Genel Kurul'da olacağız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Teke Tek programında soruları cevapladı.

Genel Kurul'da olacağız
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satırbaşları;

- Seçimlerdeki beklenenin karşılanmasının birden fazla nedeni var. Bizden kaynaklanan nedeni var, projeleri iyi anlatamadık, demek ki bir kez gitmek yetmiyor, demek ki CHP'deki değişimi anlatamadık. Elde edilen sonucu başarı olarak görmüyorum. Net yüzde 5'lik artışımız var. Sonuçları değerlendiriyoruz. Bizim dışımızdaki bağımsız otoritelerelere de değerlendirme yaptırıyoruz.

- Bizim projelerimiz güzel projelerdi ama onları kahvedeki vatandaşa anlatmak için gerekli zamanımız yoktu.

-Türkiye'de yıpranan sosyal devletin yeniden inşa edilmesini istedik. Projeleri erken açıklamamız yıpranma nedeni değil. Bizim aile projemiz tam kavranamadı. Şöyle yapılabilirdi; örgüte iyice anlatmak, onların da vatandaşa anlatmasını sağlayabilirdik, ancak buna vaktimiz yoktu.

- Örgütte yeteri kadar çalışmayanları biz biliyoruz. Gerekeni yapacağız.

- Her yerde oyumuz arttı ama doğudaki artışı yeterli bulmuyoruz. Bursa, Çanakkale, Hatay, Adana, Mersin'deki sonuçlarımız iyiydi. İstanbul, bizim beklediğimiz başarıyı yakalayamadığımız yer. İstanbul'u ayrı ve kapsamlı olarak masaya yatırmamız gerekiyor.

- Projelerin inandırıcı olmaması üzerinde de duruyoruz, CHP sözünü tutmaz diye yaygın söylemler oldu. Hazırladığımız her projeyi en ince ayrıntılarıyla hesapladık. Uzun sürdü, kafadan atarak proje yapmak istemedik. Kamuoyuyla paylaşırken özellikle kendi konularında yazan arkadaşlarla paylaşarak birince elden sorunları ele alalım dedik. Biz bunları raporladık. Devlette böyle bir sistem olduğuna inanmıyorum, biz yaptık.

- Eğer biz tutarlılığımızı sürdürürsek, gittiğimiz yerlere daha fazla gidebilseydik sonuç daha fazla değişirdi. Biz, arkadaşlarla karar verdik, 1 Eylül'den itibaren Türkiye'yi gezeceğiz.

- Sivil toplum örgütlerini ziyaret edeceğiz, sanayi odalarını, kahvehaneleri ziyaret edeceğiz. Onlara doğrudan soracağız, neden bize oy vermediklerini.

- Bizim her olayla ilgili anket yaptırma şansımız yok, paramız yok çünkü. CHP zengin değil, İş Bankası'ndan tek kuruş gelmiyor. Partinin yeniden yapılanma süreci içinde, ilk kez söylüyorum, üyelerin seçime katılmaları için aidat ödemeleri zorunluluğu getiriyoruz.

- Sağlıklı bir gelire ulaşmakta kararlıyız. Bununla ilgili gerekli tüzük değişikliğini yapacağız. Verdiğim sözü yerine getirip önce tüzük değişecek. Madem ki ülkede demokrasi istiyoruz parti içinde de olsun.

- Demokrasiuyle disiplini bir arada götüröek zorundayız. Demokrasi her isteyenin istediğini söylemesi değildir. Partide disiplin olacak, ben dahil herkesin kurallara uyması lazım.

- 29 ilde ön seçim yaptık, önümzdeki seçimlerde her ilde seçim yapacağız. Parasını ödeyen üye gidip seçimini yapacak. Ayda 1 lira alacağız her üyeden. Biz bunu ödemek istemiyoruz diyenden almayacağız onlar parti sempatinzanı olarak kalacaklar, üye seçilemeyecekler. Ya kredi kartıyla ödenecek, ya da cep telefonu faturasına yansıtılacak. Bu hayata geçirildi, bazı üyelerimiz ödemeye başladı bile.

