Öğretmenler neden görevden kaçıyor

Trakya Üniversitesi öğretim üyesi Ali Bey Doğu Anadolu Bölgesinde yedi ayrı merkezde öğretmenlerle görüşmüş. Görüşülen öğretmenlerimiz çalıştıkları bu bölgede görev yapmak istemediklerini ifade etmişlerdir.

Öğretmenler neden görevden kaçıyor
Öğretmenlerin haklı gerekçeleri bir hayli fazla olmakla birlikte, olaylara daha farklı açılardan da bakmaları gerekmektedir. Öğretmenlerin bu bölgelerimizde görev yapmaktan kaçınmalarının en başında can güvenliğinden yoksun olmaları gelmektedir.
Bu durumda gösteriyor ki devlet üzerine düşeni yapmıyor. Yapılmayan görev sonucu devlete olan güven kalmıyor. Eğer dün onlarca öğretmen okul bahçelerindeki bayrak gönderlerine asılarak şehit edildiği halde görevlerine devam ediyordu da, bugün on iki öğretmen dağa kaldırılınca oralardan kaçınılmaya çalışılıyorsa bir yerler kendilerini sorgulamalıdır.

Bölge halkının göç ettiği yerde, savunmasız olan öğretmenin yapabileceği bir şey olmadığına göre, tercihini o bölgemizden kaçma yönünde kullanmak istemesinden doğal bir şey olamazdı.
Okullarımızın fiziki durumu ise ayrı bir sorun oluşturmaktadır. Okuldan yeni mezun idealinin zirvesinde bir genci tek başına kırsala gönderip birleştirilmiş sınıflarda derse sokmak o insanı sukutu hayale uğratarak meslekten soğutmaktır.

Hayatında sobayı görmemiş, temizliğinin yapılışına şahit olmamış bir insana personel yokluğundan dolayı okulun sobasını yaktırıp temizliğini yaptırmaya kalkarsanız, siz okula öğretmen değil hizmetli göndermiş olursunuz ki o zaman da ne eğitim öğretimden ne de oradaki öğrenciye verilecek hizmetten fayda elde edebilirsiniz. İşte o zaman diğer bölgelerdeki meslektaşlarıyla aynı statüde olma adına öğretmen bulunduğu yerden kaçmaya çalışır.

Kırsaldaki okullara ödenek gönderilmediği için yakacağından tebeşirine kadar halk tarafından karşılanan giderler, ne acı ki araştırma yapılan bölgelerde terör baskısı sonucu karşılanamadığı için öğretmenin de yapacağı bir şey olmaması sonucu işler aksamada. Bu durumdan sorumlu tutulan öğretmen tahkikata uğramaktadır.

Hiçbir sosyal yaşantısı olmayan bu bölgemizde, öğretmen evinden dışarı dahi çıkamayarak kendini dinlemeye devam ederken ya hastalanacak veya yeter deyip görevi bırakacaktır. Nitekim onlarca öğretmen tedavi görmektedir.

Ulaşım ise başlı başına bir sorun. Köyden kazaya maaşınızı almaya veya hastalandığınızda tedavi için dahi gidemezsiniz. Çünkü o yollarda neyle karşılaşacağınız belirsiz. Okulların ara tatili veya yaz tatillerinde gideyim de beni yetiştiren anamın elini öpüp varsa ihtiyaçlarını gidereyim deseniz, mutlaka uçakla yolculuk yapmak zorundasınız. Uçağa da devletin verdiği ücretle binilir mi siz takdir edin.

Her alanda reform yaptığını iddia edenler, iş öğretmenlerin zorluklarına gelince, güçleri yetse öğretmenlerin ücretlerini donduracaklardır.

Belki şu iddiada bulunabilirler, hazırladığımız  “Uçlar birleşecek veliler gülecek”  projesiyle okullara sponsor bulunacak ve sorunlar çözülecek diyebilirler.

Öğretmenin istenmediği bir yerdeki okullara kim ve hangi cesaretle sponsor olacaktır?

Öğretmenin ben sorunlu bölgede çalışmak istemiyorum demesinin bir başka nedeni ise yetiştirilme tarzıdır. Bir yerlerin isteği doğrultusunda hazırlanan programlarla yetiştirilen öğretmenlerden böylesine bir tepkinin gelmesi gayet doğaldır.

Allah korkusu ve vatan sevgisinden yoksun, insanı meta olarak gören zihniyetin ürünü olanların elbette hep farklı arzuları olacaktır. Aslında dün sorunların daha çok olduğu dönemlerde öğretmenler çalışıyor ve görevden kaçmayı düşünmüyordu da bugün ne oldu. Ha dün dündür bu gün bugündür denilebilir.

Eskiden ne deniyordu. Bayrağın dalgalandığı her yer vatan, orada yaşayan herkes benim kardeşimdir. Hizmet ise kutsal, kazanılan para ise helal olmalıdır.

Eğer bugün öğretmene bu inanç ve idealleri veremiyorsanız, o zaman maddi destek vereceksiniz. Yok, bu günkü mantıkla devam ederseniz yarınlarda çalışacak öğretmen bulamazsınız. O okullar ve orada okuyan çocuklar teröristlerin eline düşer ki, bu da bahçede dalgalanan ay yıldızlı al bayrak yerine bez parçaları dalgalanır, çocuklar ise birer vatan haini bölücü olur.

Yarınlarda dövünmemek için bugünden tezi yok, öğretmen yetiştirme programları ilmin ışığında değerlerimize göre yeniden ele alınmalıdır. Ayrıca öğretmenlerin dile getirdiği eksikler tez zamanda giderilmelidir. Öğretmenin ve bölge halkının devlete olan güveni yeniden tesis edilmelidir.

Bölücülerle işbirliği içindekilerle, askere ve polise devletin paralı katilleri diyenlere öğretmenlik yaptırılmamalıdır. Öğretmenliğin peygamber mesleği ve beyinleri şekillendirenler olduğu unutulmamalı ve unutturulmamalıdır.

ŞUAYİP ÖZCAN - YENİÇAĞ


Güncelleme Tarihi: 13 Ekim 2011, 00:00
YORUM EKLE
YORUMLAR
fukara
fukara - 10 yıl Önce

Ağalar gibi gittik çalıştık senelerce,kapımızın önünde 2 şarjör boşalttılar,tehdit edildik veliler tarafından,öğrenciler tarafından ama hiç yakınmadık yakınmayız da.Bizim yaşıtlarımız ve arkadaşlarımızda istanbulun göbeğinde adalarında memleketin engüzel yerlerinde doğu görevi yaptılar. Bizde insandık,memurduk,yaşamak istediklerimiz vardı.MEMLEKETİN HERTARAFI BİR;BÜTÜN;VE ŞARTLARI EŞİTTİR.HERKES BUNU AKLINA SOKSUN

fukara
fukara - 10 yıl Önce

Ağalar gibi gittik çalıştık senelerce,kapımızın önünde 2 şarjör boşalttılar,tehdit edildik veliler tarafından,öğrenciler tarafından ama hiç yakınmadık yakınmayız da.Bizim yaşıtlarımız ve arkadaşlarımızda istanbulun göbeğinde adalarında memleketin engüzel yerlerinde doğu görevi yaptılar. Bizde insandık,memurduk,yaşamak istediklerimiz vardı.MEMLEKETİN HERTARAFI BİR;BÜTÜN;VE ŞARTLARI EŞİTTİR.HERKES BUNU AKLINA SOKSUN

SIRADAKİ HABER