIMLAR, İNSANLARA BULUNDUĞU MEKANLARI SEVDİRMEYE ENGEL'
 
Sadece derste ve derslikte, öğretmenin öğrenciye bilgi aktardığı bir yaklaşım tarzının dışına çıkılması gerektiğini kaydeden Dinçer, şunları dile getirdi: "Çünkü okul sevdirmenin, araştırmayı, merak etmeyi sevdirmenin yolu buradan geçiyor. Gün boyunca derslikte oturan ve öğretmenin anlattığını dinleyen öğrenciye, okulu sevdirmekte zorlanacağız gibi görünüyor. Bu açıdan çocukların araştırması, bir takım projeler üzerinde çalışması, o projeleri gelip sınıfta arkadaşları ile paylaşması çok önemli. Özellikle bazen okulların, sınıfların hatta bazı ortak alanların tasarımında çok otoriter bir yaklaşım ile, neredeyse çerçevenin hangi ebatlarda olacağı, çöp tenekelerinin ne tür olacağı gibi konularda bile öylesine çok tek tip yaklaşımlar sunuyoruz ki, bunların bir çoğunun insanlara bulunduğu mekanları sevdirme konusunda sorun çıkardığını fark etmiyoruz."
 
Dinçer, her şeyin tek ve standart olduğu uygulamaların dar kalıplara neden olacağının farkına varılması gerektiğini ifade etti.

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2012, 00:00
YORUM EKLE
YORUMLAR
SEZAİ SINIKYAPAN
SEZAİ SINIKYAPAN - 10 yıl Önce

NERDEN BİLİYOSUN. KÜÇÜK ÇOCUKLARA HİÇEĞİTİM VERDİNMİ Kİ?

örs
örs - 10 yıl Önce

Peki öğretmene okulu ve başı bozuk öğrencileri sevdirecek bir formül niye aramıyorsunuz?

SIRADAKİ HABER