- Bağışlar da var. Bağışlar sürekli gelecek diye beklentiye girmek doğru değil. Biz düzenli bir yapı içinde partinin kendi gelir kaynaklarının olmasını istiyoruz.

- Sayın Baykal'la da Sav'la da kurultay konusunu konuşmadım. Kurultay toplama çalışması içerisinde oldukları belli. Ben neden yapıyorsunuz demedim. Kurultay toplamak için tüzükte belirtilen kurallar yerine gelirse yapılır. Bu ayıp bir şey değil, gerekiyorsa yapılabilir.

- Parti ve yöneticileri eleştirilebilir ama eleştiri partiyi yıpratma boyutuna gelmemeli. Yandaş medyadaki CHP'ye sütü bozuk dediğinde CHP'li bir şey demezse benim ona tavrım değişir.

- Hakarete sessiz kalırsanız siz onu hak ediyorsunuz demektir. Hakarete kesinlikle izin vermeyeceğim.

- Beni de eleştirebilirler, partiyi de ama hakarete varan boyuta izin vermeyeceği. Bu konuda hukuk kurulu oluşturduk. Medyadan gelenler hakarete varanalar için de bir kurul kurduk.

- Laiklik tehlikededir dersek, CHP yoktur demektir. Laikliğimn en büyük güvencesi CHP'dir. Asıl tehlikede olan sosyal devlettir. Sosyal devletin olmadığı yerde demokrasi olmaz. Yarattığınız tabloya bakın, o tablo sosyal devletin tablosu mudur?

- Ekonomik özgürlüğü olmayanın siyasi özgürlüğü olamaz.

- Tutuklu milletvekilleri hakkında hukuk fakültelerinin konuştuğunu duydunuz mu? Fakültelerin, Baro'ların kurumsal olarak tahlil etmelerini isteriz. Bireysel olarak değil.

- Sular çalkalanmadan durulamaz. Her şey durulacak. Bu partide özgürlük de demokrasi de farklı söylemler de olacak. Demokrasi ve özgürlük konusunda hep tutarlı olmuştur. Bunu koruyacağız. Yeni milletvekillerimiz bu parlamentoda çok ciddi ses getirecekler.

- Kılçdaroğlu, "Genel Kurul'da da varız." Yemin etmediğiniz için yoksunuz sorusuna "hepsi olacak" dedi.

- İnşaat halindeki binaya giydirme yapılamaz. Seçim kurulu kaldırın dedi, kaldırmadılar.

- Türkiye çapında yapılan seçimde, hile yoktur demek olmaz. Ama oranı değiştirecek düzeyde olduğuna inanmıyorum.

- Seçime siyasi partiler arasında olan bir rekabette girmedik. Biz seçime devletle girdik.

Stockholm Sendromu

- MYK'da seçim sonuşları tartışılırken espriyle bu konu gündeme geldi. Tüm AKP'ye oy verenlerin bu sendrom altında oy verdiler diye söylem hiç gündeme gelmedi. Oysa biz kesinlikle öyle bir şey söylemedik. Manşet öyle görülünce öyle yorumlandı. Stockholm Sendromu bilimsel bir olaydır. Bütün bilim kitaplarında yer alır.

- Tutuklu vekillerle ilgili mahkeme kararı var, AHİM kararı var, BM kararı var. Serbest bırakılmasını talep ettik. Evrensel hukukun gereği olarak hiç kimse 800 gün tutuklu kalamaz. Hükümlü değilsin, tutuklusun. Delilleri topla, toplayamıyorsun.

- Biz öteden beri tutukluluğun fazla olmasını şikayet ediyoruz. Cumhurbaşkanı, TBMM açılış konuşmasında aynı şeyi söyledi. Böyle şey olmaz.

- Bu süreci aşmak zorundayız. Evrensel hukukun gereği neyse uygulamak zorundayız. Yargıcın kararı kamu vicdanıdır. Kamu vicdanı değil birilerinin adına karar veriliyorsa hukuk kalmamıştır. Yemin etmelerini engelleyen bir tek karar yoktur. Delil varsa yargılansınlar, biz yargılanmasınlar demiyoruz, dokunulmazlıkları olsun demiyoruz. Yargılamaya devam edilsin. Seçme seçilme hakkına engel oluyorsunuz. Millet seçti, diyorsunuz ki sen seçtin ama ben senin oyunu çöpe attım deniyor.

