Milli Eğitim Bakanı Ne Kadar Yetkilidir!..

      Efendim sürekli haberlerde Milli Eğitim Bakanı açıklama yapıyor deniliyor ancak bakanın açıklamaları artık öğretmenler arasında da bir temenni ve iyi niyet dileğinden öteye gidemiyor. Eğer bakanlık bürokrasisi bir yetki kullanıyorsa o da ötekilerden arta kalan bir yetkidir. 
Eğer bakanlık yetki kullanabilseydi kendisine göre bir bürokrasi oluşturabilirdi, oluşturamadı.
 Eğer yetki kullanabilseydi defalarca mülakatın kalkması gerektiğini ifade ettikleri hala mülakat yerinde durmuş olmazdı. Ya tarafsız kurullar oluşturulur mülakat yapılırdı ya da tamamen kaldırılırdı ve mülakat yapıyoruz ama sınav puanını esas alıyoruz komedisi olmazdı.
 Eğer bakanlık yetkili olsaydı mahkeme kararlarını uygular, gelecek adına risk almazdı. 1709 Şube Müdürü için hep bahane üretmezlerdi. 
 Eğer bakanlık yetkili olsaydı devletin süreklilik ilkesinin ihlaline göz yumamazdı. 2014 yılında görevden alınan müdürlerin hem hukuk kararı gereğince hem de sınavla kazanılmış haklarını iade etmesi gerekirdi.
Eğer bakanlık yetkili olsaydı verdiği kararların arkasında dururdu ve atadığı yöneticinin kararnamesi yollarda değişmezdi.
Eğer Milli Eğitim Bakanlığı yetkili olsaydı yan yana olan iki okuldan birinin sınıf mevcudu onlarda diğeri ikili eğitim yaparken bile mevcudu kırklarda okul olmazdı. Buna ne vicdan ne akıl müsaade etmezdi ve bu durum değişirdi.
   Tabi ki bakanlık yetkili olsaydı eğer okullar yüz yüze eğitim yapacaksa bunun kararını bir ay önce verirdi, ya da telafi eğitimi nasıl olacaksa çok önceden tüm detaylarıyla kamuoyuyla paylaşılırdı.
      Sadece güncel birkaç konu bile bize gösteriyor ki Milli Eğitim öylesi bir kıskaç altındadır ki bu bakanlıkta yönetici olanlara Allah kolaylıklar versin. Bir yandan çeşitli çıkar odaklarının kurdukları koalisyonlar, öte yandan maarif vakfı vasıtasıyla sürekli eğitime müdahaleler, öbür yandan eğitim politikalarında görevlendirilen kurul,  bilim kurulu ve bir de hükümet edenlerin ya da siyaset adamlarının sürekli talepleri. Milli Eğitimi takip eden herkes bilir ki işler aklın ve ilmin ışığında yürümüyor. İşler bana göre bize göre insan yetiştirme odaklı yürüyor. 
  Bugünlerde basın Ziya Selçuk telafi eğitimi ile ilgili ne diyecek, yüz yüze eğitim konusunda nasıl bir açıklama yapacak diye sürekli başlık atsa da içi boş yazılardan öteye gidemiyor.  Çünkü yüz yüze eğitim ne zaman yapılacak, telafi eğitimi nasıl yapılacak konusunda bile ilk açıklamayı yapma şansına sahip olmayan bir bakanlık vardır. 
     Doğrusu bunu var olan bilginin birikimin köreltilmesi, etkisiz hale getirilmesi olarak görmek haksızlık sayılmaz. İşin mutfağında olmayanların karar vermesi hiçbir zaman sağlıklı sonuçlar doğurmamıştır. Bundan sonra da doğurma ihtimali yoktur.
      Sonuç olarak; Ortak aklın devrede olmadığı, birçok unsurun söz sahibi olduğu Milli Eğitim Bakanlığında yanlış giden işleri yalnızca bakanlığa yüklemek haksızlıktır. Milli Eğitimi yeniden  “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir.” “Hayatta iki rehberim vardır. Biri akıldır öteki ilimdir” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yola getirmeden bu sıkıntılar bitmeyecektir. Artık bakanlıkta yetkisiz sorumlular yerine yetkili ve sorumlu kişilerin görev yapma vakti gelmedi mi?

YORUM EKLE