İÇİNDE TÜRK, ATATÜRK, BAYRAK OLMAYAN BAYRAM MESAJI!

23 NİSAN KUTLAMA MESAJLARININ ŞİFRELERİ

İÇİNDE TÜRK, ATATÜRK, BAYRAK OLMAYAN BAYRAM MESAJI!
Türkiye’nin iki büyük eğitim sendikası TÜRK EĞİTİM-SEN  ve EĞİTİM BİR-SEN.

Her iki sendikada 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle kutlama mesajı yayınladı.

TÜRK EĞİTİM-SEN Ana Sayfası’nda bayram ile ilgili kutlama mesajını Atatürk’lü bir resim ile kullanmış.Mesajda ise basın açıklamasını yapan Genel Başkan İsmail Koncuk yer alıyor.Mesajın içeriği de günün anlam ve önemine uygun. İçinde Türk, Ata, Atatürk bolca geçiyor.

Buraya kadar her şey normal.Ancak diğer mesajda normal olmayan bir durum var.

EĞİTİM BİR-SEN’in mesajı dikkatle okunduğunda içinde Türk, Atatürk adı hiç geçmiyor sadece bir kez Gazi Mustafa Kemal deniyor.

Kullanılan resimde çok anlamlı! Günümüz meclis salonundan genel bir görüntü.

Ne bir Türk Bayrağı,ne bir Atatürk resmi.

Mesaj okunduğunda ise adeta bir parti propagandası havası seziliyor.

Hemen hemen her konuda açıklamalar yapan ve altına ismini yazdıran Genel Başkan Ahmet Gündoğdu’nun ismi bu sefer mesajın altında yok.

Bu kadar “tesadüfün” “sehven olduğu" son günlerde sıkça duyduğumuz sözler.Bilinçli yapıldığını düşünmek bile istemiyoruz.

Bu arada eğer ellerinde Türk Bayrağı ve Atatürk resmi yoksa EĞİTİM BİR-SEN’li dostlarımıza yardım etmeye hazırız.

Mesajın içine de Türk, Ata, Atatürk yazmaktan korkmamalarını tavsiye ediyoruz.

Son olarak geçen yıl yayınlanan 23 Nisan mesajını ve 2009 yılında yayınlanan EĞİTİM BİR-SEN’in “Cumhuriyet Bayramı Mesajı”nı da sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Geçen yılki 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile 2009 Cumhuriyet Bayramı mesajınıda Türk, Ata, Atatürk kelimerini kullanmadan yazabildikleri için kendilerini de ayrıca KUTLUYORUZ!

Yine mesajı küçük bir kız çocuğu resmi ile vermelerini “Türk Bayrağı ve Atatürk resmi bulamadıklarından” olsa gerek diye düşünüyor önümüzdeki bayramlar için yardıma hazır olduğumuzu hatırlatıyoruz.



EĞİTİM BİR-SEN'in Geçen yıl yayınladığı 23 Nisan mesajı

Egemenlik Yetkisini Millet Adına Sadece TBMM Kullanmalıdır

Yurdumuzun düşman tara- fından işgal edildiği, bağımsız- lığımızın, milli ve manevi değerlerimizin tehlikeye düşü- rüldüğü karanlık bir tablodan; milletimizin destansı bir direnişle ayağa kalktığı, kendi geleceğiyle ilgili kararları kendisinin alabileceğini ortaya koyduğu aydınlık bir tabloya geçişi ifade eden TBMM’nin açılışının 90. yıldönümünü kutluyoruz.

 

TBMM, millet iradesinin yansıması, milleti özne kabul edişimizin sembolü, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran iradenin millet iradesi olduğunun göstergesidir.

 

Meclis’in kuruluşu, milletimizin sadece vatan topraklarını işgalden kurtarma ve kendisine vurulmak istenen esaret zincirlerini parçalama azminin değil, aynı zamanda ülkenin yönetim biçimi ile ilgili kararlılığının da anlamlı bir ifadesidir. Nitekim bu irade, İstiklal Savaşı’nı büyük bir kahramanlık ve kararlılıkla yürütmüş, vatan topraklarını işgalden kurtarmış ve Anadolu toprakları üzerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuştur. Bu iradenin temel dayanağı ise, milli egemenlik düşüncesi ve geleceğe ait kararları yine bizzat milletin kendisinin vereceği inancıdır.

 

Devletimizin ve demokrasimizin teminatı olan Meclisimizin önemi ve yüceliği de millet iradesine yaslanmasından, milletin kendi kendini yönetme biçimi olan demokrasinin temeli olmasından ve nihayet millete ait olan egemenlik hakkını millet adına kullanmasından gelir. Bugün bu bilinç ve kararlılıkla hareket etme günüdür. Bunu başarabildiğimiz takdirde aşamayacağımız hiçbir engel, çözemeyeceğimiz hiçbir sorun kalmayacaktır.

 

Kurulduğundan bu yana milli iradeyi eksen alan Türkiye Cumhuriyeti’nin bu özelliğini sınırlandırma arzusunda olan kişi ve oluşumlar hepimizin malumudur. Hatta bu arzunun fiile dönüştüğü 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 27 Nisan tarihleri, 23 Nisan’ın içerdiği anlamı gölgelemiş, Kurtuluş Savaşı sürecinde dahi var olan milli irade kesintiye uğratılmıştır. Bugün de milli iradeye karşı mücadele edenlerin varlığı bilinmektedir. Ancak gelinen noktada görüyoruz ki, bu toplum kendisini ve iradesini yok sayan kişilere ve oluşumlara pabuç bırakmayacak kadar demokrasisine ve özgürlüklerine sahip çıkma kararlılığındadır.

 

23 Nisan 1920’de bu millet tarafından ortaya konan ‘Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ iradesi, aradan geçen 90 yılda demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bezenmiş bir devlet kimliğiyle somutlaştırılmıştır. Bize düşen, milli irade ikliminin daha özgür, daha demokrat, daha sivil ve daha güçlü bir Türkiye’yi ortaya çıkarmak için başta çocuklarımız olmak üzere bütün bireylere yüksek demokrasi bilinci ve sarsılmaz milli irade algısı oluşturacak bir zemin oluşturmaktır.

 

İnanıyoruz ki, her türlü yokluğun ve yoksunluğun hakim olduğu 1920’lerde milli iradeye tutunan bu toplum, aradan geçen sürede gerçekleştirdiği atılımlarla sahip olduğu imkan ve kabiliyetlerini milli iradenin daha da kuvvetlenmesi için seferber edecektir. Bu tespiti haklı kılacak en somut örnek ise, son dönemde ortaya çıkan milli irade karşıtı eylemlerin faillerinin amaçlarına ulaşmadan tarafsızlığına inancımızı koruduğumuz yargı organlarının önünde hesap veriyor olmalarıdır. Daha önemlisi ise, bu kişi ve oluşumların taraftar bulamamaları ve milletimiz tarafından onaylanmamasıdır.

 

Eğitim-Bir-Sen olarak milletimizin iradesini önemsiyor, millete dayanmayan duruşların sahibi çeşitli organlarca paylaşılmaksızın ve hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmaksızın bu iradenin millet adına TBMM tarafından kullanılmasından yana tavır koyuyoruz. Bunun için de, ‘egemenlik yetkisini millet adına sadece TBMM kullanabilir’ ibaresinin Anayasa’da yer almasını istiyoruz. Millet iradesinin tam olarak tecelli edebilmesi için bu şarttır.

 

Demokrasinin kurum ve kurallarıyla yaşamasına kısıtlamalar getiren, demokratik teneffüsün dar bir alanda gerçekleştirilebileceğine ilişkin şerhler koyan ve demokratik ilerleyişi bir koridor içerisine hapseden uygulama biçimlerine sonuna kadar karşı olduğumuzu, tüm gücümüzle karşı duracağımızı bir kez daha belirtiyoruz.

 

Ülkemizde toplumsal barışın ve huzurun demokrasiyi içimize sindirmek ve millet iradesini egemen irade olarak kabul etmekle mümkün olacağına inanıyor, TBMM’yi kuran, Milli Mücadele’yi gerçekleştiren aziz şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.






EĞİTİM BİR-SEN'in 29 Ekim 2009 Cumhuriyet Bayramı Mesajı

Özlenen, Halkıyla Barışık Bir Cumhuriyet


Tarih boyunca hakkı, adaleti yeryüzüne hâkim kılmak için mücadele veren ve bu mücadele sırasında Asya’da, Avrupa’da, Afrika’da geniş topraklara hükmeden milletimiz, 19. yüzyılın sonlarında adeta tarih sahnesinden silinme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Uzak coğrafyalardaki toprakları elinden çıkmakla kalmamış, Osmanlı uygarlığının merkezi olan Anadolu da düşman tarafından işgal edilmiştir. Bu cendereden kurtulmanın tek yolu olarak yeniden bir mücadeleyi kuşanmak ve elde kalan son dermanı, son imkânları bu mücadeleye hasretmek gerekmiştir.

 

Milli mücadele, bir var olma kavgası olarak cereyan etmiş, Anadolu topraklarını vatan bilen herkes, canını, malını, ırzını, namusunu, toprağını korumanın, kurtarmanın mücadelesinden galip çıkmıştır. Milletin özne olduğu bir mücadelenin ertesinde devlet düzeni olarak millet-egemen bir yapı öngörülmüş, mücadeleyi yürüten Büyük Millet Meclisi, 29 Ekim 1923’te devletin rejiminin cumhuriyet olduğunu ilan etmiştir.  

 

Cumhuriyet, halkın kendi kendisini yönetmesidir. Halk bu eylemi, demokrasi vasıtasıyla yerine getirir. Demokratik cumhuriyetlerde halk, demokratik usullerle kendi içinden temsilciler seçer, halkın temsilcileri de halkın beklentileri doğrultusunda yasalar yapar ve yönetir. Beklentilerin gerçekleşmemesi durumunda yine demokrasi devreye girer, halk yeni temsilciler seçerek sistemi tazeler. Demokrasinin bulunmadığı cumhuriyetlerde halkın kendi kendisini yönettiğinden söz edilemez. Nitekim dünyada adında cumhuriyet bulunan ancak halkın hiç esamisinin okunmadığı, diktatöryal mahiyet arzeden pek çok yönetim bulunmaktadır.

 

Ülkemiz demokrasisi, bugün hala oturmuş değildir. Tam manasıyla demokratik bir sisteme sahip olduğumuz söylenemez. Cumhuriyetimiz, uzun zaman darbelerle örselenmiş, manipülasyonlarla sündürülmüştür.  Halkın temsilcileri alaşağı edilmiş, idam edilmiş, siyasi yasaklar getirilmiş; adeta ‘halk kendi kendisini yönetmeyi bilmez’ anlayışıyla vesayet sistemi uygulanmıştır. Cumhuriyetin 86. yılında yapılması gereken; geçmişin kötü izlerini taşıyan, darbe döneminde örülmüş, kurumların reflekslerini gözeten anayasa yerine, millet hâkimiyetinin kuşattığı, milletin menfaatinin ve mutluluğunun öncelendiği sivil, demokratik bir anayasanın hazırlanmasıdır.

 

Cumhuriyetin 86. yılında önemli bir sorun olarak ‘ideolojik devlet’ sorunu karşımıza çıkmaktadır. Halkın belirleyici olduğu bir mücadeleyle şekillenen devlet, kendisine bir ideoloji biçmiş, bu ideolojiyi tanıyan, benimseyen vatandaşlarıyla barışık yaşamış, sosyal, kültürel beslenmesine binaen devletin ideolojisiyle çelişen bir görüşü, yaşama biçimini taşıyan vatandaşlarını ötekileştirmiş, her fırsatta biçimlendirmeye çalışmıştır. Devlet, insanının mutluluğuna hizmet eden bir araç olmaktan çıkmış, insanlar devleti kutsayan birer figüran haline dönüştürülmeye çalışılmıştır. Devletin ideolojik bürüntülerden arındırılması gerekmektedir. Devlet, millet içindir. Devlet; Türküne, Kürdüne, Lazına, Çerkesine; Alevisine, Sünnisine, Ateistine; başı örtülüye, başı açığa eşit mesafede durmalı, vatandaşları arasında ayrımcılık yapmamalıdır.  

 

Cumhuriyetin 86. yılında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, anakronik bir müessese olarak tanımlanmasına yol açacak uygulamalardan vazgeçmeli, halkının mutluluğunu, refahını, yücelmesini gözeten; çağdaş, bu topraklar üzerinde yaşayan ve kendisini vatandaş olarak tanımlayan herkesi candan kucaklayan, demokrasinin tüm kurallarıyla işlediği, şeffaf bir yapıya kavuşmalıdır.




RESİMLERİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ


Güncelleme Tarihi: 23 Nisan 2011, 00:00
YORUM EKLE
YORUMLAR
Aşikara tarif gerekmez
Aşikara tarif gerekmez - 10 yıl Önce

Yoreuma gerek bırakmayacak kadar açık.

mehmet ertaç
mehmet ertaç - 10 yıl Önce

yazık..çok yazık..ne hallere düştük.Türk kelimesinden utanan anayasadan çıkarmaya çalışan bir zihniyet..

söz sahibi
söz sahibi - 10 yıl Önce

gayet güzel bir mesaj neden zoruna gitti bazzılarının anlamadım.

Ahmet ÖZTÜRK
Ahmet ÖZTÜRK - 10 yıl Önce

SİZDE Mİ ATATÜRK TEN NEMALANMAYA BAŞLADINIZ. MİLLETİ BİR KİŞİYE İNDİRENLERDEN SİNİZ.

SIRADAKİ HABER