- Biz halkın oyuna sahip çıkıyoruz. Bir demokrasi sınavından geçiyoruz. Bizim karşımızda olanlar demokrasi karşıtıdır.

- HSYK'da 1. başkan dedi ki "Ben olsam serbest bırakırdım."

- HSYK o hakimlere siz bunu yapamazsınız deyip görevden alması gerek. Türk milleti adına karar verilmesi lazım, başına buyruk karar verilmemeli. Tazminata mahkum olanlar hala karar veriyorlar. Bu yargının tarafsızlığından bahsedilebilir mi? Burada defo var. Bunları görmek zorundayız. Hükümetten bazı yetkililer seçim öncesi buradan tahliye çıkmaz diyenler oldu. Böyle şey olmaz.

- Biz herkes için demokrasi istiyoruz, sadece 2 tane CHP milletvekili için değil. Biz tutuklu gazeteciler için de Kuddisi Okır için de istedik.

- Davaları zaten görülecek. Milletvekili oldukları için davaları görülmeyecek değil.

- Daha önce tahliye isteyen savcılar milletvekili olduktan sonra istemediler. Ne değişti, milletvekili oldular.

- Üst mahkeme böyle saçmalık olmaz diyebilir, olmazsa sonrası düşünülebilir. İlla şu olacak diye bir dayatma içinde değiliz. Her türlü çözüme açığız. Biz dünyaya rezil olmayalım istiyoruz. İki kişinin takdiriyle olur mu böyle şey. Hukuk 2 kişinin takdiriyle midir? Hukuk hepimiz içindir. Ortada hukuk devleti kalmadı, kanun devleti var.

- Biz Meclis'te demokrasi, insan hakları mücadelesi veriyoruz. Bu mücadele bizim demokraisi tarihimizde önemli bir sayfadır. Teslim olan bir CHP mi, arkadaşlarını satan bir CHP mi... Bu ülkede hukukun üstünlüğü için herkes çalışacak. Hukuk güvencesi herkesin olsun. Yarın sabah bu ülkede sizi terör suçlusu olarak alıp hapse atabilirler. Hangi hukuktan bahsediyoruz.

- Kılıçdaroğlu, Meclis'te bugün yaşananlar ilgili olarak bu olayı tüm dünyaya duyuracaklarını belirterek "Türkiye'ye ya demokrasi gelecek ya demokrasi gelecek" dedi.


- CHP'yle BDP'nin tavrı çok farklı. Meclis'i açan CHP'dir. Biz Genel Kurul'a katıldık. Biz sokaklarda cam çerçeve indirmeyi düşünmeyiz. Biz oy veren yurttaşın hakkını savunuyoruz. Bizim yollarımız yöntemlerimiz onlardan farklı.

- İktidarda da sağ duyulu sesler var. Cemil Çiçek gelecekler ama bu konuyla ilgili değil, Meclis Başkanlığı'yla ilgili. Bu konu konuşulur mu bilmiyorum. Ama konuyu biz açmayız. Onlar açmak isterse konuşuruz.

- Yasa teklifi hazırlamak bizim görevlerimizden. Milletvekillerimiz hazırlayabilir. Ama burada aslolan Adalet Bakanlığı'nın çözüm getirmesidir.

- Egemenlik hani kayıtsız şartsız milletindi, desinler ki egemenlik kayıtsız şartsız 2 yargıcındır.. Bu da bir hukuktur.

- Biz HSYK'yı göreve davet ediyoruz. Baskı uygulamıyoruz. Biz onlara saygı duyuyoruz, saygı duyuyoruz diye konuşmayacak değiliz.

- Bu sorun çözülmeden de Başbakan görüşme isterse tabi ki kabul ederim. Biz çözümden yanayız. Parlamento bir uzlaşmazlık kurumu değil.



Güncelleme Tarihi: 29 Haziran 2011, 00:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER