GENEL SEÇİMLERDE DE ŞİFRE OLUR MU?

KPSS’deki kopya skandalının ardından YGS’deki şifreleme sisteminin ortaya çıkması, önümüzdeki Haziran ayında yapılacak seçimler öncesinde endişeleri arttırdı. Daha önceki dönemlerde yapılan seçim yolsuzlukları ve sistemin denetlenebilirliğinin düşük olması bu endişeleri arttırıyor.

GENEL SEÇİMLERDE DE ŞİFRE OLUR MU?

Türkiye bir süredir Yükseköğretime Geçiş Sınavı’ndaki (YGS) şifreleme olayını tartışıyor. ÖSYM’nin önce reddettiği sonra itiraf ettiği, hükümet üyelerinin önemsiz bir olay havası vermeye çalıştığı, yandaş medyanın bulandırmaya çalıştığı şifre skandalı gün geçtikçe daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Daha önce KPSS’de yaşanan organize kopya olayının ardından YGS’deki şifrelemenin ortaya çıkartılması, güvenlik ve gizlilik konularını yeniden gündeme getirdi. Birkaç ay sonra gerçekleştirilecek 2011 Genel Seçimleri öncesinde ortaya çıkan bu olaylar, “seçimlere ne kadar güvenebiliriz” sorusunu gündeme getirdi.

Şifreleme skandalı ortada
Artvin’de bir avukat ve bir dersane yöneticisinin ortaya çıkarttığı şifreleme sistemi uzun süredir Türkiye’nin gündeminde yer alıyor. İlk ortaya atılan sistemin ardından soru kitapçıkları üzerinde yapılan çalışmalarda bir şifrelemenin söz konusu olduğu net bir şekilde ortaya kondu. Aday kitapçıklarındaki şıkların master kitapçıktan rasgele değil kaydırılarak oluşturulmasının temel mesele olduğu belirtiliyor. Çünkü döngüsel olarak kayan şıklar üzerinde çeşitli yöntemler uygulayarak doğru cevabı elde etmek mümkün hale geliyor. Kriptoloji uzmanları, matematikçiler ve istatistikçiler sınavın iptal edilmesi gerektiğini, bu düzene karşı belli formülasyonların geliştirilmesinin çok kolay olduğunu belirtiyorlar. İnternetteki arama motorlarına dair bazı veriler, bu düzenin bazılarına sızdırılmış olabileceği şüphesini güçlendiriyor.

ÖSYM’nin açıklamaları tatmin etmiyor
Şifre iddialarının ilk ortaya atıldığı günder beri ÖSYM’nin doyuruculuktan uzak açıklamalar yapması, araştırma komisyonu kurulmasına yaşanmaması ve sorulan soruların önemli kısmını yanıtlayamaması çok eleştirildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bir soruşturma başlattığını duyurduğu günün ertesinde ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir yaptığı açıklamada tüm iddiaları reddetmiş, basına sunulan kitapçıkta şifreleme sisteminin neden ortaya çıktığı sorularına cevap verememişti. Ali Demir yaptığı son açıklamalarda da şifre iddialarını inandırıcı bir şekilde yalanlamayı başaramamış, yaptığı çelişkili açıklamalarla şüphelerin artmasına neden olmuştu.

Organize işler ve Cemaat
Sınav kitapçıklarındaki soruların mod medyan sistemine göre çözülebildiği, bir süredir tartışılıyor. Şifre iddialarının ilk ortaya atıldığı tarihten birkaç gün sonra mod medyan sisteminin saptanmasına karşın sınavdan birkaç gün önce google’da mod medyan kelimelerinin aranmasının daha önceki döneme göre beş kat artması, bu durumun sızdırılmış olabileceği yorumlarına neden oldu. Yine sınavdan birkaç gün önce bazı forum sitelerinde mod medyan konusunun tartışılmaya başlanması ve iddialara göre bazı öğrenciler arasında “mod medyan çıkacak haberiniz olsun” şeklinde mailleşmelerin olması, bu durumun bazılarına servis edilmiş olabileceği görüşünü güçlendiriyor.

Daha önce KPSS’de yaşanan kopya skandalında da soruların birilerine servis edildiği ortaya çıkmıştı. ÖSYM her ne kadar sınav salonlarındaki güvenliği arttırarak sorunu çözüyormuş gibi yaptıysa da kopyanın salonun dışında ve organize bir şekilde yapıldığı biliniyor. Kopya skandalının içindeki isimlerin ısrarla Cemaat’e işaret etmesine karşın bu iddialar göz ardı edildi.

Seçimlerde şeffaflık var mı?
Milyonlarca insanı ilgilendiren bu sınavlarda ortaya çıkan skandallar, önümüzdeki seçimler için de soru işaretlerinin oluşmasına neden oluyor. Daha önceki seçimlerde yaşanan kimi olaylar da göz önüne alındığında, giderek daha zor kontrol edilebilir bir seçim sistemi ile karşı karşıya kaldığımız görünüyor.

Sandıkların kontrolüne dair güvenlik önlemlerinin arttırıldığı ve insanların oy verdikleri sandıklardaki sayımları daha kolay takip edebilmesinin önünün açıldığı bu seçimlerde, sandık sonuçlarının sisteme girilişi, mükerrer oy kullanan polisler gibi konularda bir denetleme de mümkün görünmüyor. Seçim denildiğinde kaybolan sandıkları, yakılmış oy pusulaları, aynı evde kayıtlı onlarca seçmen gibi konular akla gelirken, seçmen bilgi sistemi ve seçim güvenliği konusuna nasıl güvenileceği tam bir muamma. En son geçtiğimiz yıl yapılan Referandum’da bir önceki seçime göre 7 milyon yeni seçmen ortaya çıkmıştı. Seçmen sayısındaki bu artışın kaynağına dair ise inandırıcı herhangi bir açıklama yapılmamıştı.

Girişler ne kadar kontrol edilebilir?
Seçmen sayısının yanı sıra en sıkıntılı konulardan biri de sandıklarda sayım yapıldıktan sonra sandık sonuçlarının sisteme girilmesi. Çünkü bu basamak neredeyse kontrol dışı. Sade vatandaşlar bir yana siyasi partiler bile neredeyse hiç kontrol edemiyor bu süreci. YSK’nın siyasi partilere sunduğu sistem ile sadece 5 kullanıcı girişleri kontrol edebilirken ülkemizde 200 binin üzerinde sandık olması göz önüne alındığında bu sürecin kontrol dışılığı daha anlaşılır oluyor.

Bu girişlerin kontrol edilebildiği varsayılsa bile, sandık başında tutulan tutanaklara ulaşmak mümkün olmuyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bu konuda bir açıklama yaparak bu tutanakların YSK’nın internet sitesinden yayımlanması gerektiğini söyledi. YSK’ye de çağrıda bulunan Kılıçdaroğlu, “Sandık kurulu üyelerince imzalanmış sandık sonuç tutanaklarının asıllarını, YSK internet sitesine konulmasını istiyoruz. Eğer bu konulursa, bunlar taranır, internet sitesine konulur. Bugünkü teknoloji içinde bu mümkün. Böylece seçimlere gölge düşmemiş olur. Seçim denetimini bütün yurttaşlara açmış oluruz” dedi.

Teknik konular
Seçimlerle ilgili verilerin girişinin yapıldığı internet sistemi de kontrol edilebilir olmaması nedeniyle eleştiriliyor. YSK’nın bu iş için kullandığı sistemin adı SEÇSİS. YSK, SEÇSİS’in iki ana bileşenden oluştuğunu belirtiyor. Bunlardan birincisi kamuoyunda güvenliği tartışılan ve seçim sonuçlarıyla doğrudan ilgili olan “SEÇSİS Uygulama Sistemi”, diğeri ise internet üzerinden kullanılan “SEÇSİS Portal Sistemi”. SEÇSİS Uygulama Sistemi, YSK’nın da belirttiği üzere kapalı devre bir sistem olduğu için bu sistemin güvenilir olup olmadığını test etme imkanı bulunmuyor. Ancak “SEÇSİS Portal Sistemi” üzerinde yapılan testler, bu iki sistemi de aynı mühendislerin yaptığı göz önüne alındığında güvenlik konusunda şüphelerin artmasına neden oluyor.

Yolsuzluğu yapan polislere nasıl güvenilecek?
Her sandık için bir polis görevlendirileceği ve sandıkların polislere zimmetleneceği, bu yolla seçim güvenliğinin arttırılacağı ile ilgili haberler geçtiğimiz günlerde basında geniş yer buldu. Ancak Referandum sırasında polislerin yaptığı yolsuzluklar halen hafızalardaki yerini koruyor. Minibüslerle okul okul dolaşan polisler görev kağıtlarıyla ya da görev kağıtlarının fotokopileriyle defalarca mükerrer oy kullanmıştı.

AKP’nin polis teşkilatı ve devletin tüm organlarındaki kadrolaşmasının yanı sıra seçimlerin güvenliğinin bu halkın ve partilerin katılımı dışında bu kurumlara bırakılması “seçimlere nasıl güvenelim?” sorusunun gündeme gelmesine neden oluyor.




Güncelleme Tarihi: 08 Nisan 2011, 00:00
YORUM EKLE
YORUMLAR
ali satı
ali satı - 10 yıl Önce

olmaz olur mu? artık hayatımızın her alanında şifre arayacaz. seçim ygsden daha az mı önemli tabi ki şifre olur

SIRADAKİ HABER