SANAT HALİNE GELEN DALKAVUKLUK!..

Nihat Sami Banarlı “Memleketlerinde dalkavukluğu ve riyakârlığı sanat haline koyduranlar büyüklerdir” diyerek aslında dalkavukluğun kaynağını göstermektedir. Sadi ise; “..Önce iyiyi kötüyü ayırt etmek, akıl, tedbir lazım, sonra saltanat. Aksi olursa bu saltanat Tanrı’ya karşı cenk silahıdır.” Diyerek aslında yönetenlere erdemli olun çağrısı yapmaktadır.

Son yıllarda ahlak, fazilet, erdem gibi değerleri bir kenara bırakarak güce teslim olmak, rüzgara göre yön değiştirmek toplumda salgın bir hastalık haline geldi. Bu bir zan değildir, bizzat gördüklerimiz ve yaşadıklarımızdır. İşte size örnekleri; Türk Yerel Hizmet Sen Büyükçekmece de kaç dönemdir yetkili sendikadır. Belediye aynı partide değişen bir şey yok, ne olduysa birden yazı işleri müdürü çağrılıyor ve Türk Yerel Hizmet Sen üyelerinin tamamının istifa ettirilmesi sağlanıp 251 kişi ilgili belediyenin gösterdiği sendikaya üye yapılıyor. Bir günde 256 üyeden yalnızca 5 kişi kalıyor. Onlara da baskı yapılmak isteniyor ancak bu arkadaşlar bu dönme dolaba binmiyorlar.

Bir başka örnek; 2007 yılında Kamu sene bağlı Türk Yerel Hizmet Sen’de geçmişte yönetim görevi almış kişi, istifa edip Bem Bir Sen’e geçiyor. Büyük Şehir Belediye başkanı değişiyor. Tekrar Türk Yerel Hizmet Sen’e geçmek istediğini söylüyor ve geçiyor. Aradan iki ay geçmeden hayda yine istifa ediyor bu sefer de Tüm Bel Sen Yerel Hizmet Sen’e geçiyor.

Gelelim Milli Eğitim ve diğer kurumlarımıza. Özellikle okul kurum müdürlerinin baskısından şikâyet eden sözleşmeli öğretmenlerin sayısı her gün artmaktadır. Bir hafta önce Arnavutköy’de baskıyla üye yapılan bir öğretmen için gittiğimiz okulda problem çözüldü sandık. Ancak bizden sonra Müdür aynı aymazlığı tekrar etmiş ve öğretmene; “Beni nasıl şikâyet edersin ben sana yapacağımı bilirim” diyerek öğretmeni tehdit etmiştir.

Dün Gaziosmanpaşa da bir öğretmenimizin adeta isyan koparan e postası basına düşmüştü. Kendisini odasına çağırıp saatler süren ikna çalışmaları sonuç vermeyince Müdür öğretmenimize bu kez de baskı uygulamaya çalışmıştı. Bunlar ne ilktir ne de son olacaktır. Çünkü ne hikmetse her yanlışın bir kılıfı olduğu gibi bu kişiler de kılıf uydurmaktan asla geri durmazlar.

Tarih göstermiştir ki, İnsanoğlunun yaradılışında her hatasına, her yanlışına mutlaka bir bahane bulmak vardır. Yaptım ama bir sor niye yaptım demek adeta temize çıkmak için sabun gibi kullanılır olmuş. Ancak sizin karşınızdakine sezdirdiğiniz ne ise tavrınızın öyle değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Haydi bir kişi bahane uydurup şikayetçi oldu, iki kişi, üç kişi!.. Bu kadar çok sayıda insanın baskı ve zulme rıza göstermediği ya da kendisini baskı altında hissettiklerini nasıl inkar edebilirsiniz? Bir de bunu dillendirmeyen ya da baskıları sineye çeken sinmiş yığınları ne yapacağız?

Sonuç olarak manzarada vahim resimler vardır. Eğer belediye de oluyorsa bu Belediye başkanının sorumluluğudur. Bakanlıkta oluyorsa bu bakanın sorumluluğudur.

Hem belediye başkanlarına hem de Sayın Ziya Selçuk Bey’e sesleniyoruz!.. Bu tavırlar çalışma barışını bozar, verimliliği düşürür. Kişi hak ve hürriyetini kısıtlayan bu baskıların derhalde son bulması için bir an önce adım atın! Yapmanız gereken çok basit bir iş vardır. Bir yazı çıkartıp tüm kurumlara gönderirsiniz. Çalışanların sendikal tercihlerinde özgür olduklarını ve bundan dolayı baskı uygulayan her kim olursa olsun ağır bir şekilde cezalandırılacağını yeniden bildirin ve gereğini yapın!.. Aksi olursa memlekette dalkavukluk sanat haline gelmekten çıkmaz ve gerçekten de bu topluma en büyük kötülük dalkavukluktan gelir!..

YORUM EKLE