EK DERS YASAL BİR HAKTIR!..

   Evet okullarımızı açıyoruz ve eğitim öğretimin yol başçıları olan öğretmenlerimiz görevlerine hazırdır. Ancak ek ders verilecek mi verilmeyecek mi gibi anlamsız tartışmaları görüyoruz. Her şeyden önce bu yasal bir haktır. Toplu sözleşme, kamu görevleri hakem kurulu kararı; “Milli Eğitim Bakanlığına bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders yılı içerisindeki iş günlerinde genel idari izinli olmaları sebebiyle eğitim öğretim faaliyetlerini fiilen yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler ile öğrencilerin çeşitli nedenlerle sınıf veya okul bütünlüğünde izinli sayılmaları sebebiyle, eğitim öğretim faaliyetlerini fiilen yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler, bu sürelerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim, hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılırlar.” Bu maddeye göre ben buradayım ders vermeye hazırım diyen öğretmenin ek dersini kesemezsiniz.
   Bu birinci gerekçe ikinci gerekçe ise insanidir çünkü gerçekten öğretmenlerimiz geçim sıkıntısı çekmektedir. Özellikle İstanbul gibi büyük bir kentte kirada yaşıyorsa kesinlikle yeterli değildir ve diğer sektörlerle karşılaştırılınca düşük kalmaktadır. Bugün ikisi de dört yıllık lisans mezunu olan, yeni göreve başlayan bir öğretmen 4210 lira maaş alırken yeni göreve başlayan bir polis 5950 lira alıyor. Amacımız polislerimizin aldığı ücreti sorgulamak değildir. Öğretmenin de insanca yaşayacak bir ücret almasını sağlamaktır.
    Her şeyden önce Türk-İş in Mayıs 2020 araştırmasına göre yoksulluk sınırının 7942 lira olarak belirlediği ülkemizde bir memurun yoksulluk sınırı altında ücret alması geçmişte adına orta direk dediğimiz kesimin yok olduğu anlamına gelir. Kaldı ki kişi başı milli gelirin 9.500-10.000 dolar aralığında olarak dillendirildiği bir ülkede ortalama kişi başı gelirin TL cinsinde 90.000 lira olarak telaffuz edildiği halde öğretmenin bu rakamın neredeyse yarısına tekabül eden bir ücret alması durumu daha açık bir şekilde göstermektedir.
   Şimdi öğretmenlerimizin durumunu ve yoksulluk sınırını lütfen karşılaştıralım. Ayda 4210 lira alan bir öğretmenin neredeyse yoksulluk sınırının yarısına açlık sınırının ise yalnız 1400 lira üzerinde bir ücretle çalıştığına bakarsanız geçim sıkıntısı yaşayan öğretmen camiasının en azından önemli bir kesimi için ek ders almanın can simidi olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. 
   Doğalgaz, elektrik, su, telefon, internet, kira gibi giderleri hesapladığımızda öğretmenin elinde kalan para açlık sınırının altında kaldığı açıkça görülür.  Yine Türk-iş Mayıs ayı verilerine göre açlık sınırı 2416 liradır. Yukarıdaki giderleri çıkardığımızda öğretmenin kredi borcu, giyim, seyahat ve başka hiçbir harcaması olmasa dahi açlığa mahkum görünüyor. O halde geleceğimizin teminatı olan yavrularımızı emanet ettiğimiz öğretmenleri açlığa mahkum etmeye gönlünüz razı mıdır? Eğer razıysa size önerimiz her zaman öğretmenlerimizin yanındayız, eli öpülesi öğretmenler gibi ağdalı sözler etmeyin. Sonra öğretmenler bunu size hatırlatır. Yok gönlünüz razı değilse arkadaş ben hazırım. Dersimi vermek istiyorum, ders vermekten kaçmıyorum diyen hiçbir öğretmenimizin ek dersini kesmemelisiniz. 
   Sonuç olarak idarenin belirlediği ders programı dahilinde her türde okulumuzda hem yasal olarak ek dersler ödenmelidir hem de yoksulluk sınırının çok altında açlık sınırına yakın bir ücretle hayatlarını idame ettiren öğretmenlerimizin bir nefes almalarını sağlamak için ek ders verilmelidir. Dieğimiz odur ki ders verilmediği için sınıfa girmediğini bahane ederek ek derslerini kesmek gibi bir yanlışa düşülmemelidir.

YORUM EKLE