ÖĞRETMENLERE EN BÜYÜK MÜJDE

Bugün yeni eğitim öğretim yılının ilk ders zili çalmaktadır. Bir milyon öğretmen, yeni Bakan Sayın Selçuk’un atanmasından dolayı son derece umutlu bir şekilde yılın ilk dersine girmeye hazırlanmaktadır. Bu umutların boşa çıkmaması için milli eğitimde acilen yapılması gereken bazı operasyonlar bulunmaktadır. Cumhuriyet tarihimizde, gelmiş geçmiş bakanlar arasında, eğitimde teorik birikime ve uygulama deneyimine en çok sahip olan, Türkiye’yi ve dünyayı tanıyan ve takip eden Milli Eğitim Bakanı iş başındadır. Öğretmenler kendilerini anlayan, söylemleriyle kendilerinden birisi olduğunu ıspatlayan Bakan’dan radikal icraatlar beklemektedir. Göreve ilk geldiği gün ALO 147’yi kaldırarak öğretmenlerin üzerindeki veli baskısına son verdiği gibi, öğretmenlerin veli baskısından daha çok hissettikleri ve baş etmekte zorlandıkları yönetici baskısını kaldırmasını beklemektedir. Bu yöneticilerin yaptıkları icraatları tebdili kıyafet okula giderek yada bizzat her okuldan rast gele öğretmeni arayarak birkaç dakikada öğrenebilirsiniz. Bir milyon öğretmenin nelere maruz kaldıklarına ilişkin ne demek istediğimi daha iyi açıklayabilmek için birkaç örnek vermem yerinde olacaktır. Nişanlı bir kadın öğretmenimiz evlilik hazırlığı yaparken, okulunda görevli ve evli bir müdür yardımcısının sürekli kendisine evlenip ne yapacaksın, boşver evlenme diyerek evlilikten caydırmaya çalışması, taciz denilebilecek boyutlara varan garip mesajlar atması sonucunda bu öğretmenimiz ciddi sorunlar yaşamıştır. Yıllarca bu durumun acısını çekmektedir. Bir başka örnekte, 25 öğretmen yaz seminer döneminde, formatör olduğu için eğitim vermek amacıyla görevlendirilmiştir. Görevli öğretmenler vaktinden önce eğitim yapılacak okula geldiklerinde ilk olarak okul müdür yardımcısının aşırı sert, tepeden bakan tavırlarıyla karşılaştıklarında çok şaşırmışlardır. Ardından il milli eğitim şube müdürünün, “size bakanlıktan malzeme almanız için 100 TL ödenek verildi, her biriniz bu okula iki top kağıt bağışlayacaksınız” demesinden oldukça rahatsızlık duymuşlardır. Bu tavırla karşılaşan öğretmenlerden bazıları 16 saatlik yoldan gelmiştir. Özverili bir çalışma sonrasında çok güzel geçen eğitim için hiçbir teşekkür alamayan formatör öğretmenler çocuk azarlar tavırla kağıt isteyen şube müdürünü gördüklerinde büyük bir hayal kırıklığına uğramışlardır. O okula, kendilerine belge karşılığı verilecek olan ödenek haricinde bir kaynak üreterek, il milli eğitim şube müdürünün istediği 50 top kağıt yerine, 77 top kağıt alarak hediye etmişlerdir. Üçüncü olarak, Başkent’te bir okul müdürünün bir buçuk yıldır devam eden psikolojik baskısına boyun eğmek istemeyen bir öğretmenin, cesaretini toplayarak şikayette bulunmak istemesi sonucunda yaşadıklarını içermektedir. Daha önce 18 soruşturması bulunan müdür, öğretmenine sendika değiştirme tehdidi başta olmak üzere, okulda yalnızlaştırmaya çalışma, iftira atma ve mobing uygulamaktadır. Yaptıklarına karşın müdüre bu yaptıklarınız suç teşkil ediyor sizi şikayet edeceğim diyen öğretmene, “Cumhurbaşkanı da olsa farketmez, dikkat et yaptıkların ayaklarına dolanmasın” demiştir. Akrabası milletvekili olan, iktidara yakın sendikanın üyesi bu müdür için ilçe milli eğitim müdürlüğüne giderek durumu ifade eden öğretmenin eşine, ilçe milli eğitim şube müdürü, devletin dili yazıdır. Yazılı olarak şikayetinizi yapın demiştir. Aynı şube müdürü sabah erkenden okula giderek, ilgili öğretmen ile başbaşa görüşmüş, kızım şahidin var mı? Bu işler kolay değil, isterseniz sizi yüzyüze görüştüreyim, bu işi büyütmeyin diyerek arabuluculuk bahanesiyle aba altından sopa göstermiştir. Devletin dili yazıdır diyen şube müdürü, arabuluculuk yapma isteklerini yazılı yapmak yerine sözlü olarak ifade ederek öğretmenin üzerindeki baskıyı meşrulaştırmıştır. Bu durumla ilgili öğetmenin eşi ilçe milli eğitim müdürünü arayarak, durum hakkında bilgi vermek istediğinde, ilçe milli eğitim müdürü ise, ne olmuş bunda aralarını yapmaya çalışmış şube müdürüm demiştir. İlçe milli eğitim müdürü, şube müdürleri, okul müdürleri birbirlerini korumak yerine hakkı ve adaleti tesis edecek kanunları uygulamalıdır. Bir milyon öğretmenin hiç birisi kimseden iltimas beklememektedir. Sadece kanunlara uygun hareket edilmesini, hak ve hukuklarının korunmasını, huzurlu bir çalışma ortamının sağlanmasını istemektedir.

Sayın Bakanım ve Milli Eğitim Bürokratları sizlere güveniyoruz. Öğretmenler olarak yaşadığımız baskıların azalması için elimizden geleni yapmaya hazırız. Yeter ki hukuk bizi korusun, yeter ki idareciler tarafından adalet ile hükmedilsin. Bu konuda biz öğretmenlere büyük müjdeyi verirseniz, Biz daha huzurlu çalışır, ülkemizin ihtiyaç duyduğu eğitim anlayışının yerleşmesi için canımızı dişimize takar çalışırız. Kendimizi geliştirir, ülkemizin geleceğini aydınlatmak için projeler üretiriz.  

YORUM EKLE
YORUMLAR
Aslan ulusoy
Aslan ulusoy - 2 yıl Önce

Hasan hoca sagolsun kalbimizden gecenleri dile getirmiş insAllah yeni bakan biz ogretmenlerin ve tum egitim camiasının sorunlarina dogru sekilde neşteri vurur