Öğrencilere 'Alo dayak' hattı

Milli Eğitim Bakanlığı okullardaki taciz ve şiddet olaylarından, SBS, sınav ve eğitim sistemine kadar pek çok sorunun iletilip çözüm aranacağı bir telefon hattını hizmete sokuyor.

Öğrencilere 'Alo dayak' hattı
Milli Eğitim Bakanlığı okullardaki taciz ve şiddet olaylarından, SBS, sınav ve eğitim sistemine kadar pek çok sorunun iletilip çözüm aranacağı bir telefon hattını hizmete sokuyor. "Alo 147", 1 Mart'ta uygulamaya açılacak."MEB İletişim Merkezi-Alo 147" hattına iletilen soru, sorun, ihbar ve şikâyetlere 3 günde yanıt verilecek. Çağrı Merkezi'nin merkezi ise Van- Erciş'e kurulacak. Ayrıca her ilde bir vatandaş temsilci kadrosu oluşturulacak. Temsilciler, çağrı merkezine bağlı çalışacak. Van-Erciş'te 100 kişiden oluşacak olan çağrı merkezinin 50 kişilik kadrosu engelli vatandaşlara ayrılacak. Öncelikli olarak eğitim-öğretim sisteminin işleyişine dair ciddi bir eğitimden geçecek olan temsilciler 1 Mart 2012 tarihi itibariyle göreve başlayacak. Öğretmenden öğrenciye, yöneticiden veliye, eğitim alanında sorun yaşayan herkes derdini artık vatandaş temsilcileri aracılığıyla çözecek. Uygulama, daha başlamadan internet forumlarında öğrencilerin ilgisini çekti. "Dayakçı öğretmeni, müdürü hatta babamı bile şikâyet ederim" diyen öğrenciler, hattın açılmasını heyecanla bekliyor. Dayakçı öğretmenleri Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'e şikâyete hazırlanan öğrencilerden, kantinler ve servis şoförleri de nasibini alacak.
Güncelleme Tarihi: 24 Ocak 2012, 00:00
YORUM EKLE
YORUMLAR
ALİ BAŞ   alibasali@hotmail.com   0 505 6818702
ALİ BAŞ alibasali@hotmail.com 0 505 6818702 - 11 yıl Önce

