Anne-babalara karne uyarısı

Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullardaki 20 milyonu aşkın öğrenci, bugün karnelerini alarak 16 günlük yarıyıl tatiline giriyor... Uzmanlar karne gününe ilişkin ebeveynlere uyarı ve tavsiyelerde bulundu. Çocuğun başka bir öğrenciyle kıyaslanmaması, ödüllendirici ve cezalandırıcı davranışlardan uzak durulması gerektiğine işaret edildi.

Anne-babalara karne uyarısı

Okullarda 2023-2024 eğitim yılının birinci döneminin sonuna gelindi. Bugün milyonlarca öğrenci karnelerine kavuşuyor. Bu süreç bazı öğrenciler için daha pozitif duygulara yol açabiliyorken bazıları için kaygı durumu yaratabiliyor. Ebeveynlerin çocuklarının karnelerine eleştirel bakış açısıyla yaklaşmaması gerektiğini ifade eden bir vakıf üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Meryem Demir Güdül, sömestir tatilinin nasıl planlanması gerektiği konusunda velilere tavsiyelerde bulundu.


Meryem Demir Güdül

KARNE YÜZDE 100 GÖSTERGE DEĞİL

Güdül, karnenin öğrencilerin bir dönem boyunca sergilemiş oldukları akademik performansın bir göstergesi olduğunu belirterek "Karne, öğrencinin tamamen yetenekleri ya da sahip olduğu çalışma alışkanlıklarının yüzde 100 göstergesi olamaz. Ebeveynlere de bu perspektiften bakmalarını tavsiye ediyorum. Bunu, öğrencinin başarı ya da başarısızlığının bir işareti gibi algılamak eksik olabilir" dedi.

ÇOCUKLA BİRLİKTE KEŞFETMELİ

Güdül, tavsiyelerini şöyle sürdürdü:

- Bence buradaki en önemli mesele öğrencinin nasıl bir gelişim gösterdiği, kendi içerisindeki gelişimi ve aynı zamanda neye ihtiyaç duyduğunu keşfetmek. Yani ebeveynler değerlendirici eleştirel bir gözden ziyade çocukla birlikte keşfetmeli, çocuğu ve onun akademik yaşamını birlikte anlamalı. 


İzmir: Balçova ilçesindeki Asil Nadir İlkokulu'nda birinci sınıfta okuyan öğrenciler karnelerini aldı.

KIYAS YAPMAK OLUMSUZ 

Ebeveynlerin çocuklarını bir başka çocukla kıyaslamaması gerektiğini belirten Güdül, şunları söyledi:

- Ebeveynlerin çocuklarını diğer çocuklarla kıyaslamaları ya da karne sonuçlarına göre onlara yönelik cezalandırıcı hatta ödüllendirici davranışları ne yazık ki çocuklar üzerinde olumsuz etkiler gösteriyor. Çünkü diğerleriyle kıyasladığımız zaman başarı kontrol edilemez bir hale dönüşüyor. Kontrol edemediğiniz bir şey üzerine çalışmakta çok anlamlı değil.

- O yüzden ebeveynler, çocukların kendi başarıları içerisinde ve kendi gelişimleri üzerine odaklanmalı. Böyle olduğu zaman çocuklar daha az kaygı yaşayıp süreçle ilgili daha fazla kontrol hissine sahip oldukları için çalışma motivasyonları artabilir. 

ÇOCUĞA OLUMLU GERİ BİLDİRİMLER VERMELİ 

Çocuklara ödül vermenin çok doğru bir yaklaşım olmadığını ifade eden Güdül, sözlerine şöyle devam etti:

- Bazı ebeveynler bu karne sürecine bağlı olarak çocuklarını ödüllere boğabiliyor. Ne yazık ki çocukların başarılarına yönelik ödüllendirmelerde istediğimiz başarıyı ya da istediğimiz davranışın kalıcılığını yakalayamayabiliriz. Çünkü ödül vermek çocukların aslında doğal olarak yaptığı bir şeyi dıştan kontrol etmek anlamına gelir ve ödüller sürekli sürdürülemez. Ödüllerin her zaman çocuk için aynı değeri taşıması mümkün olmayabilir. Ebeveynler çocuğun performansına ilişkin olumlu geri bildirimler vermeye özen göstermeli.