MİLL EĞİTİM BAKANLIĞINA ANKARAAnakara ili Sincan İlçesi 100.Yıl İlköğretim Okulunda 4-B sınıfı öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Bu okulaEylül 2010 da soruşturma gereği atandım. Söz konusu soruşturma 8 Ocak 2010 tarihinde görev yapmakta oluğum Yenimahalle Haydar Aliyev İlköğretim Okulunda bayrak töreni sırasında okul müdürü Fahrettin Akyol tarafından o günkü öğencilerim olan 4-E sınıfına bulunmadıkları bir davranıştan dolayı 1600 öğrencinin ve 250-300 velinin karşısında suçlamada bulunmasıdır. Öğrencilerimin bu davranışta bulunmadıkları hususundaki itirazları üzerine okul müdüründen özür dilemesini istememle tartışma çıkmiştır.Söz konusu davranışı gösteren öğrencilerin başka sınıfa ait oldukları tesbit edilmiş olmasına rağmen , okul müdürünün “ben yalan mı söylüyorum?” “iftira mı ediyorum?” şeklindeki sorularına benim de “evet yalan söylüyorsun, iftira ediyorsun” şeklindeki cevaplarım amire hakaret ve öğretmene yakışmayan davranışlar olarak değerlendirilerek 1/30 maaş kesim cezası ve görev yeri değişikliği uygun görülmüştür. Atamam Sincan 100. Yıl İlköğretm Okuluna yapılmştır. Geçmiş günlerde Sayın Başbakanımızın; kendisine ithaf edilen bir davranıştan dolayı “iddiasını ispat edemeyen namussuzdur, şerefsizdir,” yine Başbakan yardımcımız Beşir Atalay’ın başka bir konuda “asılsız iddialarda bulunmak “ahlak yoksunluğudur” şeklindeki açıklamalarını yazılı ve görsel basından izlemişsinizdir. Ülkemizin en yüksek makamlarındaki saygıdeğer yöneticilerimizin bile bu kadar sert bir biçimde tepki verdikleri asılsız ve isnatsız iddialara, benim bir öğretmen olarak ülkemizin ve insanlığın geleceği olan çocuklarımıza , kalabalık bir kitle karşısında yapıldığında, bu davranışa tepki vermem mesleğimin zorunlu bir gereğidir.Okul müdürünün soruşturmadaki kendi ifadesinde bile bu söylemini doğrulamasına rağmen, bu iftira niteliğindeki davranışın üzerinde hiç durulmayarak,hatta eğitim gereği “bir uyarı” yaptığını söylemesi masum bir davranış olarak görülmüş, benim tepki vermem çirkin bulunmuştur.Bir eğitimcinin böyle bir ortamda öğrencilere bu şekilde hitap etmesi bir teröristin çocukların üzerine bomba atmasından daha vahimdir. Bir eğitimcinin asla ve asla yapmaması gereken bir davranıştır. Biz öğretmenler olarak sürekli öğrencilerimize “yalanın, iftiranın, insanları toplum içinde rencide edici davranışlarda bulunmanın” yanlışlığını anlatırken bir okul idarecisinin bu davranışta bulunması ve bunun önemsenmeyerek, tepki veren öğretmenin cezalandırılması öğrencilerin MİLLİ EĞİTİM KURUMU’na olan güvenlerini sarsarak büyük bir şaşkınlık yaratmıştır.Olayın en tehlikeli boyutu da budur. Bu durumun sorumluları da soruşturmaları yapan muhakkiklerdir.Başbakanın yukarıdaki şekilde nitelendirdiği davranışları hoşgörmüşlerdir. Ben bir öğretmen olarak Haydar Aliyev İlköğretim Okulunda 4 yıl boyunca büyük bir gayret ve özveriyle çalışarak öğrencilerimi en iyi şekilde yetiştirmeye özen göstererek velilerimin çok büyük sevgi, saygı ve takdirlerini kazandım. Bu yüzden de velilerim okula büyük destek verdiler. YAPTIĞIM ÇALIŞMALAR 1-Okulda hiçbir sınıfta bilgisayar yokken ilk defa ben velilerimle görüşerek onların projeksiyon almaları durumunda ben de bilgisayarı kendim alacağımı söledim ve onları teşvik ettim, bu çalışmayı da okulda yaygınlaştırdım.( Projeksiyonların montajına okul idaresi hiç yardımcı olmadığı gibi, kendim sınıfa monte ederken, “gelecek yıl bunların sökülmesi gerekebilir,duvarlar zedelenir” diyerek engellemeye dahi kalkışabilmişlerdir. 2-İki yıl boyunca bütün öğrencilerimin yararlanabilmesi için saat 15.oo-16.30 arası ücretsiz yetiştirme kursu verdim. 3-Yine iki yıl boyunca saat 15.oo ten sonra uygun vakitlerde tiyatro,folklör gibi çalışmalar yaparak yıl sonu gösterileri düzenledim. ( Yapılan yetiştirme kursu ve sosyal etkinlikler okul idarsince sürekli engellenmeye çalışıldı.) 4- 2008-2009 öğretim yılında okula 750 tane fidan tarafımdan teymin edilerek ağaçlandırma çalışmalarına destek verdim. 2009-2010 öğretim yılında da 1000 adet mazı ve değişik fidanlar teymin etmiş olmama rağmen okul md. tarafından bu çalışmam reddedilmiştir. 5-Okul müdüründen bir mektup yazması durumunda yurt dışından önemli miktarda donanım desteği alabileceğimi iki kez söylememe rağmen bu çalışmaya da rağbet göstermemiştir. Zira kendilerine donanım değil nakit para gerekli olduğunu söylemişlerdir. 6-Okul bahçesinin uygun olması sebebiyle bir anfi-tiyatro yapmak için bir çok şirketle destek konusunda yaptığım görüşmeleri idareye söylediğim halde bu da kulak arkası edilerek gerçekleşmesi idara tarafında engellenmiştir. 7-Okulda yaptığım çalışmaların velilerim tarafından takdirle karşılanması sonucunda, velilerimde kendi aralarında para toplayarak 2500TL ye fiber oturaklı,verzalit öğrenci sırası alarak eğitime ve okula destek olma erdemliliğini göstermişlerdir.Fakat okul md.ü bu sınıfın velilerine donanım yardımının kendisi için önemli olmadığını “aidat” ödemeleri gerektiğini söyleyerek gerginlikler yaratmış bu sınıfın veli toplantılarına çağırıldığı halde gelmemiş,sıraların faturalarını veli temsilcisinden isteyememiştir. Daha sonra da benim faturaları vermediğimi iddia ederek şikayetçi olmuştur. 8-Okulda bütün bu çalışmaları yaparken öğrencilerimin başarısı da dikkat çekici bir şekilde artmıştır.Ancak buna rağmen “bilgi edinme”den aldığım gizli sicil raporumun usulsüz şekilde doldurulduğunu görünce, bir okul müdürünün görevini bu kadar kötüye kullanabileceğine inanamadım.4 yıl boyunca bir kez sınıfıma dahi girmemiş bir okul müdürüdür.Velilerimin okula desteği , öğrencilerimin çalışmaları ve başarıları okul md. hariç herkes tarafından ilgiyle izlenirken, sicil raporu gayrı ciddi ve dayanaksız bir şekilde doldurulmuştur. Ayrıca adı “gizli sicil” olan bir raporu her seferinde başka bir kişinin doldurup 2. sicil amiri olarak Mehmet Yıldırım’ın sadece imza atmasıda ilginçtir. 9- Daha sayabileceğim çok yararlı çalımalarımın olmasına rağmen bu çalışmalarımın inceleme ve soruşturma sırasında eğitim müfettişi YAŞAR ENER’in “ ücretsiz kurs vererek eğitim sistemine karşı çıktığımı, devletin verdiği malzemeleri yetersiz bularak, beğenmeyerek devlete karşı gelmek amacıyla velilere zorla projeksiyon, sıra, yazıcı vb malzemeler aldırdığımı iddia etmesi çok şaşrtıcıdır. Zira okul md.nün her hafta sonu öğrencilere hakaret ederek “aidat” istemesini “okulu yönetmek için para gerekli, elbette isteyecek” şeklinde karşılayan müfettiş, benim çalışmalarımı “devlete karşı gelmek” olarak değerlendirebilmiştir. Amacının ben ne söylersem söyliyeyim beni “cezalandırmak” oduğu zaten belli idi.Yaptığım bütün bu güzel çalışmaların “velileri okula karşı kışkırtmak, okulda ayrıcalıklı bir sınıf yaratmak” gibi saçma ve dayanaksız sözlerle beni tahrik ederek kendisine hakarete zorlaması, önyargılı kararını ortaya koymuşur. 10- Bu durum okulun bütün veli, öğretmen ve öğrenciler arasında okul md.nün eski M.E. Bakanımız Hüseyin Çelik tarafından korunduğu şeklinde bir inancın da yerleşmesine sebep olmuştur. Bu bir iddia değildir, sadece yaygınlaşan bir düşüncedir. Sayın bakanımızın bu gelişmelerden haberi olsa gerekli işlemlerin yapılması için, sert bir şekilde tepki vereceğine inanıyorum. 11- Zira okulda sigara içmek ve içilmesine izin vermek,(Elbette Yenimahalle İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Yıldırım kendi makam odasına devletin imkanlarıyla sigara içmek için özel bölüm yaptırırsa , bu konuda bir okul md.nün hakkındaki şikayette sübut bulamaz . Bu durumu Yenimahallede’ki bütün okul md. leri de biliyor ama hiç kimse bunu doğrulayıcı bir ifade de bulunamaz.), bahçede ,okul koridorlarında öğrencilere sık sık hakaretler ederek tokatlaması,tekmelemesi, aidat ödeyemeyen velileri “asalak”olarak nitelendirmesi, öğrencilerin ceplerindeki harçlıklar velilerin haberi dahi olmadan alabileceğini söyleyen öğretmenlerin, sınıfta “babanız sigara içeceğine “aidat” ları göndersin”diye hakaret eden öğretmenlerin ve daha bir çok herkesin bildiği, gördüğü çirkin davranışlar hakındaki şikayetlerin subut bulmadığı gerekçesiyle kapatılmış olması, yukarıdaki koruma inancının yaygınlaşmasına sebep olmuştur. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “öğretmenler;sizler fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştireceksiniz”, peygamber efendimizin “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” sözlerinden hareketle bu olayların tekrar incelenerek kamu vicdanına uygun bir karar verileceğini umut etmekteyim. Bu davranışların yanlış olduğunu kabul etmeyip bir eğitimciye yakışır davranışlar olarak görenler, öğretmen ise ben öğretmen değilim. Milliyetçi iseler ben milliyetçi değil vatan haini, müslüman iseler ben Müslüman değil kafir olmayı, dahası onlar insan iseler ben insan olmamayı yeğlerim.. 30 yıllık meslek hayatımda öğrencilerime sevgiyi, saygıyı, dürstlüğü, yardımlaşmayı, dayanışmayı vb. toplumsal, sosyal, insani değerleri vermeye çalıştım. Ancak görüyorum ki bazı yetki sahibi olmuş kişiler bu değerleri yıkmaya çalışıyor. Geçmişte bütün kurumlarda yapılan usulsüz ve yanlış uygulamaların üzerine gidilerek yanlışların düzeltildiğini, usulsüz davranışlarda bulunanların cezalandırıldığını hayranlık ve takdirle izliyorum.Yukarıda bahsettiğim konularda benim ve velilerimin bir çok şikayette bulunmansına rağmen ısrarla subut bulmadığı gerekçesi ile dosyaların kapatılması velilerin ve öğrencilerin bakanlığımaza olan güvenini sarsmış, bu da öğretmen olarak beni üzmüştür. Son zamanlardaki adil çalışmalarınızın yarattığı güven ile durumu bir kez de sizlere ileterek adil bir sonuca ulaşacağınıza inanıyorum. Yukarıdaki iddialarım konusunda yeniden inceleme ve araştırma yapılmasını, subut bulmadığı takdirde de benim asılsız iddialarda bulunmam sebebi ile tekrar cezalandırılmam için gereğini arz ederim.ALİ BAŞ

Hikmet  Kolukısa
Hikmet Kolukısa - 11 yıl Önce

yenimahal yakacık doktor ümüt yaşar ilk ögretim 5A sinıfının öğretme ni yokki şikayet edelim eğitime 20 ğün daha ara verdiler bununla kim ilğilenecek bilemedim müdür ve yadımcısı çocuklara okula ğelmeyin diyorlar

SIRADAKİ HABER