Kırklareli Atatürk İlkokulu'nda da öğrenciler karne heyecanı yaşadı.

- Buradaki anahtar nokta davranışlara ilişkindir, kişiliğine ilişkin değil. Mesela çok zekisin gibi geri bildirim çocuğun kontrol edemeyeceği bir şey üzerine geri bildirimdir ve çocukta başarısız olduğunda zeki değilim gibi bir algı yaratabilir. Bu da ne yazık ki çocukların daha çok kaygı yaşamasına ve çalışmaktan uzaklaşmasına yol açabilir. O yüzden yeterince çaba harcadın, bu dönem çalışmakta çok ısrarcı oldun, zorlansan bile çalışmayı sürdürdün gibi davranışlarına yönelik geri bildirimler yapılmalı.

- Buna bağlı olarak da elbette ki ödüllendirme süreci olabilir. Bunu kendisinin istediği bir süreçte ve davranışıyla ilişkilendirmeden yaşadığı zor dönemin sonunda keyifli bir ara tatili gibi düşünmek işlevsel olacaktır. Bu arada cezalandırmak hiç iyi bir yöntem değil, çocuklarımıza ceza vermek onların bize daha çok öfkelenmesine ve sürece ilişkin olumsuz bir tutum geliştirmesine yol açabilir. Bu nedenle çocuklar okuldan uzaklaşabilir diye konuştu. 

KESİNLİKLE CEZALANDIRICI-YARGILAYICI OLMAYIN

Bazı öğrencilerin özel öğrenme güçlükleri olduğunu söyleyen Güdül, ailelere dönük uyarılarını sürdürdü:

- Bazı öğrenciler ne kadar odaklansa da öğrenmeyle ilgili yaşadıkları zorluklar gibi faktörlere bağlı olarak başarısızlıkları olabiliyor. İşte burada ebeveynler eleştirel tutumdan ziyade keşfedici bir tutum içerişinde olup çocuğun yaşadığı başarısızlığın kaynaklarını birlikte keşfetmeli. Eğer burada psikolojik süreçler yani kaygı, dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü gibi durumlar söz konusuysa bunlarla ilgili de yardım almaları çocuğun akademik başarısını artırmada oldukça etkili bir yöntem olabilir.  

- Velilerin kesinlikle yapmaması gereken şey cezalandırıcı yargılayıcı bir tutumdur. Aynı zamanda hiç önemsememek, boş vermek ya da başarısızlıkları görmezden gelmekte bir o kadar kötü. Burada yapılması gereken şey buna yeterince önem vermek, bunun önemli bir gösterge olduğu, başarılı durumların takdire açık başarısız durumların ise gözden geçirilip birlikte çözülecek sorunlar olarak değerlendirilmesi en ideal çözüm olabilir.


Karabük: Şehit Mehmet Dinçel İlkokulu'nda okuyan öğrenciler karnelerini aldı.

ARA TATİL İÇİN BİRLİKTE HEDEF BELİRLENEBİLİR 

Özel gereksinimli çocukların kendi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini bildiren Güdül, ara dönem içinse şu tavsiyeleri sıraladı:

- Ara dönemde tamamen derse odaklanmak ya da tamamen tatil gibi iki uçlu seçenekten ortalarda olmayı daha çok öneriyorum.  Burada yapılacak şey şu; karnenin sonucuna bağlı olarak çocuğun ihtiyaçları üzerine konuştuktan sonra çocukla birlikte ara tatil için bir hedef belirlenebilir. Bu ara tatilde çocuk neleri yapmak istiyor, ebeveyninden ne bekliyor? Bunlar konuşulmalı. Mutlaka tembel gün diye tanımlayabileceğimiz, çocuğun hiçbir şey yapmadığı, tamamen özgürce oyunlar oynadığı bir gün sağlanması çok önemli.

- Bunun dışında çocuğun ihtiyaçlarına bağlı olarak bir plan ve program çerçevesinde ebeveynin de beklentisine uygun şekilde bir planlama yapabilirler. Çocuklarımızı evde ders çalışmaya zorladığımız zaman muhtemelen ekrana yöneltmiş olacağız. Onun yerine ders çalışmanın, eğlencenin ve sosyalliğin yer aldığı bir program çok daha işlevsel olur. 

Sözcü Gazetesi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER